1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'Bir tabuyu yıktım'
'Bir tabuyu yıktım'

'Bir tabuyu yıktım'

Katıldığı bir televizyon programında “PKK örgüt değildir” dediği için hakkında pkk'yı övdüğü iddiasıyla soruşturma başlatılıp, gözaltına alınarak Diyarbakır’dan İstanbul’a götürülen, burada savcı tarafından sorgulanıp tutuklama istemiyle çıkarıldığı mahkemede “yurtdışına çıkış yasağı” getirilerek, tutuksuz yargılanmasına karar verilip salıverilen Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, Özgür Haber’e konuştu.

A+A-

Elçi, açıklamasıyla yıllardır siyasi rant malzemesi haline getirilen bu konuyla ilgili bir tabuyu yıkmış olduğunu söyledi.

 

Elçi “PKK’yı örgüt listesine almış olan ABD ve AB ülkelerinin son bir ay içinde mütemadiyen Türk Hükümeti’ni PKK ile diyalog zeminine yeniden davet etmesi, bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde, bu meselenin pkk  kavramı içinde değerlendirmenin gerçekçi olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.


Türkiye’de bazı siyasi parti ve aktörlerin, hemen her platforma özellikle de seçimler yaklaştığında “PKK örgüt müdür?” sorusu üzerinden rant elde etmeye çalıştığını belirten Elçi “Bu kavram üzerinden kendilerini yaşatıyorlar ve toplumun farklı bir kesiminden oy almaya çalışıyorlar. Bu bir gerçek. Seçimlerde bu söylem ve kavramlar daha sık kullanılmaya başlanıyor. Aslında dozu düşmüştü bu seçimlerde yine gündeme geldi. Bunun bir siyasi nemalanma olduğundan bizim bir şüphemiz yok” dedi.


Yine bu kavramlar gündeme getirilerek Kürt sorunu üzerinde sağlıklı ve serinkanlı tartışmalar yapılmasının da önünün kesilmesinin amaçlandığını vurgulayan Elçi “Bu dile getirilerek ifade özgürlüğünün ve Kürt sorunun önünde bariyer oluşturuyor. Ben bu bariyeri yıkmak istedim çünkü bu gerçekten bir handikaptı.

 

Belki siyasetçiler bunu yaptığında dikkat çekmiyordu ya da bir anlamı olmayabilirdi ama bir hukuk örgütünün başkanının bunu söylemesi, hele hele Diyarbakır Barosu gibi toplunda bir saygınlığı, ağırlığı ve tarafsızlığı kabul gören bir hukuk örgütünün başkanının dile getirmesi daha anlamlı ve önemli oldu. Bununla bir yol açmak istedim, bir kilometre taşı geçildi, bir tabu yıkıldı” diye konuştu.


Bu tartışmalar ve kendisi ile ilgili hukuk sürecinden sonra bazı değişimlerin yaşanacağını anlatan Elçi “Bir kere benim şahsen amacın Kürt meselesinde silahların dereden çıkarılma gayretlerine ciddi bir destek sunmaktır. Kürt sorunun çözümünde silahların devreden çıkıp, demokratik enstrümanların dikkate alınmasına inanan bir kişiyim. Dolayısıyla bu sürekli böyle bir çabam var.

 

Böyle pkk söylemi gibi sağlıklı tartışmanın, demokratik yöntemlerle tartışmanın önündeki engellerin kaldırılmasıyla daha düzgün bir rotada tartışabileceğimizin yolunun açılacağına inanıyorum. Bir ülkede siyasetçiler, sivil toplum liderleri, aydınlar, gazeteciler, realiteye uygun ve kendi ifade ve kavramları ile bir meseleyi tartışamıyorlarsa bir sorunun demokratik yollarla çözümü nasıl mümkün olabilir. Bu engeller ve bariyerler, silahın meşruiyetinin devamını sağlayan birer unsur olarak ortada durur. Ben bunu ortadan kaldırmaya çalıştım. Çünkü Türkiye toplumunun beklentisi, bu meselenin barışçın ve demokratik yollarla çözümüdür. Toplunun barış içinde, eşit koşullarda ve kardeşçe yaşama isteği hala çok çok güçlüdür. Bir takım toplumsal kırılmalara, yaralanmalara, berelenmelere rağmen bu meselenin çözümünün yöntemi demokratik yöntemlerdir” diye konuştu.


Yakalanmasının hükümetin bir planı olduğuna dair kanaatini hala koruduğunu kaydeden Elçi “Hakkında soruşturma açılmasının Bakırköy’deki savcının inisiyatifiyle olduğunu düşünmüyorum. Ankara’daki bürokratik koridorlarda alınan bir kararla soruşturma başlatıldı. Zaten Bakırköy savcılığı Cuma günü ilk saatlerde ifademizin talimat yolu ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından alınmasına karar vermişti.

 

Ama her nasıl oldu ise aradan geçen hafta sonunun ardından Pazartesi günü erkenden o yazıyı çekip, yakalanmam için mahkemeye başvurmuş. Üstelik yalan ve gerçeğe aykırı bilgilerle bu kararı çıkarttırmış. Bizim saklandığımız, adresimizi terk ettiğimizi söyleyerek bu kararı aldırmış. Ama biz gün boyu büromuzda gelip bizi gözaltına almalarını bekledik. Bu öne sürülen bilgiler tamamen yalan ve yüz kızartıcı bir iddia. Polis panzerleri ile geldiler kapımıza” ifadelerini kullandı.


Gözaltına alınıp götürüldüğünde kendisinin tutuklanacağına inandığını belirten Elçi “Çünkü emir Ankara’dan verilmişti ve netti. ‘Bu baro başkanını atın içeri, ne öyle ekranlardan elini sallayarak PKK örgüt değildir biçiminde konuşması’ diye bir düşünceleri vardı. Çünkü soruşturma sürecinde hem Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan’ın hem de Adalet Bakanı’nın açıklamaları da talimatın Ankara’dan verildiğini ortaya koymuştu” dedi.


AKP Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu’nun da aynı içerikteki söylemlerinin ortaya çıkmasından sonra Miroğlu’nun, kendisine destek veren ve tutuklanmasına karşı çıktığını içeren sözlerinin hatırlatılmasına üzerine de Elçi “Miroğlu’nun bu konudaki tutumunu takdire şayan buluyorum. Kendisine teşekkür ediyorum. Ama Miroğlu’nun da benimle aynı sözleri söylediği için AKP’nin bu planda sobelenmesinin tutuklanmama engel olduğunu düşünmüyorum. Ancak hem yurt içinden ve dışından, hem resmi kurumlardan hem de sivil toplum kuruluşları ile medyanın tepkisi nedeniyle tutuklanmam yönünde karar verilmediğini sanıyorum”


Gözaltına alınırken “Türkiye özgür bir ülke midir?” sorusunu haykırdığını hatırlatıp, kendisiyle ilgili son gelişmelerden sonra ifade özgürlüğü açısından bu soruyu kendisinin artık nasıl cevaplandıracağını sorusuna ise Elçi şöyle dedi:


“Türkiye’deki düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki engeller umarım teker teker bu şekilde de olsa kalkar. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ırkçılık ve savaş kışkırtıcılığı dışında tam bir ifade özgürlüğü hakkına sahip olsun. Mesela Perinçek’in ‘195 olayları soykırım değildir’ biçimindeki sözlerini ifade özgürlüğü olarak kabul eden AİMH, ‘soykırım yoktur’ diyen bir görüşü kim dillendirirse dillendirsin, bir ifade özgürlüğü olarak değerlendirdi.

 

Benim de amacımın PKK propagandası yapmak olmadığını herkes biliyor ve izliyor. Son birkaç aydır bölgede yaşanan olaylar karşısında silahlı çatışma sürecine karşı tutum aldığımızı herkes biliyor. Ama ben bütünen bu siyasi hareketin pkk  olarak kabul edilemeyeceğini, böyle telakki edilemeyeceğini, pkk  kavramı ile ifade edilemeyeceğini düşünüyorum. Gerçekten siyasi talepleri olan, argümanları olan, Kürt toplumunda çok ciddi bir karşılığı olan, muazzam bir askeri, toplumsal ve siyasi örgütlenmesi olan siyasi, silahlı yasadışı harekettir. PKK bir El Kaide, bir IŞİD değildir.

 

Bunu da görmemiz gerekir. Ortaya çıkış koşulları, geçen 30-40 yıllık süreç, örgüsel potansiyeli, halkla ilişkileri, özellikle de son üç yıllık sürede AKP Hükümeti ile ilişkileri, Dolmabahçe Mutabakatı, bir bütün olarak pkk listesine almış olan ABD ve AB ülkelerinin son bir ay içinde mütemadiyen Türk Hükümeti’ni PKK ile diyalog zeminine yeniden davet etmesi, bütün bunlar birlikte değerlendirildiğinde, bu meselenin pkk  kavramı içinde değerlendirmenin gerçekçi olmadığını düşünüyorum”

Etiketler : , ,

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler