09 Aralık 2016 Cuma
  • Diyarbakır8 °C
  • İstanbul10 °C
  • Ankara3 °C
  • Antalya16 °C
  • İzmir11 °C
  • IMKB
    0.00
    %
  • Altın
    130,419
    %0.62
  • Dolar
    3,4730
    %0.86
  • Euro
    3,6709
    %0.33

Beylikler ve Osmanlı

Beylikler ve Osmanlı

27 Temmuz 2008 Pazar 17:46

İbnül Erzak’a göre Melikşah döneminde Diyarbakır 28 Mayıs 1085 tarihinde Diyarbakır fethedidi.Mervanoğlu idaresine son verildi.Melikşahın emriyle ulu cami restore edildi.Ulu camideki ilk kitabede Melikşaha aittir.Şehir kalesi de genişletilmiştir.Ka

Beyliklerin ve Osmanlının Diyarbakıra katkılarıSelçuklu ve Diyarbakır-İbnül Erzak’a göre Melikşah döneminde Diyarbakır 28 Mayıs 1085  tarihinde Diyarbakır fethedidi.Mervanoğlu idaresine son verildi.Melikşahın emriyle ulu cami restore edildi.Ulu camideki ilk kitabede Melikşaha aittir.Şehir kalesi de genişletilmiştir.Kale üzerindeki ilk kitabede Melikşaha ait bulunmaktadır..Nur burcu ve Selçuklu burcu Melikşah dönemi eseridir.Nur burcuna benzer.Kufi yazı ile yazılmıştır.(1088).

 

Nur burcu

Nur burcu.( Diyarbakır.I.Uluslararası Oğuzlardan Osmanlıya Diyarbakır.2004 s:18,19,267)Diyarbakır surlarının arasında yer alan 80 kadar burcuyla 1600 ton zahire alabilen dünyanın en büyük kalesidir.(Cuma Karan:Diyar-I bekr ve Müslümanlarca Fethi.Yüksek Lisans tezi.2003.Diyarbakır.s:1)

Sultan Alparslan,Mervanlıoğlu Nizamüddevle Nasr’ı Diyarbakırı ziyaret ederken dağ kapısı yanındaki burcu okşayarak hayranlığını ifade etmiştir,,bu ziyaret esnasında Alparslanın oğlu Tutuş da Diyarbakır’da dünyaya gelmiştir.Melikşahın akabinde  4 yıllık süreli Suriye Selçuklu dönemini takiben Tutuş Diyarbakır’a egemen olur.(Prof.Gönül Cantay:Doğu Anadolunun aldığı göçler ve Diyarbakır. .Uluslararası Oğuzlardan Osmanlıya Diyarbakır.s:27.II.Gıyaseddin Keyhüsrev ulucamiye koydurduğu kitabede halka ihsan olarak Dicle,Mardin ve Urfa kapılarından alınan ticaret vergilerinin kaldırıldığını yazar.Nebi camii yakınında bulunan ve günümüze gelmemiş,şafiler için yaptırıln bir caminin Anadolu srlçukluları zamanında yapıldığı ifade edilir. (Yrd.Doç.Dr.Canan Parla:Osmanlı öncesinde Diyarbakır.I.Uluslararası Oğuzlardan Osmanlıya Diyarbakır.2004 s:274Çermik ulucamii Moğol istilası sırasında harabolmuştur,bu defa Anadolu Selçuklularından III.Alaeddin Kaykubad (1297-102) zamanında onarılarak minarenin eklendiği anlaşılmaktadırŞevket Beysanoğlu Diyarbakır Tarihi. I/329Kemhük Köprüsü (Silvan)Diyarbakır Silvan ilçesine 25 km. uzaklıktaki bu köprü XIII.yüzyılda yapılmış bir Selçuklu eseridir.Pileken Köprüsü (Silvan)XIII.yüzyılda Selçuklular zamanında yapılmıştırPisyar köprürü:Bitlis-Diyarbakır kervan yolunda Garzan çayı üzerinde Alaeddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Abdulmuttalip Turan.Kozluk tarihi.Lisans tezi.Dicle Ün.İlahiyat Fak.s:14

Artuklular ve Diyarbakır’a katkılarıartuklu kemeri : Artuklu döneminde İçkale'ye girişi sağlamaktadırmesudiye medresesi: Ulu Cami'nin kuzeyinde camiye bitişiktir. Medresedeki yazıtlara göre yapımına 1198-1199 miladi yılında, Artuklu hükümdarı Ebu Muzaffer Sökmen II zamanında inşaasına başlanmış

Malabadi köprüsü:Artukoğullarından Timurtaş

Devegeçidi suyu köprüsü:Artukoğullarından Mahmud ibn Muhammed

Çermik Haburman köprüsü:Artukoğulları.

Artukoğulları döneminde surlar onarılmış,Evlibeden,Yedi kardeş burçları yapılmıştır.Surların Büyük BurçlarıEvli Beden Burcu (Ulu Beden Burcu): Artuklu Melik Salih tarafından 1208 yılında Mimar ibrahim’e yaptırılmıştır.

Evli Beden Burcu

Yedi Kardeş Burcu: Artukoğlu Melik Salih adına 1208 yılında Mimar İbrahim’in oğlu mimar Yahya’ya yaptırılmıştır. Burcun üzerinde Selçukluların simgesi olan çift başlı kartal ile iki arslan kabartması, bunların altında da burcun yazıtı vardır.

surlar

 

Silvan Ulucamii,Çermik ulucamii,Zinciriye ,Mesudiye ve Hani’deki Hatuniye medrseleri bu dönemde yapıldıSilvan kalesinde Kulfa kapı kuzeyinde Necmeddin Alp’a ait kitabe vardır.

 

Diğer bölgelerde Artuklu eserleri:

CamilerSilvan ulu camii(1152-1157)Eğil Taciyan camii

MedreselerDiyarbakır zinciriye (1198)Diyarbakır Mesudiye (1223)

 

Ebu’l – ız İsmail el-Cezeri( ? – 1206)Fransızlar sibernetik ilminin kurucusunun Rene Descartes (1596 / 1650) ve Pascal(1623 / 1642) olduğunu iddia ederler, İngilizler Roger Bacon (1220 / 1292) ve Carles Babbage (1792 / 1871), Bunlara karşılık Almanlar ise sibernetik ilminin Le İbnis’le (1646 / 1716 ) başladığını savunurlar. Oysa ki, Dr. Toygar Akman’ın araştırmaları sonucunda, Ebu’l – ız İsmail el-Cezeri’nin 1204 tarihinde yazdığı ve şu an Topkapı Sarayı’nda bulunan Kitab-ül Cami-i Beyn-el İlm-i Vel-amel En-Nafi-i fi Sınat-il Hiyel adlı kitabında sibernetik ilmine dair çalışmaların olduğu anlaşılmıştır.Alimin bu kitabında su saatleri, otomatlar, su kaldırma düzenleri, fiskiyeler, bir şifreli anahtar ve benzeri pek çok pratik ya da estetik mekanizma ya da düzenin tasarlanması ve gerçekleştirilebilmesini anlatmıştır. Ayrıca Cezeri, bugünkü adı Diyarbakır olan eski Amid’de Artuklu hükümdarının sarayında, otuz iki yıl hizmet etmiş bir saray mühendisidir.

 

Akkoyunlular’ın Diyarbakır’a katkılarıDÖRT AYAKLI MİNAREAkkoyunlu Kasım Han tarafından yaptırılan Şeyh Mutahhar Camii'nin dört ayaklı minaresi yekpare dört sütun üzerinde inşa ettirilmiş ilginç anıtlardan dır. Yapım 1489

 

4 ayaklı minare

Safa camiiPalu (Parlı) Camii ismi de verilen yapı 1532 yılında yapılmış bir Akkoyunlu eseridir. Çini ve motiflerle süslenmiş çok zarif olan minaresinin son zamanlara kadar kılıfla muhafaza edildiği söylenmektedir 15.yüzyılda, Akkoyunlular döneminde, Uzun Hasan tarafından yaptırılmıştır ve dönemin mimari başyapıtlarındandır. Özellikle minaresinin taş işçiliği dikkat çekicidir. Minaresinin harcının Diyarbakır çevresinde yetişen kokulu bitkilerle karıldığı için yakın zamanlara kadar sadece Cuma hutbelerinde minarenin kılıfının çıkarıldığı bilinmektedir. 

safa camiiminaresi

 

 

Nebi camii: Akkoyunlu eseri olup, 15. Yüzyıldan kalma taşla örtülü tek kubbeli bir camiidir. Minaresinde Peygamber Efendi­mizden (Kaalen Nebiye) diye bahseden kitabelerin çokluğundan dolayı Nebi veya Peygamber Camii denildiği sanılmaktadır. 1530 yılında Hacı Hüseyin adlı bir kasap tarafından yaptırılan minare­si 1960 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce yeri değiştirilerek onarılmıştır. Evliya Çelebi’ye göre camiinin yapıcısı Hazreti Peygamberi rüyasında görüp,onun öğretmesiyle yaptığı için Peygamber camii derler.   (Evliya Çelebi seyahatnamesi.Çeviri:Zuhuri Danışman.1970.6/123)ulucami : . Camiye Diyarbakır'da hüküm sürmüş bütün devletler büyük önem vermiş ve onarmışlardır. Büyük Selçuklu hükümdarı Melikşah İnal ve Nisanoğulları, Anadolu Selçuklu hükümdarı Gıyaseddin Keyhüsrev, Artuklular, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan ve Osmanlı padişahlarından birçoğuna ait kitabe ve fermanlar Camiinin muhtelif yerlerinde görülmektedir.

Akkoyunlular surları onardı.Nebi,Safa,Matar,Hocaahmet camileri;Hazma bey,Balıklı,Taceddin,İbrahim bey,Hacı Büzürk,İzzeddin,Kaçık budak mescitlerini yaptı.

Ayni minare camii1489 akkoyunlu eseri

lalabeğ camii:Eğil beyi Lala bey camii olarak bilinir.Şah İsmail 1507’de Diyarbakırı istila ettiği zaman ona itaat etmedi.Eğil kalesi kendisinden alındı Mansur’a verildi.Çaldıran savaşından sonra Eğil kendisine geri verildi

Seman köşkü (Atatürk köşkü)

Akkoyunlu eseriErgani ve Diyarbakır kale onarımıdır

 

İnaloğulları

Diyarbakır Ulucami’ye katkıları

İnaloğulları:1117-1118:İnaloğlu Ebu Mansur İlaldı, batı kanadı zemin katını ve üstünü,1155 :Bu tarihe ait minare İnaloğlu Mahmut1163:İnaloğlu Mahmut:doğu kanadı zemin katı

Ömer Şeddad camii:İnaloğulları zamanı1145-54 Nisanoğulları:Ali el Hasan bin Ahmed bin Nisan

 

Nisanoğulları

D.Bakır ulucami1164:Nisanoğlu Ali:Caminin doğu kapısında yazıtları var.

Hz.Süleyman camii:Nisanoğulları Ebul Kasım bey

 

OSMANLININ DİYARBAKIRA VERDİĞİ HİZMETLER

Bölgemizde önemli Osmanlı mimarisiDiyarbakır Fatih paşa (1516-1520)Diyarbakır Behram paşa (1564-1572)

 

 

Ali Paşa Cami

Ali paşa camii(üstte)

Behram paşa camii(altta)

Behram Paşa Cami

Diyarbakır Deliller hanı(1527),Hüsrev paşa:1521-1528’de Diyarbakır valisi olur.Diyarbakır Hüsrev paşa camii 1521’de yaptırmış ve Deliller hanını yaptırmış.Diyarbakırda 7 yıl kalmıştırHüsrev paşa camii ve deliller hanı yaptırıldı.Ulu camii şafiler kısmı yaptırıldı.Nebi camiine  bir minare yapıldı.Safa camii ve Meyemana kilisesi  onarıldı.Ali Paşa,İskender paşa ve camileri yapıldı

Deliller Hanı

Deliller Hanı

İskenderpaşa camii(üstte)Hadım Ali Paşa camii.D.bakırda Osmanlı ilk eserlerindendir.Diyarbakır Melek Ahmet Paşa ve camii:1528’de Diyarbakırda doğdu.Melek gibi bir insan olduğundan bu lakabı aldı.1591’de Diyarbakırda camisini yaptı

Melek Ahmet paşa camiiNasuh paşa ve camii:Arnavutluktan Gümülcineye gelip yerleşmiş bir hrİSiyan aile çocuğudur.Enderunu humayuna alınmıştır. Diyarbakır beylerbeyi oldu.Fatih paşa camiine giden yol üstünde camisi vardır.1606-1611 yılında yapıldı.Çeteci Abdullah paşa Çermiklidir.Çermikte medresesi vardır.

Eser bırakan paşa camilerine şiar gözüyle bakalımFatih paşa,Ali paşaPalu cami,Hüsrev paşaHallerine ben ağlaramŞeyh Mutahhar,Nasuh paşa (M.mergen)

 

 

Kanuni zamanı yapılan işler

 

 Hamravat suyu:1535’te Kanuni kendi kesesinden bu suyu Diyarbakıra getirdi.Para bastırdıEvliya Çelebi seyahatnamesinde‘Sonra Sultan Selim oğlu Sultan Süleyman Han,Bağdat fethine giderken bu Diyarbekri’in su ve havasından hoşlanarak ‘’ Mamur ola benim Kara Amidim ‘’ diyerek kışlık verdi.İçinde üç ayda on bin kese akçe kestirdi.Sikkesinde ‘’ Sultan Süleyman bin Selim Han azze nasruhu duribe fi Kara Amid ‘’ yazılıdır.Hala tarla ve topraklarda o paralardan çok bulunur.Halis gümüş paradır.Sonra bu Diyarbekir vilayetini ayrıca kaydettirip vezirlere eyalet etmiştir.İçkale genişletildi.İçkaleye 16 burçlu ve iki kapıl bir bölüm daha eklenerek içkalenin kapladığı alan iki katına çıkarıldıHamravat suyu getirildi.Mimar sinanın kalfası Kastamonulu Kasım çelebiyi bu hayırlı işi başarmaya memur etti.Şehre 14 km mesafede bulunan bu su,fen erbabının bugün bile hayretle gördükleri  en ince ve derin hesaplarla,kaynağındaki irtifa seviyesini,geçtiği ivicaclı ve tümsekli yerlerde hiç kaybetmemek için tünellerden geçirilerek ve Bağlar mevkiinde 31 m .yüksekliği sağlanarak bu suretle evlerin en üst katlarına çıkabilecek bir boy ve durumda kalması temin edilmiştir. Ulu camii Şafiler bölümü 1528’te Kanuni zamanı yenileştiriliyor

IV.Murat zamanında Devegeçidi üzerinde IV.Murad köprüsü yapılmıştır.Bu köprü Bağdat seferi zamanında yapıldıKaraköprü (Karasu Köprüsü) (Merkez) Diyarbakır-Mardin yolunda Karasu üzerinde bulunan bu köprüyü XVII.yüzyılda Sultan IV.Murad yaptırmıştır.Osmanlı zamanında yapılan bir köprü de 1615-1617 ve 1619-1620’de Diyarbakırda valilik yapan Dilaver paşa Pamuk çayı üzerinde Dilaver paşa köprüsünü yaptırdı.

 

15 Nisan 1916’da Bağdat demiryolunun Resülayndan Diyarbakır’a uzatılmasına karar verilmiştir.İnşaata 8 Mayısda başlandı..1milyon lira bütçe kondu.10 mayısta Tuzladan inşaat bölgesine amele taburları hareket etti.Avans olarak 30.000 lira ,Hat masrafı olarak 3452 lira 23 kuruş ödendi. 5975 işçi çalışmaya başladı.(Orhan Avcı:Irakta Türk Ordusu.1914*1918.2204.s:76)Ancak  harp bu olayı yarım bırakmıştır

Abdülhamit'in G.doğu imar planı Diyarbakır'daAlimlerin padişahlara yazdığı mektup ve telgrafların yer aldığı sergi yıllar sonra bölgede sergileniyor.Güneydoğulu alimlerin Osmanlı'nın son dönemlerinde padişahlara yazdığı mektup ve telgrafların yer aldığı sergi yıllar sonra Diyarbakır'da sergilendi. Sergide Osmanlı padişahlarından 2. Abdülhamit'in Güneydoğu'daki okul, köprü ve tarihi eserler için hazırladığı projelerde sergileniyor.Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Budak:Diyarbakır'daki sergide 67 adet belge ve fotoğrafın sergilendiğini anlatan Budak, "Bunlardan 41 tanesi Osmanlı arşiv belgelerinden oluşmaktadır. Geri kalanı da İstanbul Müzesi Nadide Eserler Kütüphanesi'nde bulunan 2. Abdülhamit dönemine ait fotoğraflardan oluşmaktadır. Bu belge ve fotoğraflar 1540 ile 1905 tarihleri arasında oluşmaktadır. İlk belge 1540 Vilayet Kanunnamesi ile başlamak üzere Ergani maden bölgesi ile faaliyetleri içeren belgeler, kale tamirleri, köprü inşaatlarının planları, mektep, inşaatlar ve son dönemde milli mücadele ile ilgili ileri gelenlerin Osmanlı Devleti'ne müracaat ederek, Osmanlı Devleti'nin işgale karşı geleceğini belirten mektup ve telgraflardan oluşmaktadır(Zaman) 16.11.20062. Abdülhamid’in petrol haritası

Güneydoğu’da petrol var mı, yok mu? Sultan II. Abdülhamid tarafından hazırlanan petrol haritasında bu soruya 100 yıl önce cevap verilmiş. İşte detaylarSultan II. Abdülhamid özellikle 1800’ün son çeyreğinde tüm dünyada gündeme gelen ve stratejik bir maden olduğu kabul edilen petrol için büyük çaba harcadı. Yetişmiş jeoloji ve maden mühendisi olmaması Devlet-i Aliye’nin elini kolunu bağlıyordu. Ancak uğruna savaşların çıkartılacağı, yeni bir dünya düzeninin oluşturulacağı petrolün ehemmiyetini anlayan Abdülhamid sıkıntıları kendi fedakarlıkları ile aştı. Hazine-i Hassa’dan, yani padişahın şahsi malından ödenek çıkartılarak geniş kapsamlı bir petrol rezervi çalışmasına girildi. Sultan’ın kendi parasıyla yaptırdığı çalışmada yabancı ve yerli mühendisler yer aldı. Musul ve Bağdat havalisinde, Dicle ve Fırat nehirleri havzasında petrol taraması yapıldı. Alman maden mühendisi Paul Groskoph ve Habip Necip Efendi yönetimindeki araştırma ekibi çalışmalarını 22 Ekim 1901’de Sultan II. Abdülhamid’e sundular.Bu zamana kadar söylenen ancak mahiyeti hakkında bir bilginin bulunmadığı “Sultan’ın petrol haritası” sadece Güneydoğu’da değil, Hakkâri ve Bitlis gibi illerde de petrol bulunabileceğini öngörüyor. Haritayı hazırlayan heyet, Bitlis Suyu denilen çayın kıyısı boyunca önemli petrol rezervleri tespit etmiş. Heyetin başkanı Paul Groskoph, petrol noktalarını tek tek tespit ettiklerini aktarırken, takip ettikleri güzergâhı da detaylı bir biçimde anlatıyor. Petrol havzasını dolaşan Paul, Siirt tarafında ve Dicle Nehri kıyısında zengin petrol rezervlerinin bulunduğunu belirtiyor. Dicle Nehri kıyısındaki noktalarda yeterli araştırmayı yükselen sulardan dolayı yapamadıklarını da raporuna ilave eden Paul, nehrin kıyısı dışında, Dicle’nin kıyı şeridi boyunca uzayıp giden yüksek dağlarda da petrol bulunduğunu kaydetmiş. Yine de o dönemin teknik imkanları açısından 900 metre yükseklikteki bu dağlardan petrolün çıkarılması ve nakliyatının zor olacağını eklemeyi unutmamış raporuna.Güneydoğu Anadolu’nun neredeyse tamamı ve Doğu Anadolu’nun bir kısmını kapsayan petrol haritasında Diyarbakır, Mardin, Bismil, Hazro Çayı etrafı, Sinan, Batman Çayı etrafı, Dicle bölgesi, Midyat, Bedran, Tulan, Siirt, Botan Çayı etrafı, Habur, Fındık, Cizre, Habur Çayı etrafı, Bitlis Çayı kıyısı ve Hakkâri (Çölemerik)’de önemli petrol yataklarının bulunduğu kaydediliyor. Haşim Söylemez - h.soylemez@aksiyon.com.tr - Sayı: 622 - 06.11.2006

Abdülhamid bölge insanına iyi yaklaşmı,bölge insanına Kudüs_i şerif payesi, mecidi nişanı,Osmanlı nişanı,altın ve gümüş liyakat madalyası vermiş,bürokrasinin en üst mertebelerine çıkarmıştır.Örnek olarak Mardinlileri ele alaım:Hakkari valisi Fikri paşa,Adliye nazırı Hasan Fehmi paşa,Genç sancağı mutasarrıfı İbrahim Kamil paşa,Mardin mutasrrıfı Enis paşa,Maarif-i umumiye nazırı Zühdü paşa,Mardin naibi Ali Rıza efendi,Van valisi Hasan paşa bunlara örnek verilebilir.

Dağdelen İ:Sicil-i ahval defterlerinde Mardin doğumlu Osmanlı devlet adamları.I.Uluslararası Mardin Tarihi Sempozyumu Bildirileri.Özcoşar İ,Güneş HH(ed).İst.2006.s.616-617

 

Osmanlı yönetiminde, Osmanlı kendilerine anlayışla yaklaşıyor.Örneğin, 1533’te Kanuni Sultan Süleyman yayınladığı bir fermanla, Akkoyunlu ve Safeviler tarafından dışlanan Kürt soylularının, kendi bölgelerinde iktidarını koruyor. "Kanuni, Osmanlı yönetiminde istisnai bir imtiyaz olan hükümdarlığın babadan oğula geçiş hakkını, Osmanlıya sadık Kürt beylerine bahşediyor". (Hakan Özoğlu, Osmanlı Devleti ve Kürt Milliyetçiliği, s.73).

Doğu Anadolu'nun Teslimiyet Ve İtâ'ati Ne Kadar Devam Etmiştir?İdris-i Bitlisi ile başlayan şarkdaki beyler ve müslüman halkın hilafet ve saltanata sadakatle bağlılıkları, en azından 1850 yılına kadar yani yaklaşık 330 sene devam etmiştir.Osmanlı devleti, bu yerli ahaliyi müslüman kardeşleri ve bu bölgeleri de da'rül-İslam olan ülkesinin aslî parçası olarak görmüş; buna karşılık yerli müslüman ahali ve beyler de, Osmanlı devletini İslamın bayraktarı bir İslam devleti olarak telakki edip ona itaati kendileri için ibadet saymışlardır. Hatta bu bölgedeki beyler, Batı Anadolu ve Rumelideki hem Türk hem de müslüman olan Ayanlar kadar, Osmanlı Devletinin başına gaile çıkarmamışlardır. Mesela hem Türk hem de Müslüman olan Karaman Eyaletinde Osmanlıya karşı elli çeşit isyan görmek mümkün olduğu halde,330 sene içinde Doğu bölgelerinde ciddi bir isyandan bahsetmek mümkün değildirNe zamanki İslâm kardeşliği manası bozulmuş ve Avrupa zındık kâfirleri tarafından bir Frenk illeti olan ırkçılık Osmanlı devletinin içine atılmış, o zaman Doğu'da da ayrılık ve fitne rüzgarları esmeye başlamıştır. Çare, tarihden ibret dersi almaktır ve bu bölgeleri 300 küsur sene Osmanlı Devletine sımsıkı bağlayan sırrı anlamaktır. Prof Dr. Ahmed Akgündüz.

Okunma Sayısı : 16963

PUAN DURUMU

1.Medipol Başakşehir1394031
2.Beşiktaş1385029
Detaylı Puan Tablosu>>
LİNKLER
Güvenli bir şekilde paykasa satın alın!
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya
<-- end Facebook video code--> <--end kaynak-->
Yukarı Çık