05 Aralık 2016 Pazartesi
  • Diyarbakır8 °C
  • İstanbul9 °C
  • Ankara-4 °C
  • Antalya14 °C
  • İzmir11 °C
  • IMKB
    0.00
    %
  • Altın
    133,680
    %0.63
  • Dolar
    3,5427
    %0.59
  • Euro
    3,7548
    %-0.10

Bir yüzme havuzunda sırt üstü göğe bakmak

Bir yüzme havuzunda sırt üstü göğe bakmak

13 Ağustos 2008 15:36

Pazar günü öğleyi geçe, saat 16.20’de kalkacak Dalaman uçağına binmek için Fındıklı’nın üstünden Atatürk Havalimanı’na doğru yola çıktığımızda; bir de baktık ki, Karaköy’de Çevik Kuvvet polisleri, başlarında kaskları, ellerinde kal

Bir yüzme havuzunda sırt üstü göğe bakmak ve cırcır böcekleri...

Pazar günü öğleyi geçe, saat 16.20’de kalkacak Dalaman uçağına binmek için Fındıklı’nın üstünden Atatürk Havalimanı’na doğru yola çıktığımızda; bir de baktık ki, Karaköy’de Çevik Kuvvet polisleri, başlarında kaskları, ellerinde kalkanlarıyla yolun yarısını kapatmışlar.Bazıları, Galata’ya doğru yokuş yukarı çıkan dar sokaklarda, birilerini kovalıyorlar ve aralarında biber gazı sıkanlar da var.*    *     *Kimbilir yine neler oluyordu?..Tüm bir ülke nüfusunun 5’te 1’inin, iç göçlerle akıp geldiği ve gelmeyi de sürdürdüğü bir mega kentte olaylar hiç biter mi?*    *     *Dalaman uçağı, “çıkış kapısı”nın bir hayli uzağına park etmişti. Yolcuların bindiği tekmetıkış bir otobüse zor bela sığışarak, uçağın merdivenleri dibine gelebildik nihayet.*    *     *Uçak lebalep doluydu, bir hayli de turist vardı.Göklerden İstanbul’a bakıldığında; yeşilliklerden yoksun, yayılıp gitmiş bir bina salgınıyla, ufuklara doğru uzanan bir yerleşim anarşisi görünüyordu.*    *     *Dalaman’da bizi bekleyen sevgili ve vefakâr dostumuz Av. Taner Aktop’la sarmaş dolaş olduk.Hava da sıcak mı sıcaktı.*    *     *Köyceğiz’e gelip de, küçücük bahçeden geçip evin kapısını açtığımızda...Pencere panjurları kapalı olan evin içi, epey bir süre öksüz kalmış eşyası ve mutfağıyla; oralarda yaşanmış eski günlerin selviler altındaki gölgelerine benziyordu.*    *     *İstanbul’un dağdağasından sonra Köyceğiz; damlara doğru tırmanıp gitmiş, hafif mor çalıntılı kırmızı bengovilleri, palmiyeleri, upuzun yeşil yapraklı muz ağaçları ve Köyceğiz Gölü’nün biraz ötesinde otlayan keçileri oğlaklarıyla; ne kadar da sessiz bir sakinlikteydi.*    *     *8 yıllık dostumuz simsiyah Otello da; her seferinde olduğu gibi, geldiğimizi yine hemen sezerek dikik kuyruğuyla çıkıp gelmiş ve kucağıma tırmanmıştı.*    *     *Türkiye’de, trafik kazalarında bir günde ölenlerin sayısı bir rekor kırmış ve 39’u bulmuştu.*    *     *Gürcistan’ın lideri görünümündeki Saakaşvili, megalo bir havalanmayla özerklik peşindeki Güney Osetya’ya, haddini bildirmek için saldırmış ve Moskova’nın hemen harekete geçmesiyle, 2 bin Gürcü’ün bombalar altında ölüp gitmesine neden olmuştu.*    *     *Nedense bir türlü “gelişmiş” olamayan ülkelerin, “yönetim saltanatı”na meraklı politikacıları; şu ünlü atasözünden habersizdiler:- Hesabını bilmeyen çavuşlar, kıçını avuçlar.*    *     *Rusya Federasyonu’nun, Batı’ya öpücükler gönderen ve aşırı havalanan Saakaşvili’yi dize getirirken verdiği bir başka mesaj da; Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattıyla ilgiliydi:- Benim buralardaki ağırlığımı kimse görmezlikten gelmesin, demeye getiriyordu.*    *     *Sonunda kabak İran’ın da başına patlayabilirdi. Çünkü Washington da ağırlığını Afganistan, Pakistan, Irak, Suriye, Lübnan, Filistin’de tam kanıtlayamamış gibi görünmenin dürtüsüyle; İran’da da kanlı sürprizler yaratabilirdi.*    *     *“Ulus-devlet” modelinin aşılmakta olduğu bir dönemde; bir türlü “gelişmiş” olamayan ülkeler; yönetilenlerden sadece “itaat” bekleyen ve onların ezik hayatlarını hiç umursamayan yöneticilerinin, “egemenlik saltanatı” aşkına; büyük bedeller ödeyeceğe benziyorlardı.*    *     *Silahçılarla petrolcüler de, bu tür yerel ihtirasları çok güzel kullanıyor ve binlerce kişilik bir kan bulamacını, hemen yüz milyarlarca dolarlık bir kazanca çeviriyorlardı.*    *     *30-40 yıl içinde petrol tahtından indiğinde, Rusya Federasyonu da AB’ye katıldığında; bugün ölüp ölüp giden ve ziyan zebil olanlar; -tıpkı Sarıkamış faciası gibi- boşuna harcanmış olacaklardı.*    *     *Pazartesi sabahı Köyceğiz’de, Alman dostumuz Max’ın, tüm çalışanları da dostumuz olan komşu oteline gittik...Otelin bahçesi, egzotik bir peyzaj gösterisi gibiydi ve ortasında da masmavi koskocaman bir yüzme havuzu vardı.*    *     *Hava aşırı sıcaktı, ağustos böcekleri hiç durmadan ötüyorlardı.Usul usul ve üşüye üşüye havuza girince ve birden sulara dalıp sırt üstü dönerek kulaçlar atmaya başlayınca...Gözlerin masmavi gökyüzüne dikiliyordu...*    *     *Artık hiçbir şey düşünmüyordun...Henüz daha canlı olduğunu kanıtlayan bir vücuttan ibaret kalıyordun.*    *     *Güneş battıktan sonra, hoş bir serinlik çöküyordu Köyceğiz’e...Ve ajanslar politikacıların, “insan yaşamı”nı hiçe sayan atıp tutmalarını yayınlıyorlardı.Sanki o nedenleymiş gibi de, ağustos böceklerinin cırcırları çoktan susmuş oluyordu

Okunma Sayısı : 867
DİĞER HABER BAŞLIKLARI

PUAN DURUMU

1.Medipol Başakşehir1394031
2.Beşiktaş1385029
Detaylı Puan Tablosu>>
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya
<-- end Facebook video code--> <--end kaynak-->
Yukarı Çık