1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Börü Davası İzmir'e
Börü Davası İzmir'e

Börü Davası İzmir'e

Birçok hatalı tutuklama kararlarıyla dikkat çeken Yasin Börü davası da kaçırıldı.

A+A-
İddianamede yer alan kimi sanıkların askerde ya da hastanede olduğu ortaya çıkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın her fırsatta dile getirdiği Hüda Par üyesi Yasin Börü ve arkadaşlarının öldürülmesi davası da olay mahallinden kaçırıldı. Adalet Bakanlığı, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin güvenlik gerekçesini öne sürdüğü nakil talebini kabul etti. Bakanlık, davanın İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmesine karar verdi.
 
 
Diyarbakır ve bölge kentlerinde Kobani'ye destek eylemlerini sürdüğü 6,7 ve 8 Ekim 2014 tarihlerinde yaşanan olaylar sırasında öldürülen Hür Dava Partisi üyesi Yasin Börü, Riyat Güneş, Ahmet Dakak ve Hasan Gökoguz cinayetlerine ilişkin dava da olay yerinden kaçırıldı.
Cinayetlerle ilgili olarak 27'si tutuklu, toplam 34 kişi hakkında "Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmek", "Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak", "örgüt propagandası yapmak" suçlamalarıyla açılan davaya bakan Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, güvenlik gerekçesini öne sürerek, 30 Mart'ta Adalet Bakanlığı'na başvuruda bulunup, dosyanın başka ile nakledilmesini istemişti. Bakanlık mahkemenin talebini yerinde bulup, dosyayı İzmir 8.  Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Bundan böyle dava, İzmir'deki mahkemede görülecek.
 
 
Börü ve arkadaşlarının öldürülmesi, özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu tarafından her fırsatta mütedeyyin insanların öldürüldüğü iddiasıyla gündeme getiriliyor.
 
 
Ancak dava, daha çok hatalı tutuklama kararlarıyla ve bu tutukluların daha sonra salıverilmeleriyle dikkat çekiyor. Bu şekilde 4 kişi olay gününde askerde, hastanede ya da cezaevinde olduğunu belgeleyerek tahliye edildi.
 
 
Ardı ardına pardon vakaları
 
 
Dosya kapsamında hakkında iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen ve tutuklanan 24 yaşındaki A.Y.Y.'nin (24), olay tarihinde cezaevinde olduğu ortaya çıkmıştı. A.Y.Y'nin avukatının müvekkilinin cezaevinden olduğuna dair müddetnameyi mahkemeye sunmasının ardından A.Y.Y. tahliye edilmişti.
 
 
Bu skandalın ardından ikinci pardon vakası, dosya kapsamında 8 Aralık 2014 tarihinde tutuklanan B.D. için yaşandı. 2 ile 24 Ekim tarihleri arasında Diyarbakır Selahattin Eyyübi Devlet Hastanesi'nde yatarak tedavi gördüğü ortaya çıkan B.D. de güvenlik kamerası kayıtlarının mahkemeye ibrazı ile salıverilmişti.
 
 
Daha sonra da tutuklanarak cezaevine konulan 25 yaşındaki E.A.'nın da olay günü İzmir Menemen'de askerde olduğu saptanmış, E.A. da ilgili evrakların mahkemeye sunulmasıyla tahliye edilmişti.
 
 
Son olarak dava ile ilgili olarak A.T. Bingöl'de askerlik yaptığı sırada hakkındaki arama kararına istinaden Bingöl'de re'sen görülen davada tutuklandı. Ancak A.T. SEGBİS üzerinden bağlandığı Diyarbakır Mahkemesi'ne, 5 Mayıs 2014'te askerlik şubesince sevk edildiği ve 21-28 Haziran 2014'te 7 gün, 6-15 Ağustos 2014 tarihleri arasında 10 gün ve 12-16 Ekim tarihleri arasında 5 izin kullandığına ilişkin belgeleri de ibraz edince, tahliyesine karar verilmişti.
 
 
Bunların dışında haksız bir tutuklama kararı daha ortaya atılmıştı. Y.D. adındaki bir başka tutuklu sanık hakkında da mahkeme tutuklama kararı vermiş, Y.D.'nin avukatları, müvekkillerine ilişkin kamera kayıtlarını mahkemeye sunmuş, ancak tahliyesini sağlayamamıştı.
 
 
Kaçırılan davalar
 
 
Davanın İzmir'e nakledilmesi, daha önce de olay mahallinden başka yerlere kaçırılan davaları gündeme getirdi. Hem mağdurlar hem de sanıklar açısından bir takım sakıncalar getiren dava nakilleri, bölgede görülen pek çok önemli dava ile ilgili olarak başvurulan bir yöntem olarak görülüyor.
 
 
Emekli General Yavuz Ertürk ile emekli subaylar Eşref Hatipoğlu ve Tünay Yanardağ'ın sanık olduğu katliam davalarının, önceki gün güvenlik gerekçesiyle başka kentlere nakliyle gündeme gelen davaların başka kentlere gönderilmesi kararları, daha çok toplumun vicdanının kanadığı kamu görevlilerinin yargılandığı davalarda gündeme geliyor.
 
 
Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 19/2'nci maddesinde yer alan “Davanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa” hükmü, normal koşullarda çok istisnai durumlarda başvurulması gereken bir yöntem olarak tanımlansa da, toplumun “davaların kaçırılması” olarak tanımladığı nakiller, daha çok kamu görevlilerinin yargılandığı ve toplumun büyük bir dikkatle sonucunu izlediği davalarda gündeme geliyor.
 
 
Davalar, açıldığı kentlerdeki güvenlik riski gerekçe gösterilerek başka illere gönderilirken, daha çok Eskişehir ön plana çıksa da, Ali İsmail Korkmaz Davası'nın ise şaşırtıcı bir biçimde, Eskişehir'in “güvenlikli olmaması” gerekçesi ile başka bir ile nakli, yargının tutarsızlığını ve davaların aslında toplumsal baskı nedeniyle kaçırıldığını da ortaya koyuyor. Başka kentlere kaçırılan davalardan bazıları şöyle sıralanıyor.
 
 
Lice Katliamı Davası: 22-23 Ekim 1993 tarihinde Tuğgeneral bahtiyar Aydın ile birlikte üçü asker toplam 17 kişinin yaşamını yitirmesi ile sonuçlanan Lice katliamı davası Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Emekli Albay Eşref Hatipoğlu ile Üsteğmen Tünay Yanardağ'ın ömür boyu hapis cezası istemiyle sanık olarak yargılandığı dava güvenlik gerekçesiyle Yargıtay 5'inci Ceza Dairesi tarafından Eskişehir'e nakledildi.
 
 
Kulp'ta 11 köylünün katledilmesi davası: Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, sanık eski Bolu 2. Komando Tugay Komutanı emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk, "kasten adam öldürme" suçundan 11 kez müebbet ile "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "halkı silahlı isyana teşvik" suçlarından da 25 yıla kadar hapsi istemiyle yargılanıyordu. Dava Yargıtay 5'inci Ceza Dairesi kararıyla Ankara'ya gönderildi.
 
 
Şerzan Kurt Davası: Muğla'da 12 Mayıs 2010 tarihinde üniversite öğrencisi Şerzan Kurt'un,  polis Gültekin Şahin tarafından silahla öldürüldüğü olayda, sanık polis Şahin hakkında "Olası kastla adam öldürme" suçundan dava açıldı. Dava Muğla Valiliği'nin güvenlik riski gerekçesini belirtmesi üzerine, Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Şahin, "Olası kastla adam öldürme" suçundan 8 yıl hapse çarptırıldı."Meslekten ve memuriyetten çıkarma" cezası verilmesi gerekirken, 24 ay uzun süreli kıdem durdurma cezası verildi.
 
 
Enver Turan'ın öldürülmesi davası: Hakkari'nin Biçer Mahallesi Hakkari-Van Karayolu üzerinde Ramazan Bayramı'nın birinci gününde 9 Eylül 2010'da 15 yaşındaki Enver Turan'ı başından vurarak öldüren ve tutuksuz yargılanan Uzman Çavuş G. S.'nin Hakkari'de görülen davası kamu güvenliği gerekçe gösterilerek Yozgat Ağır Ceza Mahkemesi'ne nakledildi.
 
 
Ali İsmail Korkmaz Davası: Gezi direnişçisi Ali İsmail Korkmaz davasının ilk duruşması 20 Ekim'de 2013 tarihinde Eskişehir'de görüldü. Eskişehir 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Eskişehir Valiliği ve Cumhuriyet Başsavcılığı'na birer yazı göndererek duruşmanın kamu güvenliğine tehdit oluşturup oluşturmadığını sordu. Valilik yanıtında, Korkmaz'ın ölümünden sonra kentte artan eylemlere dikkat çekildi ve marjinal grupların etkin ve örgütlü eylemleri artırma çabaları olduğu kaydedildi. Dava Kayseri'ye gönderildi.
 
 
Uğur Kaymaz davası: 21 Kasım 2004 tarihinde babasıyla beraber polis ve özel hareket timleri tarafından açılan ateş sonucu 12 yaşında 13 kurşunla babası Ahmet Kaymaz ile birlikte öldürülen Uğur Kaymaz'ın davası, Mardin Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlasa da o da Eskişehir'e gönderildi. Eylemin meşru müdafaa sınırları içinde kaldığı belirtilen dosya, sanık 4 polisin beraatıyla sonuçlandı.
 
 
Çaldıran İnfazları Davası: Çaldıran ilçesine bağlı Buğulukaynak (Kel) köyünde 7 Ekim 2009 tarihinde lise öğrencisi İbrahim Atabay ile PKK'liler Sipan kod adlı Sunullah Keserci ve Necmi Afrin kod adlı Necmeddin Ahmed Hasan öldürüldü. Soruşturma kapsamında tutuklu olarak yargılanan dönemin Van İl Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Vecihi Halil İyigün ile tutuksuz yargılanan dönemin Jandarma Özel Harekat Tabur Komutan Yardımcısı Binbaşı Hakan Başaklıgil, Üsteğmen Muhlis Çolak, Astsubay Başçavuş Kabil Tanyeli, Jandarma Özel Harekat timinde görevli uzman çavuşlar İsmail Taşdemir, Hasan Kaya, Ünal Demirbaş, Hasan Emir, Mustafa Küpeli, Abdülkadir Karaca, Abdülmütalip Ateş, Mustafa Perpil, Mehmet Kocaboğa, Hamza Çelik, Hüseyin Güzel, Mevlüt Mete ve Özgenç Soylu hakkında, kasten adam öldürmek suçundan dava açıldı. Erciş Ağır Ceza Mahkemesi'nde ilk duruşması bile görülmeyen dava, güvenlik gerekçesiyle, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ne alındı.
 
 
Musa Çitil davası: R.Y. adlı genç kadına tecavüz davasından aklanan, 1992-1994 yılları arasında Mardin Derik'te yüzbaşı rütbesi ile İlçe Jandarma Komutanı olan ve 2013 yılı itibariyle Tuğgeneral rütbesi ile Ankara Jandarma Bölge Komutanlığı görevini sürdüren Musa Çitil hakkında Mardin Cumhuriyet Savcılığı 13 köylünün öldürülmesi olayına ilişkin dava açtı. 13 sivil şahsın yargısız infazla öldürmesinden veya kayıp edilmesinden sorumlu tutulan Çitil hakkındaki dava, Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 11 Ekim 2012 başlayan davanın 25 Aralık 2012 tarihindeki ikinci duruşmasında, Çorum'a nakledildi.
 
Aslında bu, sanık Musa Çitil'in Mardin Ağır Ceza Mahkemesi'nden Adalet Bakanlığı'nın talebiyle ve Yargıtay'ın kararıyla Çorum'a nakledilen ikinci davası. Daha önce nakline karar verilen ve Musa Çitil'in 405 asker sanık arasında yer aldığı davada sanıklar 1993 yılı Kasım ayında ve 1994 yılında olmak üzere üç kez gözaltına alınan Ş.E.'ye her bir gözaltı sırasında işkence ve tecavüz etmekten yargılanıyordu. Ş.E.'ye tecavüz ettikleri iddiasıyla 341'i er 64'ü rütbeli toplam 405 askerin yargılandığı dava 2003 yılında Mardin Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılmış ve 23 Şubat 2005 tarihinde güvenlik gerekçesiyle Çorum'a nakledilmişti. Davanın sonunda tüm sanıklar hakkında beraat kararı verilmişti.
 
Muş Bulanık Davası: 15 Aralık 2009 tarihinde DTP'nin kapatılmasını protesto eden kitle üzerine geçici köy korucusu olan esnaf Turan ve Metin Bilen kardeşler ateş açarak, Necmi Oral ile Kemal Ağca'yı öldürdü. Dava aynı gerekçeyle Samsun'a gönderildi. Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Canip Yetişir olayların daha da büyümemesi için davanın bir başka ilde görülmesi istemiyle Adalet Bakanlığı'na başvuruda bulundu. Yargıtay 5. Ceza Dairesi tarafından alınan karar üzerine duruşma ikinci defa güvenlik gerekçesiyle Samsun'dan
Ankara'ya alındı. Sanıklar beraat etti.
 
Gazi Davası: 17 kişinin öldüğü Gazi Olayları davasında, Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı, 20 polis hakkında “Meşru müdafaa ve zaruret sınırını aşarak faili belli olmayacak şekilde adam öldürmek” iddiasıyla İstanbul'da dava açtı. Dava Trabzon'a kaçırıldı, failler gizlendi, deliler karartıldı. Türkiye AİHM'de mahkum oldu.
 
Metin Göktepe Davası: 8 Ocak 1996 tarihinde cezaevinde öldürülen iki tutuklunun cenazesini izlemek için görevi başındayken gözaltına alınan, dövülerek öldürüldüğü halde “Duvardan düştü” denilerek kapatılmak istenen olayda, dava İstanbul'dan Afyonkarahisar ve Aydın'a gönderildi. Sanık 11 memurdan altısına 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 1 yıl 8 ay hapis yatan polisler, “Rahşan Affı” olarak bilinen şartlı tahliye yasasından yararlanarak tahliye oldu.
 
Görümlü Davası: Şırnak'ın Silopi ilçesi Görümlü beldesinde, Haziran 1993'te baba ve oğul Hamdo ve Hikmet Şimşek, köy imamı İbrahim Akıl'ın da arasında olduğu 6 köylünün jandarma görevlileri tarafından gözaltında alındıktan sonra kaybolmasıyla ilgili davada, olaydan sorumlu tutulan dönemin Şırnak 23. Jandarma Sınır Tugay Komutanı Tuğgeneral Mete Sayar ve 6 jandarma görevlisi hakkında Şırnak Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan dava, güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledildi.
 
Bilge köyü Katliamı Davası: Siyasi yönü olmayan bu dava gerçek anlamda güvenlik gerekçesi ile başka kentlere gönderilen tek dava olarak gösterilebilir. Mardin'in Mazıdağı İlçesi'ne bağlı Bilge Köyü'nde 4 Mayıs 2009 yılı akşamı 7'si çocuk 44 kişinin öldürüldüğü, 3 kişinin de yaralandığı katliamla ilgili dava güvenlik nedeniyle Çorum Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
 
1993'te Muş'un Altınova ilçesinde aynı aileden dokuz kişinin evlerinde yakılarak öldürülmesi ile ilgili çok sayıda jandarma görevlisinin yargılandığı dava Muş'tan Kırıkkale'ye nakledildi.
 
Hakkâri'de Nezir Tekçi isimli köylünün öldürülmesi ile ilgili dava ise Eskişehir'e nakledildi.
Şırnak'ın Cizre ilçesinde, 1993-1995 yılları arasında işlenen 20 faili meçhul cinayetle ilgili açılan dava Eskişehir'e nakledildi. Davada emekli Albay Cemal Temizöz, itirafçı ve köy korucuları yargılandı.
 
Mardin'de 1992-1996 arasındaki 22 faili meçhul cinayet, gözaltında kaybetme ve köy yakmalara ilişkin dava daha başlamadan güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledildi.
 
 
(Özgür Haber)

HABERE YORUM KAT