1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Baluken: CHP ve MHP, AKP'nin değirmenine su taşıdı
Baluken: CHP ve MHP, AKP'nin değirmenine su taşıdı

Baluken: CHP ve MHP, AKP'nin değirmenine su taşıdı

HDP’den yeniden Diyarbakır milletvekili seçilen İdris Baluken, 7 Haziran seçimleri sonrası 'yapıcı muhalefet yapıyoruz' algısını oluşturmaya çabalarken siyaseten pasif duruma düşen CHP ve MHP'yi, AKP'nin değirmenine su taşımakla eleştirdi.

A+A-

Baluken, AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun başdanışmanı Etyen Mahçupyan'ın 'HDP ve Öcalan artık muhatap olmaktan çıkmıştır' sözlerine ise "Kürt sorununun çözümünde tarafların belirlenmesi noktasında yetkinin AKP ve AKP'nin ortaya çıkardığı kalemşorlarda olmadığını" söyleyerek yanıt verdi.
 
AKP'nin, yüzlerce örnekle karşılaşılan anti-demokratik uygulamalar ve hilelerle seçimlerden tek başına iktidar çıkmasının ardından hem parti cenahında hem de ona bağlı havuz medyasında HDP'ye yönelik seçim öncesinden başlatılan saldırıların dozu artmaya başladı.

 

Sandıklarda aksi yönde bir tablo çıkmasına rağmen, AKP cenahı bölgede kimi kent ve merkezlerinde halkın yeni yaşam iradeleri olarak ilan ettikleri özyönetimler nedeniyle HDP'nin oy kaybına uğradığı yönünde yapılan spekülasyonlarla birlikte Kürt sorununa dair de kimi söylemlere yeniden sarıldı.
 
Bunun en uç örneklerinden biri AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun başdanışmanı olan Etyen Mahçupyan'ın 'HDP ve Öcalan artık muhatap olmaktan çıkmıştır' sözleri oldu.

 

HDP Grup Başkanvekili ve Diyarbakır Milletvekili İdris Baluken, bu ve benzeri söylemler ile özyönetim ilanları sonrası halka yönelik yoğun saldırıların yaşandığı kentlerde HDP'nin aldığı oy oranlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

 

Öncelikle HDP'nin aldığı oy oranı yada çıkardığı milletvekili sayısı üzerinden bir değerlendirmeye gitmenin sonuç getirmeyeceğini vurgulayan Baluken, bunun nedeni olarak ise partilerine dönük gelişen baskı ve saldırılara işaret etti.
 
'HDP'ye oy vermenin cezası ölümle eşdeğer bir duruma getirildi'


Geçtiğimiz 5 ay boyunca eşi benzeri görülmemiş bir savaş konseptiyle karşı karşıya kaldıklarını ve 7 Haziran'da yüksek oy aldıkları bölgelere yoğun saldırıların gerçekleştirildiğine dikkat çeken Baluken, "HDP'ye oy vermenin cezası ölümle eşdeğer bir duruma getirildiğini" söyledi.
 
'Bu saldırılar AKP'ye yapılsaydı sağılırlardı'


Irkçı saldırılar başta olmak üzere, siyasi soykırım operasyonları ve medya sansürüne rağmen barış ve kardeşlik iradesini üçüncü parti olarak meclise taşıdıklarını ifade eden Baluken, "Bu saldırılar yüzde 49 oy almış olan AKP'ye yapılsa hiç dayanamadan dağılırlardı. Tüm saldırılara rağmen almış olduğumuz oy oranı, gelmiş olduğumuz mücadeleci damarın ne kadar güçlü ve sürekli olduğunun bir ispatıdır" dedi.
 
'CHP ve MHP, AKP'nin değirmenine su taşıdı'


Baluken, 7 Haziran seçimleri sonrasında izledikleri siyaset ile AKP'nin değirmenine su taşımakla eleştirdiği CHP ve MHP'nin 'yapıcı muhalefet yapıyoruz' algısını oluşturmak için pasif duruma düştüklerini de belirtti. Baluken, bunu da şu sözlerle ifade etti:


"CHP ve MHP, çok edilgen bir pozisyona düştüler. CHP, AKP'nin getirmiş olduğu savaş tezkeresine destek vererek (11 Ekim 2015) işlediği suçlara ortak olan bir muhalefet partisi durumuna düştü. Bütün bu durumlar hem AKP'yi büyüttü hem de kendilerini aşmayan bir sonucu da beraberinde getirdi. MHP seçim sürecinde herhangi bir baskı altında değildi. HDP üzerinde etkili olan bu antidemokratik uygulamaların hiçbiri ne MHP, ne de CHP üzerinde etkili değildi.

 

MHP'nin sürekli Kürt düşmanlığı yapması, ırkçılık yapması kendi seçmeni tarafından da kabul görmedi. O yüzden MHP'nin yürütmeye çalıştığı bu politikanın kendileri tarafından sorgulamaya tabi tutulması gerekmektedir."
 
'Özyönetimler olmasaydı HDP ayakta duramazdı'


Yaptığı bu eleştirilerle birlikte seçim sonuçlarının doğru ele alınmasını gerektiğinin altını çizen Baluken, seçim sonuçlarının özyönetimlerin onaylanmaması anlamına geldiği mesajını çıkarmanın çok doğru bir anlayış olmadığını ifade etti.


Özyönetimlerin olmaması durumunda HDP'nin ayakta duracak gücü olmayan bir siyasi parti durumuna düşeceğini kaydeden Baluken, “Sorunu sadece matematiksel istatikler olarak ele alarak toplumsal dinamikleri dikkate almazsak, tam da Tayyip Erdoğan'ın otoriter ve baskıcı yaklaşımının onayına hizmet etmiş oluruz.

 

Türkiye halklarının 90'lı yılların idari sisteminin değişmesi yönünde bir talebi vardır. Karar alma süreçlerine dahil olma ve katılma gibi bir iradeleri söz konusudur. Özellikle Kürdistan'da bu iradeye karşı nasıl bir yönelim içerisine girdiklerini kendimiz görmüş olduk” diye konuştu.
 
'1 Kasım'da ortaya çıkan sonuç halkın diz çökmediğinin ifadesidir'


Erdoğan ve AKP iktidarının sivil yerleşim alanlarına tanklar ve toplarla saldırılarda bulunarak kuşatma dalgası başlattığını hatırlatan Baluken, özyönetim iradesinin ortaya çıktığı bölgelerde halka yönelik sindirme politikalarının uygulandığına işaret etti.

 

Ancak seçim sonuçlarının, özyönetim ilan edilen kentlerde halka geri adım arttırılamadığını bir kez daha gösterdiğini belirten Baluken, “HDP'nin Kürdistan'da kaybettiği birkaç vekilliği AKP'nin bölgede Kürt düşmanlığı yapan güçlerle kurduğu ittifaka bağlamak daha doğrudur.

 

Burada halka geri adım attıran bir durum söz konusu değildir. 1 Kasım'da ortaya çıkan sonuç, halkın diz çökmediğinin bir ifadesi oldu. Bu seçimi AKP'nin ordularını üzerine yolladığı ancak halktan sonuç alamadığı bir durum üzerinden ele almak gerekiyor. Bütün bu saldırı dalgasının boyutu ne olursa olsun, ne kadar bedel öderse ödesin halk bundan vazgeçmeyeceğini ortaya koymuştur” dedi.
 
'Özyönetim sadece Kürtler için değil, Türkiye halkları içinde bir gerekliliktir'


 “Ortada diz çöktürerek, tank ve toplarla sonuç alamayacağın bir halk var, bunu siyasetin argümanları ile çözmen gerekiyor” diyerek AKP ve Erdoğan'ın seçim sonuçlarından doğru sonuçlar çıkarması gerektiğini de söyleyen Baluken, şunları söyledi:


 “HDP'nin bu açıdan parlamentoda olması büyük bir şanstır. Özyönetim sadece Kürtler için değil, tüm Türkiye halkları için de bir gerekliliktir.

 

Bunu HDP üzerinden parlamentoya taşıyan toplumsal kesimler, bunun mesajını vermişlerdir. Seçimden ortaya çıkan sonuç doğru ele alınırsa halkların ortaya çıkardığı sonuca göre AKP'nin bir çözüm yolu geliştirmesi gerekir. Aksi uygulamalar toplumsal gerilimi, çatışmayı beraberinde getirir. Umarız AKP ve Erdoğan böylesi bir tutum içerisine girmez."
 
'AKP'nin ortaya çıkardığı kalemşorlar tarafları belirleyemez'
Ancak seçim sonrası yapılan açıklama ve değerlendirmelere baktıklarında bunun doğru okunamadığına tanıklık ettiklerini dile getiren Baluken, özellikle Kürt sorununun çözümü noktasında PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın baş müzakereci olduğunu ve PKK ile HDP'nin de bu mücadelenin ortaya çıkardığı taraflar olduğunu vurguladı.


Bu açıdan AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun başdanışmanı olan Etyen Mahçupyan'ın 'HDP ve Öcalan artık muhatap olmaktan çıkmıştır' sözlerine atıfta bulunan Baluken, bu sözlere “Kürt sorununun çözümünde tarafların belirlenmesi noktasında yetkinin AKP ve AKP'nin ortaya çıkardığı kalemşorlarda olmadığını” söyleyerek yanıt verdi. Baluken, “Bu taraflar binlerce insanın canı pahasına ortaya koyduğu bedeller tarafından ve yaratmış olduğu değerler üzerine şekillenmiştir. Sorunu çözmek istiyorsanız, oturur meseleyi istişare edersiniz, ortak bir payda ararsınız.

 

Kürt sorunu ve Türkiye'nin demokratikleşme meselesi çözüm süreci kapsamında 2,5 yıllık süre içerisinde büyük badireler atlatarak bir toplumsallaşma süreci yakaladı. Bu toplumsallaşma bir barış ve çözüm istiyor” dedi.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler