05 Aralık 2016 Pazartesi
  • Diyarbakır10 °C
  • İstanbul10 °C
  • Ankara3 °C
  • Antalya18 °C
  • İzmir13 °C
  • IMKB
    0.00
    %
  • Altın
    132,440
    %-0.31
  • Dolar
    3,5300
    %0.23
  • Euro
    3,7750
    %0.44

Bir çok dilli belediyecilik öyküsü

Bir çok dilli belediyecilik öyküsü

02 Eylül 2008 11:33

Diyarbakır’ın Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş ‘Çok Dilli Belediyecilik’ çerçevesinde başlattığı Kürtçe, Arapça, Ermenice, Süryanice, İngilizce ve Keldanice olmak üzere altı dilde Diyarbakır’ı tanıtan broşür hazırlattığı için

TÜRKİYE, her alanda korkularıyla savaşıyor. Hayatı herkes için zorlaştıran, bizi hak kaybına uğratan, medeni bir toplumun standartlarının altında yaşamaya mahkûm eden ve üstelik tam da kurtulmak istediğimiz muhayyel tehlikeyi gerçeğe dönüştüren korkular bunlar. Dil yasakları ve etnisite çevresinde devam eden yasaklar da bu korkulardan besleniyor, onlarla meşrulaştırılmaya çalışılıyor.Su faturasının İngilizce’sine de yer verdiği için tepki alan ve uygulamadan vazgeçen Aydın’ın Didim Belediyesini hatırlayanlar olacaktır. Bir belediyenin, abonelerine daha iyi hizmet vermek için başlattığı bir uygulamanın ‘ulusal bir sorun’ olarak görüldüğü bir ülke burası.Bir belediye, turistlerin işini kolaylaştırmak için çeşitli dillerde doküman üretse, örneğin ulaşımdan konaklamaya kadar pek çok konudaki belediye hizmetinin İngilizce ve Fransızca olarak anlatıldığı broşürler bastırsa, onu kutlamak, belki de ‘turizmi teşvik ödülü’ vermek gerekirken, bizde tam tersi oluyor. Bir de o belediyenin aynı hizmeti yabancı turistler için değil de Türkçe konuşmayan vatandaşlarımız için verdiğini düşünün. Mesela o broşürleri İngilizce değil de Kürtçe hazırlamış olduğunu? Diyarbakır’ın Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, çok dilli belediyecilik hizmeti çerçevesinde bunu yaptığı için görevden alındı.Bir broşür kaç yasa çiğner? Olayın özeti şu: Diyarbakır Sur Belediyesi bir araştırma yaptırır. Sonuçlara göre Diyarbakır halkının yüzde 72’si gündelik hayatlarında Kürtçe konuşmaktadır. Bunun üzerine Belediye, hizmetlerin götürülmesinde yerel dillerin kullanılmasını ve böylece hizmet zenginliğinin sağlanmasının yararlı olacağını düşünür. Belediye hizmetlerini halka daha iyi götürmek ve yerel dillerde de hizmet verilmesini amacıyla, 2006’da, ‘çok dilli belediyecilik hizmetleri’ne ilişkin Meclis kararı alınır. Altı dilde (Kürtçe, Ermenice, Süryanice, Arapça, Keldanice ve İngilizce) Diyarbakır’ı tanıtan broşür hazırlanır. Temizlik alışkanlığıyla ilgili bilgi veren Türkçe ve Kürtçe broşür hazırlanır. Aynı şekilde, organ bağışını teşvik eden broşür, kitaplar ve bir de çocuk dergisi.Bu karar üzerine İçişleri Bakanlığı soruşturma başlatır, bu soruşturma sonrasında Danıştay 8. Dairesi’nde Belediye Başkanı’nın görevden alınması ve Meclis’in feshi davası açılır. Danıştay’ın nihai kararı, bu hizmetin ‘suç’ olduğu yönündedir. Sonuçta Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş ve Belediye Meclisi görevden alınır; belediye yönetimi vali yardımcısına devredilir. Üstelik Valilik, kararın bildirimini aylar sonra yaptığı için yeniden seçim yapılamaz ve böylece belediye 20 aylık bir bürokrata, yani seçilmemiş bir idareye bırakılır.Dil yasağı utanç verici ‘Çok Dilli Belediyecilik’ kararının alınması sebebiyle, Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ve Sur belediyesi Meclis Üyeleri; dahil 21 kişi hakkında Görevi Kötüye Kullanma, Şapka İktisası Kanunu ve Türk Harflerinin Kabulü Kanununa Aykırı Davranma ve Ülke Bütünlüğünü Bozma suçlarından haklarında ceza davası açılır. ‘Çok Dilli Belediyecilik’ kararına dayalı olarak Kürtçe yayınlar oluşturmaları, ‘görevi kötüye kullanma suçu’ olarak tanımlanır ve cezalandırılması istenir.Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, bütün bu yaşananları hukuksuzluk olarak tanımlıyor. Kendisine verilen cezanın Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’na ve Anayasa’nın 127. maddesine aykırı olduğunu ifade ediyor. Türkiye tarafından onaylanan Şart’ın, belediyelerin yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hakkına sahip olduklarını hükme bağladığını, bu hükmün de Anayasa’nın 127. maddesinde düzenlenen mahalli müşterek ihtiyaçlar kavramı ile uyumlu olduğunu vurguluyor.Hukuku pozitif hukuka özdeşleştirmek ve pek çok yasak gibi Türkiye’deki dil yasaklarını da böylece ‘hukuka’ dayandırmak bildik bir tercihi ifade ediyor. Ama bunu yapmak ve ikna edici olmak, artık eskisi kadar kolay değil. Odağında dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez insan haklarının yer aldığı evrensel hukukun hem ahlaki bakıdan üstün olduğu, hem de imzalanan ve onaylanan uluslararası anlaşma, sözleşme ve belgelerle hukuki bağlayıcılığının güvence altına alındığı yeni bir durum var. Başka bir ifadeyle, artık evrensel hukukun pek çok ilkesi, iç hukukun da parçası; üstelik anayasaların da üstündeki bir parçası.Demokrasi ne için var? Ama gelin, pozitif hukuk tartışmasının ötesine geçelim ve şu dil yasağını başka değerler ışığında mercek altına alalım. Bir belediyenin Türkçe ile birlikte Kürtçe de broşür bastırmasını hangi ahlaki zeminden hareketle yanlış görebilirsiniz? Acaba doğup büyüdüğünüz ülkede ana diliniz yasaklansa veya bu dilde eğitim ve yayın hakkınız kısıtlansa bunu adil bulur muydunuz? Adalet ve ahlakı bölünme korkusuna kurban edenler, bu değerleri terk etmenin ‘birlik ve beraberlik’ amacına hizmet ettiğinden emin misiniz? Yaşadığınız kentteki belediye hoparlöründen Türkçe bilmeyen annenizin de anlayacağı bir anonsu duyduğunuzda mı birlikte yaşama iradesine daha çok sahip olursunuz, yoksa yasaklandığında mı?Bazı itirazları duyar gibiyim; ‘canım onların Kürtçe broşür bastırması belediyecilik kaygısından mı? Kürtçe’yi bir şekilde gündeme getirmek istiyorlar’ veya ‘onların amacı bölücülük’ gibi. Öncelikle, Kürtçe’nin gündeme getirilmek istenmesi gayri meşru bir amaç değildir. Bu ifade hürriyetinin kapsamındaki bir haktır; insanlar kendi ana dillerini korumak ve ifade etmek isterler. Bölücülüğe gelince, bir an için bunu talep edenlerin bu amacı taşıdıklarını düşünecek olsak bile, aslında sonucun tam tersine hizmet etmesi, beraberlik duygusunu pekiştirmesi çok daha mümkündür. Üstelik bir yasak uygulanacaksa, tutarlı bir biçimde uygulanması gerekmez mi? Örneğin bir kamu kurumu, Türkçe bir belgenin İngilizce’sini üretebiliyorsa ki bunu yapıyor, o zaman başka bir dille neden üretmesin? Dahası, ekonomi söz konusu olduğunda, bazı kamu kurumları, kimi zaman Türkçe’si mevcut olmayan, doğrudan İngilizce belgeler de düzenleyebiliyorlar.Korkulardan kurtulalım Bir ülkede, en fazla konuşulan dilin resmi dil olması anlaşılabilir bir durumdur; ama bu kamusal işlerde diğer dillerin de kullanılmasına engel değildir. Üstelik birçok demokratik ülkede, birden fazla dilin resmileştirilmesi veya en fazla konuşulan dille birlikte bölgesel dillere de ilgili coğrafi ve idari alanlarda resmi olarak yer verilmesi uygulaması mevcuttur ve şimdiye kadar bu yüzden bölünen ülkeye rastlanmamıştır. Türkiye artık bu korkuları aşmalı. Kendi vatandaşından, onun dilinden, dininden ve soyundan korkmamalı. Hatırlayalım, Kürtçe kursları açılacağı zaman da birileri ‘bölüneceğiz’ korkularını dile getirmişlerdi. Yakında TRT Kürtçe yayın yaptığında da benzer paranoyalar dile getirilecek, ama sonra hayat bu kaygıların gereksizliğini kanıtlayacak. Türkler ve Kürtleri bir arada tutanın yasaklar olmadığı bir kez daha görülecek. Yeter ki, normalleşmeye yönelik adımlar gecikmesin, kırgınlıklar kronikleşmesin ve husumetler derinleşmesin.BERAT ÖZİPEK*

*Doç. Dr. Gaziosmanpaşa Üniversitesi

Okunma Sayısı : 705
     
Ajanslardan İHA tarafından geçilen tüm yerel haberler, bu bölümde Diyarinsesi.org editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak ajans kanallarından geldiği şekliyle yer almaktadır. Bu alanda yer alan haberlerin hepsinin hukuki muhatabı haberi geçen ajanslardır.

PUAN DURUMU

1.Medipol Başakşehir1394031
2.Beşiktaş1385029
Detaylı Puan Tablosu>>
LİNKLER
Güvenli bir şekilde paykasa satın alın!
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya
<-- end Facebook video code--> <--end kaynak-->
Yukarı Çık