1. HABERLER

  2. SAĞLIK

  3. Beyaz zehir'e dikkat!
Beyaz zehir'e dikkat!

Beyaz zehir'e dikkat!

Diyarbakır Halk Sağlığı Müdürü Dr. Fatih Mehmet Aslan, aşırı tuz tüketimin çeşitli kronik hastalıklara davetiye çıkardığını söyledi.

A+A-

Diyarbakır Halk Sağlığı Müdürü Dr. Fatih Mehmet Aslan, 10-16 Mart "Dünya Tuza Dikkat Haftası" nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.

Aslan açıklamasında, tuz ile ilgili çalışmalar yürüten WASH (World Action On Salt & Health) kuruluşu tarafından her yıl farklı bir tarihte gerçekleştirilen Tuza Dikkat Haftası'nın bu yıl 10-16 Mart 2014 tarihleri arasında olması kararı alındığını bildirdi.

Bu yılki temada, gıda etiketlerinin okunması, etiketlerde belirtilen tuz ya da sodyum konusunda farkındalığın toplumda arttırılmasının belirlendiğini kaydeden Aslan, "Tuz uygarlık tarihi bakımından önemi olan ve tarih öncesinden beri bilinen değerli bir mineraldir. Eskiden sadece gıdaların lezzetini arttırmak ve onları saklamak için kullanılan tuz zaman içinde sanayide de yer almaya başlamış, son iki yüz yıl içinde de sağlık dâhil birçok alanda tüketilen bir madde durumuna gelmiştir. Tarihte tuz para yerine kullanılacak kadar değerli olmuştur. İngilizcede yer alan "maaş, ücret" anlamındaki "salary" kelimesi Latince kökenli "salarium"dan gelmektedir" dedi.

'TÜRK TOPLUMUNDA TUZ TÜKETİMİ'

Sağlık Bakanlığı tarafından 2011 yılında "Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması" programının başlatıldığını hatırlatan Aslan, "Bu Programın stratejileri arasında; Ekmekte tuzun azaltılması, İşlenmiş ürünlerde tuz içeriğinin azaltılması, Toplu beslenme yapılan yerlerde tuzun azaltılması, Konu ile ilgili Yasal Düzenlemelerin yapılması, Halka ve özel gruplara yönelik eğitim çalışmaları ve Tüketicilerin Bilgilendirilmesi sayılabilir. 2012' de "Türk Toplumunda Tuz Tüketimi Çalışması"na göre günlük tuz tüketimimizin 15 gr olduğu saptanmıştır Bu oran dünya sağlık örgütünün önerdiği miktarın üç katı kadar olup sağlığımızı olumsuz etkileyebilecek düzeydedir. Dünya Sağlık Örgütü; hipertansiyon, kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları başta olmak üzere obezite, diyabet ve bazı kanser türlerinden korunmak ve kemik sağlığını korumak amacıyla günlük olarak tüketilmesi gereken tuz miktarını günde 5 gram (bir çay kaşığı) olarak önermektedir. Bu miktar ise yemeklere hiç tuz eklenmeden doğal olarak günlük tüketilen yiyecek ve içeceklerle karşılanabilmektedir" diye konuştu.

'TOPLUMUN BİLİNÇLENDİRİLMESİ ÖNEMLİ'

"Sofra tuzunun asıl adı "sodyum klorür" dür" diyen Aslan şunları söyledi;

"Sodyum klorür diyetle alınan tuzun kimyasal adıdır. Tuzun %60' ı klor, %40' ı ise sodyumdan oluşur. Sofra tuzu, kabartma tuzu ve yemek sodası fazla miktarda sodyum içermektedir. Tuzun 1 gramında 400 mg sodyum bulunur. Sodyum tüketiminin azaltılması için geliştirilen ulusal halk sağlığı politikaları; işlem görmüş gıdaların tuz içeriğinin azaltılması, tüketicilerin eğitimi, gıda etiketlerinin geliştirilmesi, düşük sodyumlu gıda ürünlerinin bulunmasının arttırılmasına odaklanmıştır. Birçok gelişmiş ülkedeki sodyum alımının yaklaşık %80' ini işlenmiş gıdalardan gelmekteyken bazı Asya ve Afrika ülkelerinde alınan tuzun yaklaşık %70' i yemek hazırlanırken eklenen tuzdan gelmektedir. Bu nedenle gerek gıda endüstrisinin yapacağı düzenlemeler gerekse toplumun konuyla ilgili bilinçlendirilmesi kritik bir öneme sahiptir."

'KORUNMANIN YOLU TUZU AZALTMAK'

Dünyada en önemli halk sağlığı sorunu haline gelen kronik hastalıkların Türkiye'de ölüm sebeplerinin başında geldiğini vurgulayan Diyarbakır Halk Sağlığı Müdürü Dr. Fatih Mehmet Aslan, "Değiştirilebilir temel risk faktörlerinden olan yetersiz-dengesiz beslenmenin önlenmesi kronik hastalıklardan korunmada güncel stratejilerden birini oluşturmaktadır.

Aşırı tuz tüketimi de değiştirilebilir bir beslenme alışkanlığı olup pek çok kronik hastalığa neden olan özellikle kardiyovasküler hastalıkların ve hipertansiyonun en önemli risk faktörü olarak kabul edilmektedir. Aşırı tuz tüketimi idrarla kalsiyum atımını arttırarak osteoporoz ve kemik kırılmaları riskini de arttırır. Tuzu azaltmak kronik böbrek hastalığından korunmada önemli bir faktördür" şeklinde konuştu.

TUZ TÜKETİMİNİ AZALTMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

Dr. Fatih Mehmet Aslan, vatandaşlara tuz tüketimini azaltmak için neler yapılabileceği konusunda şu bilgileri verdi;

"Masada tuzluk bulundurmayın. Tuz yerine baharat ve maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene, fesleğen gibi aroma vericileri kullanın,

-Yemeklerin tadına bakmadan tuz eklemeyin

-Ev dışında yemek yediğinizde, az tuzlu yiyecekler tercih edin veya tuzsuz hazırlanmasını isteyin

-Satın aldığınız yiyeceklerin etiketlerine bakın ve daha az tuzlu olanı tercih edin

-Daima taze besinleri veya tuz eklenmemiş besinleri tercih edin,

-Turşu, ketçap, hardal, zeytin, soya sosu vb. yiyeceklerin tuz içeriği çok yüksektir. Bu besinleri mümkün olduğunca az tüketin,

-Sebze ve meyve tüketiminizi arttırın,

-Bol su için. Maden sularının sodyum içeriğini etiketinden kontrol ederek düşük sodyum içerenlerini tercih edin.

-Sağlığınız için az ama iyotlu kullanın. İyot kaybını önlemek için yemekleriniz piştikten sonra tuz ekleyin."

"KENDİMİZİ KORUYABİLİRİZ"

Yaşantıda yapılacak ufak değişiklikler ile tuz tüketiminin azaltılarak pek çok hastalıktan korunabileceğini kaydeden Aslan sözlerini şöyle tamamladı;

"Diyetimizdeki tuz alımımızı sadece 1 gram azaltarak felç geçirme riskimizi %5, kalp krizi geçirme riskimizi %3 azaltabiliriz. Günlük aldığımız tuz miktarını 9 gram azaltarak felç riskini %34, kalp krizi riskini %24 azaltabiliriz. Yani tuz tüketiminin günde 6 grama düşürülmesi tüm dünyadaki 2,5 milyon ölümü engelleyebilmekte ve milyonlarca doların kaybını önlemektedir" 

Etiketler : , ,

HABERE YORUM KAT