1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Bukarki 'En kötü barış, savaştan iyidir'
Bukarki 'En kötü barış, savaştan iyidir'

Bukarki 'En kötü barış, savaştan iyidir'

D.BAKIR- Özellikle son günlerde Suriye'ye olası bir askeri müdahalenin gündeme geldiği süreçte, konuyla ilgili olarak muhtelif siyasi partilerin temsilcileri de görüşlerini ve endişelerini kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyor.

A+A-
Diyarbakır siyasetinin renkli simalarından biri olan Medeni Seyrek Bukarki de, Suriye ile Türkiye'nin, küresel güçler tarafından birbirine düşürülmesine çalışıldığını belirterek, uyarıcı açıklamalarda bulundu.
 
Bir dönem CHP Diyarbakır İl Başkanlığı da yapan Medeni Seyrek Bukarki, 'Binlerce insanımızın hayatını kaybedeceği, bizi belki 50 yıl, belki de 100 yıl geri götürecek, telafisi imkansız sonuçlar doğuracak böylesi tehlikeli bir tezgâha sürüklenmek isteniyoruz.
Çocuklarımızın geleceğini  karartmayalım, ülkemizin geleceğinin ipotek altına alınmaya çalışıldığı bu karanlık girdaba karşı, her zamankinden daha dikkatli olmalı, birlik ve beraberliğimizi muhafaza edip, soğukkanlı hareket etmeliyiz.
 
Adeta bir takım çevreler, papatya falı açar gibi 'Suriye'ye müdahale olmalı mı, olmamalı mı?' tarzında, tabiri caizse hariçten gazel okumaya devam ediyor.
Ancak ne acıdır ki, hükümet yetkilileri ve sayın Başbakan, kamuoyu ve siyasi partilerin temsilcileriyle istişare etmek yerine, kendi bildiğini okumaya devam ediyor.
Askeri bir müdahaleden söz edilirken, bunun getireceği can kayıplarından da bahsetmemiz gerekiyor. Ama bunun yerine, Suriye'ye ekonomik içerekli başta olmak üzere bir çok alanda yaptırımlar uygulayıp, barış için zorlayabiliriz. Yani bir tek Askerimizin bile burnu kanamadan diplomatik yöntemlerle kesin sonuçlar alabiliriz.
Kaldı ki, uluslararası bir konsensüs sağlanmadan sadece Türkiye'yi ateş hattına sokmak, karanlık güçlerin ellerini ovuşturarak hayata geçirmeye çalıştıkları kirli bir tezgâhtan başka bir şey değildir.
Ayrıca Türkiye üzerinden NATO'nun yapacağı Askeri Bir harekât da, Türkiye'yi doğrudan hedef haline getirebilir.
 
Bu durumda Esad rejimi, Türkiye'yi sorumlu tutarak, bir hava saldırısına kalkışabilir.
Evet biz de Bir NATO üyesiyiz. Ama bu demek değildir ki, Suriye'ye yapılacak bir müdahalenin faturası tamamen bize yüklensin.
Aklı selim ile hareket etmek ve ince eleyip sık dokumak zorundayız. 
Allah korusun, ülkemiz üzerinden bir müdahale yapıldığı zaman, bunun sonuçlarını düşünmek bile, insanı ürpertiyor.
 
Artık kaybedecek hiç bir şeyi olmayan Esad rejimi, olabildiğince fazla ülkemize zarar vermek için, elinden geleni yapacaktır.
Hele hele kimyasal başlıklı bir füzenin ülkemiz topraklarına isabet ettiğini düşünmek bile uykularımızı kaçırıyor. Bu durum yüzlerce, hatta belki de binlerce masum ve savunmasız insanımızın hayatını kaybetmesine, bir o kadaran da yaralanmasına ve telafisi zor hastalıklara yakalanmasına yol açabilir.
İslami ve insani görevimizi yaparak, yanıbaşımızdaki mezalime tabii ki seyirci kalmayalım. Ama bir adım atacaksak, bunu çok ince düşünüp öyle atmalıyız.
Savaştan kaçan Suriyeli mültecilerin ülkemiz bütçesine olan maliyetinin yaklaşık 1.5 katirilyon liraya ulaştığını müşahade ediyoruz.
 
Diyarbakır başta olmak üzere, bir çok sınır illerimize mülteci Akını var. İçler acısı bu durum karşısında maalesef Avrupa ve diğer dünya ülkeleri, içi boş söylemlerden başka bir çözüm üretmiyorlar.
Bu kadim kentin bağrından çıkmış bir evladı olarak sesleniyorum:
Savaş istemiyoruz. Askerlerimizin, gençlerimizin, masum sivil vatandaşlarımızın göz göre göre katledilmelerini istemiyoruz.
 
Türkiye'nin demokratikleşmesini ve bugüne değin iktidar partisinin başlattığı barış sürecinin ve doğru gördüğümüz Bir takım reformların devam etmesini talep ediyoruz.
Aklıselim hakim kılınacağı, vatandaşlarımızın refah ve huzur içinde geleceğe dair umutlar besleyerek, hür ve özgür bir şekilde yaşamlarını idame ettirmelerini talep ediyoruz.
Aynı zamanda Suriye'de baskı ve zulüm içinde olan insanlara da, yüce Allah'tan; yardım niyaz ediyoruz.
İnşallah, bu anlamsız savaş bir an önce biter ve mülteci durumundaki binlerce Suriyeli, Ailesine, evine, bağına, bahçesine, çoluk çocuğuna kavuşur.
Artık iktidar ve muhalefet partileri, sık sık Bir Araya gelip istişare yapmalı, fikir teatisinde bulunmalıdır. Günlük kısır politik çekişmeler bir kenara bırakılmalı.
Asırlardır, ortadoğuda 'Ağabey' konumunda olan ülkemiz, yine bu konumuna uygun olarak, çözüm projeleri üretmelidir. 
Unutmayalım ki, en kötü barış, savaştan iyidir'. 
 

HABERE YORUM KAT