1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. BDP'den demokratikleşme paketi açıklaması
BDP'den demokratikleşme paketi açıklaması

BDP'den demokratikleşme paketi açıklaması

BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak, "Demokratikleşme paketi, Türkiye'nin demokratikleşme ihtiyacına yanıt veren bir paket değildir" dedi.

A+A-

BDP Eşbaşkanı Gülten Kışanak, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'nın açıkladığı demokratikleşme paketine ilişkin basın açıklaması yaptı. Demokratikleşme paketinin beklentileri karşılamadığını belirten Kışanak, "Çok beklemeye değer bir paket miydi? Tüm türkiye gördü. Bizler Barış ve Demokrasi Partisi olarak, Kürt sorunun da demokratik yol ve yöntemlerle çözülmesi konusunda büyük emek ve çaba sarfetmiş bir geleneğin temsilcisi bir partisiyiz. Kürtler, Kürt sorununun çözülmesini, Aleviler inanç özgürlüğü sorununun çözülmesini, ülkenin ötekileştirilen tüm kesimleri, kendilerini yönetime katabilme fırsatını yakalayabilmeyi arzu ediyordu. Yıllarca bunun mücadelesini verdiler. Bu paketin, bu beklentilerin hiç birine yanıt vermediğini çok açık ifade ediyoruz. Türkiye'nin demokratikleşme ihtiyacına yanıt veren bir paket değildir" diye konuştu.

KÜRTLERİN TEMEL BEKLENTİLERİ PAKETTE KARŞILANMIYOR
BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Başbakan Erdoğan'ın açıkladığı “Demokratikleşme Paketi”ni eleştirerek, Kürtlerin temel beklentilerinin karşılanmadığını kaydetti. Kürkçü, paketin “çözüm sürecine” katkı sunmayacağına vurgu yaparak, yeni seçim sistemi önerisiyle “BDP'nin sadece belli bir bölgeye hapsedilmek istendiğini” ifade etti.

ANF'ye göre, BDP'li Ertuğrul Kürkçü, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Demokratikleşme Paketi”nin pek çok eksik içerdiğine dikkat çekerek, paketin “çözüm süreci”ne katkı sunacak bir niteliğinin olmadığını belirtti.

Kürkçü, şu tespitlerde bulundu: “Bu paket, Kürt halkının ve çeşitli toplum kesimlerinin mücadeleleriyle getirdikleri noktaların kabulünden ibaret. Ama bu taleplerin çok küçük kısmının karşılandığını görüyoruz. Bir demokratikleşme yaratmıyor. W, X, Q harflerinin günlük kullanımı kabul gördüyse; bu, yasaklar aşılabildiği için sağlanmıştır. Kürtler çoktan mahkumiyetleri göğüsleyerek bunları sağladı. Yasak olmaktan çıkartılması halkın yasak olmaktan çıkartması anlamında. Başörtünün serbest olma meselesinde de öyle. Başörtülüler kamu alanında çalışmaya devam etmek için gösterdikleri çabanın sonucunu almış oldular."

Siyasi hak kabulünün pakette gerçekleşmediğini belirten Kürkçü, “çözüm süreci” bakımından Kürtlerin temel beklentilerinin bu pakette yer almadığına değinirken şöyle konuştu:

“Kürt halkının temel birkaç beklentisi var; partiler ve seçim kanununun değişmesi; seçim barajının kaldırılması, eşit temsil hakkı ve yerel parlamentoların sağlanması gibi. Yerel yönetim özerkliğiyle ilgili konularda bir adım yok. Ne partiler kanununda ne de Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartının, Türkiye'nin kabullenmediği maddeleri bakımından kabuller var. Bunlar olsa bile sorun çözülür, diyemeyiz ama niyet görülürdü.”

BDP'NİN SADECE BİR BÖLGEDE KALMASI İSTENİYOR
Pakette yer alan, seçim barajı sistemiyle ilgili düzenlemeye ilişkin ise Kürkçü, şöyle konuştu: “Dar bölge, daraltılmış bölge, baraj ya da barajsız... Ama bunların içine bakınca şimdiki milletvekili dağılımını, AKP açısından sabit ya da ileriye götüren, BDP'lileri engelleyen bir formül. BDP açısından dar ya da daraltılmış bölge Meclis'te daha az vekille temsil edilmesine yol açacak. Bu dar bölge sisteminde belli bölgede vekil çıkaracak kadar seçmenin yoğunlaşmadığı her yerde partilerin aleyhine olacak. Örneğin İstanbul 1., 2. ve 3. bölgelerde BDP'li adayların ya da bağımsız adayların herhangi birinin, bu bölgeler 5'e bölündüğünde bu bölgelerden birinden çıkmaları söz konusu olamaz. Bunun nesini beğenelim? Yüzde 20'nin, yüzde 30'un üzerine çıkamayan tüm partiler için problemli. İkinci nokta; BDP 'çözüm süreci'nin de gücüyle, Türkiye'nin tamamında siyaset yapma; HDP ile mücadeleyi her yerde birleştirmek için çaba gösterirken, BDP'ye 'sen sadece bir bölgede kalabilirsin, oradan çıkma ve burnunu sokma' denilmiş oluyor. Bu yaklaşım siyasi gelişmeleri daha da gerginleştirmeye, Türkiye'nin yönetimine ortak olma isteğinin köreltilmesine yol açmaktan başka sonuç getirmeyecektir. Çözüm sinerjisi içinde son derece olumsuz bir yenilik.”

Cezaevlerindeki Kürt tutsakların lehine bir düzenlemenin de pakette yer almamasını eleştiren Kürkçü, “Hak mücadelesi sürdüren aktivistlerin kanunsuz şekilde tutuklanarak rehin alınma gerçeğinin değişmesini beklerdik. Bu önemliydi. Terörle Mücadele Yasası'nda değişiklik yapılmayarak yargıçların ve emniyetin keyfi tutuklamalara yol açmasına sınırlama getirilmemiş oldu. Hem de yeni koğuşturmaların önünü almadığı gibi, rehin alma politikasının kapısı açık kalıyor” dedi.

ÇÖZÜM SÜRECİNE KATKISI YOK
Ana dilde eğitim konusundaki düzenlemeyi ise “eşitsizlikleri derinleştiren, kendi dilinde eğitimi sadece parası olanlara serbest bırakan bir adım” şeklinde yorumlayan Kürkçü, bunun da hemen sağlanmayacağını, parlamenter sürecin ve müfredata dair düzenlemenin gerekeceğini belirtti.

“Hamam eski hamam, ortada yeni tas var mı, bilmiyoruz” ifadelerini kullanan BDP'li Ertuğrul Kürkçü, “Paket getirdikleriyle değil getirmedikleri bakımından önem kazandı; Kürtler çözüm için egemenlik paylaşımı öneriyor, hükümet ise bunu gündeme almadığı gibi Kürtlerin toplumsal, kültürel hayatta kazanmış olduklarını mevzuata dahil ederek aslında sistemi sürdürüyor. 'Çözüm süreci' enerjisi açısından paketin katkı sağladığını söylemek çok zor. Halklar bu paketten sonra, kendileri kazanmadıktan sonra hiçbir şeyin kazanılamayacağını bir daha öğrenmiş oldu” dedi. (ANKA)

AHMET TÜRK: KÜRT SORUNUN ÇÖZÜMÜNE KATKIDAN UZAK
Mardin Bağımsız Milletvekili ve DTK Genel Başkanı Ahmet Türk, aylardır kamuoyunun beklediği paketin kamuoyuna yansıyan tartışma ve tahminlerin ötesinde bir şey olmadığını söyledi. Türk, paketle ilgili görüşlerini şöyle açıkladı: "Bu paket Kürt sorunun çözümünü sağlayacak, çözüme katkı sunacak bir paket olmaktan uzak. Kürt halkının bir halk olarak beklentilerini karşılayacak bir anlayıştan bir yaklaşımdan çok uzak olduğunu görüyoruz. Evet küçük şeyler var, zaten bunlar toplumun vicdanında meşru olan şeylerdir. Mesela Kürt alfabesindeki üç harfi ilave edilmiş olması zaten bu mücadelemizle meşrulaştırdığımız bir şeydir.Yine köy isimlerinin serbest bırakması, bugün zaten Kürtlerin kendi köylerinde kendi yaşadıkları yerde eski isimleri kullandığını biliyoruz. Yine anadilde eğitim önü açılmıyor, sadece özel okullarda bir eğitimin yapılması konusunda bir şey var. Zaten bu geçmişte de bu imkanlar sağlanmıştır. Toplumsal beklentiyi karşılayacak ve toplumu rahatlatacak bir paket olmaktan uzaktır. Bugün binlerce Kürt siyasetçisi içerdedir. Fikirlerinden, düşüncelerinden dolayı kendilerini ifade ettikleri için binlerce insanımız içeride. Bunların dışarıya çıkması veya o fikir inanç özgürlüğünün sağlanması konusunda bir yenilik yok. Hala o insanlarımız o düşüncelerinden dolayı, kimliğini savunduğu için, inkar politikasına karşı çıktığı için düşüncelerini dile getiren insanlar bugün yine yargılanmaya devam edecek, bu bir yenilik değildir.

Bu bir açılım değildir. Bu gerçekten toplumsal barışı ve uzlaşıyı sağlayacak bir anlayıştan uzak olan bir pakettir."

KABAĞA BENZETTİ
Türk, doğru şeyleri, toplumsal uzlaşıyı, barışı sağlayacak projelerin her zaman yanında olduklarını ifade ettiklerini belirterek, "Ancak bugün bu beklentiler adeta boşa çıkmıştır. İzin verirseniz bu paketi biraz şeye benzetmek istiyorum. Bir kabağa baktığınız zaman çok büyük görünüyor, görkemli görünüyor. Ama kabağı ikiye böldüğünüz zaman bakıyorsunuz içi bomboş. O kabağın içi bomboş, bu paketinde içi bomboştur. Umut ediyoruz ki bu anlayıştan bazı kırıntıları bazı şeyleri sağlamaktan vazgeçer bu hükümet ve gerçekten tarihi bir geçmişi olan birlikteliği olan bin yıllık bir geçmişi olan Kürtlerle ,Türklerin izasında duracak orta doğu barışına katkı sunacak bugün güçlü bir dinamik olan Ortadoğu'da önemli olan bir aktör olan Kürtleri kazanacak bir yaklaşım ortaya çıkar ancak bu pakete bu yaklaşımı gördüğümüzü söyleyemeyiz" dedi.

Türk, "Eksik bir pakettir. Doğru bir paket değildir.Kucaklayıcı bir paket değildir" diyerek şunları söyledi: "Sadece sayın Başbakan kamuoyunu yanıltmaya işte ben yeniden kalkıp mitinglerde meydanlarda şunu sağladım, bunu sağladım diyerek propaganda yapmaya yönelik bir paketin ötesinde değil . Yani ortak aklın ortaya koyduğu bir paket değil. Biz geçmişten bugünümüze kadar bir yıla yakın bir süredir eğer bir paket hazırlanacaksa, Kürt sorunun çözümü isteniyorsa, gerçekten hükümet bu konuda samimiyse Kürt tarafıyla oturup bunu değerlendirmesi tartışması gerekir. Belki bizim ortaya koyacağımız fikirler, düşünceler toplumda bir uzlaşıda beraberinde getirir. Bizim söyleyeceğimiz toplumsal gerçekler hükümet tarafından da belki ciddiye alınır. Ama başından beri bu paketin hazırlanmasından sonuna kadar adeta Kürt tarafını dışlayan, Kürtlerin düşüncelerini esasa almayan hatta bu konuda ne düşündüğümüzü bile sormayan bir yaklaşımla karşı karşıya kaldık. Elbete ki bizim hak ve özgürlükler mücadelemiz elbette ki devam edecek. Kürt halkının sahip olması gereken bütün insani kimliksel hakları sağlanması konusundaki mücadelemiz elbette ki devam edecek. Biz bu paketi onaylamıyoruz. Bu paketi yeterli bulmuyoruz. Bu paketin toplumsal barışa katkı sunacağına da inanmıyorum." Okullarda andımızın kaldırılmasına da değinen Türk, "Andımızla ilgili kesim bu sadece Kürtlerin tepkisini almıyor. Demokrasi inancı olan herkesin karşı çıktığı bir anttır. Türk haklı da karşı çıkıyor. Böyle bir saçmalık olmaz. 6 yaşındaki çocuklarımızın beynini yıkayan bir mantık, ırkçı bir söylem. Buna zaten herkes karşı çıkıyor. Şimdi yüzde 10 barajı Türkiye'de var, yüzde on barajı katılımcı çoğulcu önünde engeldir. Şimdi daraltılmış bir bölge sistemi getirilmeye çalışıyor. Yüzde 20 bile oy alan bir milletvekili çıkarmayabilir" dedi.

DİYARBAKIR BAROSU BAŞKANI ELÇİ:HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMADIK
Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, düzenlediği basın toplantısında demokratikleşme paketiyle ilgili yaptığı açıklamada, hayal kırıklığına uğramadıklarını, ancak paketin çok sayıda eksiği bulunduğunu söyledi. Paketin çok ciddi bir reform olmadığını, mütevazi bir adım olduğunu belirten Elçi, şöyle dedi: "Paketin toplumun beklentilerine tam olarak cevap vermediği açıktır. Ancak hayal kırıklığına uğramadık. Demokratikleşme konusunda atılan her adım olumludur. Pakette ana dilde eğitim ile ilgili eksik düzenleme öngörülmüş. Kürt halkının temel bir hakkı olan ana dilde eğitim hakkının, yabancı dil eğitimi biçimindeki bir yasal düzenleme kapsamında değerlendirilmesini, rahatsız edici buluyoruz. Şiddeti sonlandırıcı bazı yasal adımlar atılabilirdi. Bu ciddi bir ihtiyaçtı. Alevi toplumunun beklentilerine ciddi bir cevap verilmemiştir. Düzenleme eksik ve yetersizdir. Hassas bir süreçten geçiyoruz. Türkiye barış yolundan sapmamalıdır. Silah ve şiddet yeniden toplumun gündemine gelmemelidir. Silahsızlanma süreci şu anda önemli mesafe kat etmiştir. Bir yasal düzenleme olmalıdır. Bunun adı af olmazsa bile, bir sinyal verilebilirdi. Paketin önemli handikabının bu olduğunu düşünüyoruz. Muhtemelen o tarafın da (PKK tarafı) beklentilerine cevap vermeyeceğini düşünüyoruz. Özellikle anadil, KCK yargılamaları, Öcalan'ın koşullarına ilişkin beklentilerini açıklamışlardı. Paketin o tarafta da hayal kırıklığı yaratacağını düşünüyoruz."

ULUDERELİ AİLELER DE İZLEDİ
Şırnak'ın Uludere İlçesi Irak sınırında 28 Aralık 2011 gecesi düzenlenen ve ölen 34 kişinin yakınları Başbakan Erdoğan'ın açıklamalarını Uludere'nin Gülyazı Köyü'nde televizyonları başında izledi. Olayda ölen Serhat Encü'nün annesi Halime Encü, paketin kendileri için boş olduğunu savundu. Encü, "Paketten çok umutlanmıştık ama bizim için boş çıktı. Kürtlere yönelik, çözüme yönelik bir şey yok. Uludere'de ölen 34 kişinin faillerinin bulunması, siyasi tutukluların serbest bırakılması gibi şeyler yok. Sadece seçim barajının düşürülmesi tartışması biraz etkiledi.

Bu haber toplam 8643 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT