1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 'Barışın iradesine karşı'
'Barışın iradesine karşı'

'Barışın iradesine karşı'

AKP hükümetini ve Erdoğan'ı, Kürt sorunu ve çözüm sürecinin rantını yiyip, iktidarda kalmanın bir aracı olarak kullanmakla suçlayan HDK Eş Sözcüsü ve HDP Milletvekili Sebahat Tuncel, yapılan açıklamaların barış iradesine karşı savaştan yana tutumu ortaya çıkardığını ifade etti.

A+A-
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü ve HDP Milletvekili Sebahat Tuncel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Batman ve Diyarbakır ziyaretini değerlendirdi.
 
 
Abdullah Öcalan'ın toplum tarafından kabul gören mesaj ve çabaları ile birlikte Türkiye toplumun artan barış istediğine rağmen, AKP Hükümeti'nin başından beri çözüme dair bir yaklaşımının olmadığını belirten Tuncel, her ne kadar bu zamana kadar kendileri suçlansa da süreçte samimi davranmayan ve topluma güvensizlik verenin AKP iktidarı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisi olduğunu vurguladı. Tuncel, 2005 yılında Diyarbakır'da “Kürt sorunu benim sorunumdur” diyen Erdoğan'ın 10 yıl sonra “Kürt sorunu yoktur” deme noktasına gelmesinin çözümden ziyade, çözüm umudu yaratıp, aslında inkar, imha ve asimilasyon politikalarının incelmiş halini dayatmak olduğunu ifade etti.
 
 
AKP iktidarının bu hali ile de kendi başlattıkları bir süreçte, halkın bile taleplerini yok sayan bir noktaya geldiğini vurgulayan Tuncel, Davutoğlu adına AKP'nin seçim kampanyasını yürüten Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ise söylem ve yaklaşımları ile “cumhurun başkanı” olma sorumluluğunu tamamen yitirdiğinin altını çizdi.
 
 
Tuncel, başlı başına hukuksuzluk olan bu durumun en çok da Kürt sorununda yaşandığını da vurguladı. Bu zamana kadar Kürt sorunu ve çözüm sürecinin rantını yiyen ve bunun iktidarda kalmasının bir aracı olarak kullanan AKP'nin şimdi de bunu başka bir ranta dönüştürmek istediğini dile getiren Tuncel, “12 yıldır izlenen politikaların yol açtıkları nedeniyle AKP'nin tabanında da ciddi bir oy kayması sözkonusu. Bu kayışı önlemek için de şimdi milliyetçiliğe sarıldılar. Davutoğlu, en milliyetçinin kendisi olduğunu, milliyetçiliğin en iyi kendi dönemlerinde yapıldığı söylüyor. Gelinen aşamada Kürtleri ve Kürt sorununu yok sayma durumuna getiriyor. Bu da bir defa çözümsüzlük, savaşın, çatışmanın yeniden alevlenmesinin zeminini oluşturmaktır” dedi.
 
 
Tuncel'in AKP hükümeti ile birlikte çözüm sürecinin rantını yemekle suçladığı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın buna dair kullandığı kavramsallaştırmalar konusunda üzerinde durduğu önemli noktalardan biri de çözüm süreci ve İmralı'da kurulan müzakere masasının “illegal” ilan edilmesi.
 
 
'Süreci illegal ilan etti'
 
 
Kullandığı bu ifade dolayısıyla Cumhurbaşkanı'nın psikolojisini artık anlamakta bile zorlandıklarını dile getiren Tuncel, bu konuda ise şunları söyledi:
 
 
“Daha önce devlet örgütle görüşüyor mu görüşmüyor mu tartışmaları yapıldığında 'Görüşülüyor, ben gönderiyorum.
 
 
MİT müsteşarına ben görev verdim' deyip sahip çıkıyordu. Bütün görüşmelerin devlet adına yapıldığını ve bunun bilgisi dahilinde yapıldığını söylüyordu. Ama bu süreci kendisinin başlattığını söyleyen Tayyip Erdoğan, gelinen noktada bu süreci illegal ilan etti. O zaman bu illegal sürecin başı kendisi. Süreci illegaliteye çekmenin, bunu yasal-meşru zemindeki durumunu ortadan kaldırmanın kendi iktidarını güçlendirdiğini gördüğü için bu masayı illegal sayıyor. Bu kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Önemli olan bu masanın devam ettirilmesidir. Artık Erdoğan'ın yerine hükümetin konuşması lazım, çünkü bu masanın diğer bir tarafı da hükümet.
 
 
Hükümet bu sürecin neden bozulduğu konusunda çıkıp, halka açıklama yapmak zorunda.” Tuncel, bu sözlerinin ardından ise Ortadoğu'nda bugün kaos yaşanırken, DAİŞ çeteleri sınırın dibinde katliamlar yaparken, barış yerine savaşı, çözüm yerine çatışmayı esas alan ve toplumu bir şekilde terörize eden bu yaklaşımın vahim ve Türkiye'deki siyasal sonuçlarının ciddi olacağı uyarısında da bulundu.  Tuncel, bunu da “Eğer Erdoğan, 400 vekil için, siyasal rant için Türkiye'yi böyle bir tehlikeye atma gibi bir yaklaşımı gösteriyorsa, bunun da değerlendirmesini halk yapacaktır” sözleriyle dile getirdi.
 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP Hükümeti'nin sürecin tıkanmasına yol açan söylem ve yaklaşımlar, meselenin direk tarafı olan KCK Yürütme Kurulu üyelerinden Duran Kalkan tarafından “Erdoğan'ın bu söylemleri savaş kararı alındığının göstergesi” olarak yorumlandı. Yine Kürt siyasi hareketinin temsilcilerinden biri olan Muzaffer Ayata, Erdoğan'ın sözleri üzerine KCK'nin, liderleri Öcalan'ın çağrısı üzerine Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleyi noktalama kararı almanın görüşüleceği kongrenin toplanmasının önüne geçtiğini dair ifade etti.
 
 
'Savaştan yana tutumu ortaya çıkardı'
 
 
Ayata'nın paylaştığı bu bilgi ve KCK yetkilisi Kalkan'ın yaptığı bu açıklama hakkında ise “Kürt hareketi neden böyle bir açıklama yapıyor” minvalinden öte “Neden böyle bir açıklama yaptırılıyor” olarak okunması gerektiğini belirten Tuncel, bu konuda şu değerlendirmelerde bulundu:
 
 
“Sayın Ayata ve Kalkan, hiçbir şey yokken, süreç normal gidiyorken böyle bir açıklama yapmış değil. Aksine 2015 Newrozu'nda Sayın Öcalan milyonların şahitliğinde eğer devlet Dolmabahçe mutabakatına uyarsa, 10 madde çerçevesinde adım atarsa PKK'yi Türkiye'ye karşı silahlı savaşı bitirmesine dönük olarak kongre toplamaya davet etti. Bu çok tarihi ve yıllardır 'silahlar bırakılmıyor, silahları bırakın da gelin', 'bunlar savaşta diretiyor' diyen politikaları yerle bir eden bir adımdı. Diğer yandan da aslında kimin barıştan, kimin ise savaştan yana olduğunu gösteren bir yaklaşımdı. Kaldı ki KCK yetkilileri, bunun kendileri açısından bir talimat olduğunu ve eğer gerçekten devlet bir adım atarsa silahlı savaşı sonlandıracaklarını ifade etti. Bir taraftan böyle açıklamalar yapılırken, Erdoğan ve şürekasının, süreçte rol alan insanların yaptığı açıklamalar ise barış iradesine karşı savaştan yana tutumu ortaya çıkardı.”
 
 
Tuncel, bu tutumun pratik yansımalarının da içerisinde bulunulan seçim sürecinde HDP'ye dönük saldırılar da ve Ağrı'da devletin bizzat organize ettiği provokasyonda açığa çıktığını kaydetti. Erdoğan'ın böylesi bir ortamda bölgeye gelişinin de planlı olduğunu düşündüğünü belirten Tuncel, Erdoğan'ın bölge turu ile aslında 'batıda söylediklerimi bakın burada da, Fırat'ın ötesinde de söylüyorum' diyerek kendi kitlesine ve milliyetçi kamuoyuna mesaj verdiğini söyledi. Tuncel, bu haliyle de halkın tepkisiyle karşılaşmasının doğal olduğunu ifade etti.
 
 
'Erdoğan'ın, Diyarbakır'da müjde vermesi gerekirdi'
 
 
“Kürtlerin, Erdoğan'ın burada gelip kendilerine hakaret etmesinin, “Kürt sorunu yoktur” demesinin, ayrımcılığı meşrulaştırmasına ihtiyacı yok” diyen Tuncel, Diyarbakır'da bu masanın devrilmediğini, bu masanın çözüme evrileceğinin müjdesini vermesi gerekirken çözümsüzlük istemini ortaya koyan Erdoğan'a karşı, Türkiye halkının kendilerinden beklediği onurlu bir barışı ve yeni yaşamı inşa etmeye dönük mücadelelerin süreceğini vurguladı.
 
(DİHA)
Bu haber toplam 366 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT