1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Bazalt taşlar mimariyi koruyor
Bazalt taşlar mimariyi koruyor

Bazalt taşlar mimariyi koruyor

Diyarbakır, "Karacadağ'ın şehre armağanı" olarak nitelendirilen özgün görünüşe sahip bazalt taşı ile mimarisini koruyor.

A+A-
Diyarbakır'ın Karacağ bölgesinde yer yer 80 metre kalınlığında olan bazalt taşı birçok sektörde tercih ediliyor.
 
Karacadağ'ın püskürttüğü lavların soğumasıyla oluşan bazaltın dayanıklılığı sayesinde ilde çok sayıda yapı Diyarbakır Surları gibi yüzlerce yıl ayakta kalmayı başarıyor.
 
"DİYARBAKIR'IN HAFIZASI"
 
Yıllara meydan okuyan yapısıyla şehrin kadim mimarisinin korunmasına yardımcı olan bazalt, Diyarbakır'ın "hafızası" olmaya devam ediyor. Diyarbakır ile özdeşleşen cami, kilise ve han gibi birçok yapıda kullanılan bu taş, şehrin konut mimarisine de ayrı bir estetik katıyor.
 
Bölgede bolca bulunması nedeniyle binlerce yıldır yapılarda yaygın olarak kullanılan, şehrin mimarisinin korunmasında yegane unsur olan bazaltın hayat bulduğu Diyarbakır evleri kenti ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.
 
Taşın gözenekli yapısı, kolay işlenmesini sağladığından, bu taş ile çeşitli süslemeler ve figürler de hazırlanıyor. Sıcak havalarda taşın üzerinde yer alan gözeneklere giren su damlaları serinlik sağlıyor, kış aylarında ise zeminin buzlanmasına engel oluyor.
 
EKMEĞİNİ TAŞTAN ÇIKARIYOR
 
Diyarbakır'da taş işlemeciliği yapan Ali Akyüz, fotoğraflarını çektiği kente özgü motifleri bazalt taşına uyarlıyor. Sertliğinden dolayı şekil verilmesi zor olarak bilinen bazalt taşı, Akyüz'ün üstün çabası ile el emeği göz nuru eserlere dönüşüyor.
 
Akyüz, maddi imkansızlıklardan dolayı eğitimini tamamlayamadığını, bu nedenle kendisini ustalarından öğrendiği sanata adadığını söyledi.
 
Bazalt taşına çekiç, murç ve spiral ile şekil vererek tarihi Diyarbakır Surları ve Ulucami'de yer alan "Şahmeran", "Artuklu Arslanı" ile Dört Ayaklı Minare'nin minyatürünü yaptığını ifade eden Akyüz, bunların dışında bazalt taşından sütun, çeşme, havuz ve fıskiyeler de hazırladığını anlattı.
 
Akyüz, Diyarbakır Surları, kiliseler, hamamlar ve tarihi evlerde 1998 yılından beri restorasyon işiyle uğraştığını kaydederek, "Mesleğe bir inat uğruna başladım. Arkadaşlarıma bazalt taşından heykel yapacağımı söylediğimde bana inanmadılar. Büyük uğraşlarla Ulucami'deki aslan ile boğa figürünü hazırladım. Şimdi inat uğruna başladığım taş ustalığı mesleğim oldu" diye konuştu.
 
KAMYONET KASASINDA HAZIRLANAN TAŞ FİGÜRLER
 
Bazalt taşına her şekli verebildiğini anlatan Akyüz, çektiği Diyarbakır'a özgü figürlerin fotoğraflarını bazalta yansıttığını kaydetti.
 
Akyüz, "Okuyabilseydim belki de heykeltıraş olur öğrenciler yetiştirirdim. Atölye bulamadığım için kamyonet kasasında bu sanatı sürdürüyorum" dedi.
 
Mesleğini 2 oğluna da öğrettiğini dile getiren Akyüz, bu sayede mesleğin gelecek nesillere aktarılacağı ümidini taşıdığını vurguladı.
 
Akyüz'ün oğlu Ramazan Akyüz de babasının mesleğini tercih etmekten onur duyduğunu, bu mesleği sürdürmekte kararlı olduğunu belirtti.
Bu haber toplam 4258 defa okunmuştur
Etiketler : , , ,

HABERE YORUM KAT