1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Bu da STK’lerin anayasa talepleri
Bu da STK’lerin anayasa talepleri

Bu da STK’lerin anayasa talepleri

Özgür Gazetesinin dünkü sayısında HDP’nin yeni anayasa ile ilgili önerilerini sıralamıştı. Peki sivil toplum örgütleri yeni anayasa hakkında ne düşünüyor. Onların anayasa ile ilgili talepleri neler.

A+A-

Diyarbakır’daki 649 sivil toplum kuruluşu yeni anayasa ile ilgili geçmiş dönemdeki tartışmalar sırasında bir araya gelmiş, aşağıdaki taleplerin yeni anayasada bulunmasını istemişlerdi. O talepler TBMM, Cumhurbaşkanı, Başbakan, siyasi partiler olmak üzere birçok kurum ve kuruluşa gönderildi. İşte o talepler:


“Öncelikle temsilde adaletin sağlanması için mevcut anayasada, seçim kanunu ve siyasi partiler kanununda özellikle de seçim barajı ile ilgili gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra yapılacak seçimle toplumun her kesiminin temsil edildiği bir meclis oluşturulmalıdır. Anayasa ancak bu şekilde toplumu kucaklayan bir toplumsal sözleşme niteliği kazanabilir.  Bir anayasanın demokratik olması, ancak o anayasanın toplum tüm yurttaşlarının eşit katılımı ve karıyla oluşturulmasıyla mümkündür. Bunun için toplumun tüm kesimlerinin görüşleri alınmalı, bu görüşler TBMM'de tüm partilerin çoğunluk değil çoğulculuk esasına göre oluşturdukları bir komisyonun çalışması ile şekillenmeli ve her aşamada kamuoyu ile paylaşılarak taslağa dönüştürülmelidir. Çoğunluk yerine çoğulculuk ilkesi, yasama ve tüm devlet faaliyetlerinde temel kural olmalı, sistem bu ilkenin gereklerine göre düzenlenmelidir.

Yeni anayasada insan ve insan onuru esas alınmalıdır. Tüm dezavantajlı gruplara yapılacak pozitif destek anayasada güvence altına alınmalıdır. Devlet tarafsız ve ideolojisiz olmalıdır. Devlet, farklılıkları değiştirip dönüştüren değil tüm ideolojiler, inançlar ve değerleri karşısında yansız bunlara karşı eşit mesafede duran, bunları ve kişisel, grupsal, hukuki, siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer hakların varlıklarının teminat altına alıp bunları koruyan ve geliştiren bir niteliğe sahip olmalıdır. Tüm hak ve özgürlükler meşruluğunu resmi ideolojiden değil, toplumdan vatandaşlardan almalıdır.

Anayasada hiçbir hükme kutsiyet atfedilmemeli, değiş(tiril)emez veya değişmesi teklif edilemez hükmü olmamalıdır. Hiçbir ırka vurgu yapmayan, Türklük ile Kürtlük ve diğer etnik kimlikler arasında ayrımcılığı esas almayan bir anayasal vatandaşlık tanımı olmalıdır. Farklı kimlikleri vatandaşlığın kazanılması veya kaybedilmesinde esas almayan bunların bir arada yaşamasını mümkün kılan bir anayasal vatandaşlık bağı düzenlemesi olmalıdır. Hiç kimse kendi iradesi dışında vatandaşlıktan çıkarılmamalıdır. Her bireyin hiçbir şarta bağlı olmaksızın eğitim hakkına sahip olduğu belirtilmeli, ayrımcılığı besleyen beyanlar kaldırılmalı, anadilde eğitim talep eden tüm etnik kimlikler için devlet tarafından parasız olarak sağlanmalıdır.

Hiç kimse etnik veya diğer farklı özellikleri veya kılık kıyafetinden dolayı eğitim hakkından mahrum bırakılmamalıdır. Herkes için din ve vicdan özgürlüğü sağlanmalıdır. Bireylerin bir dine inanma veya inanmama özgürlüğü korunmalı grupların kendilerinin belirlediği din ve inanışlara yaşama ve bunları yayma hakları güvenceye bağlanmalıdır. Hiç kimsenin inancının gereğini yerine getirmesi nedeniyle mağdur olmaması sağlanmalıdır. Devlet inanan, inanmayan tüm görüşlere eşit mesafede dur durak inanç guruplarına müdahale etmemeli, kişi veya gurupların birbirlerine baskı yapmalarını önlemelidir.

Askerin bürokrasinin ve yargının seçilmişler üzerindeki vesayetine son verilmeli, halk iradesinin hakimiyeti sağlanmalıdır. MGK kaldırılmalı Genelkurmay Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı ve ona karşı sorumlu hale getirilerek üst düzey askeri personel ile yüksek yargı mensuplarının seçiminde seçilmişlerin yetkileri arttırılmalıdır. Anayasa; hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına dayanmalıdır. Kuvvetler ayrılığı belirgin olmalı, kararlarında devleti değil, adaleti esas almalı, bağımsız ve tarafsız olmalıdır. Yargıda çok başlılığa, TMK, CMK, TCK mağduriyetlerine son verilmeli.

Hukuki güvenlik ve özgürlük hakkının kullanımının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Yasama, yürütme ve yargı organları dahil olmak üzere halk adına görev yürüten herkesin düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamı dışındaki tüm eylem ve faaliyetleri için dokunulmazlıklar kaldırılmalıdır. Tüm kurum ve kuruluşların işlemlerine karşı etkin bir yargı denetimi oluşturulmalı devletin tüm kuruluşları hesap verebilmelidir. İdeolojik ve milli gerekçelerle siyasi partilerin faaliyetleri sınırlandırılmamalı siyasi partiler kapatılmamalıdır. Devletin aşırı merkeziyetçi bürokratik yapısı küçültülmeli, atanmışların ve merkezi yönetimin seçilmiş yerel idareler üzerinden vesayetine son verilmelidir.

Gerek demokratikleşmenin sağlanması gerekse bölgenin kaynaklarının bölgenin gereksinimleri doğrultusunda en verimli kullanımını sağlama açısından bölgesel düzeyde yerinden yönetim ilkesi yaşama geçirilmelidir. Düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalı temel hak ve özgürlükler hiçbir gerekçe ile sınırlandırılmamalıdır. Emekçilerin kazanımı olan hukuksal yönden bağlayıcı nitelik taşıyan ekonomik, sosyal ve kültürel haklar konusunda uluslar arası sözleşmelerin uygulanması iç hukukta teminat altına alınmalıdır”

Bu haber toplam 1474 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler