1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Bakanlar ve Başkanlar Toplantısı
Bakanlar ve Başkanlar Toplantısı

Bakanlar ve Başkanlar Toplantısı

21 Temmuz günü Diyarbakır’da Suruç’taki saldırı ve seçim sonrası gelişmelerle ilgili Bakanlar ve Başkanlar arasında bir toplantı gerçekleşti.

A+A-

Bakanlardan Mehdi Eker ve Cevdet Yılmaz’ın ve 30’u aşkın Sivil Toplum Kuruluşları başkanlarının katıldığı toplantı, AK Parti İl Başkanı Av.Muhammed Akar’ın ev sahipliğinde yararlı bir istişare toplantısı niteliğinde yapıldı.

Bu toplantıda genel olarak şu fikirler dile geldi,

*Zaman birlik beraberlik, yek vücut olma zamanıdır,

*Bu olay Türkiye Cumhuriyeti hükümetine dolayısıyla vatandaşın huzuruna yapılan bir saldırıdır,

*Bu saldırıdan siyasi bir kazanç elde etme gibi küçük hesapların peşine düşmemek lazım,

*Bu olayın hedefi o masum vatandaşlarımızın öldürülmesinden çok Türkiye halklarını birbirine düşürmektir,

*Sinsi bir akılın Recep Tayyip Erdoğan’ın çıkışlarına tahammülü yoktur ve nüfuzunu kırmaya çalışmaktadır,


*Türkiye cumhuriyetinin DAİŞ’e bir katkısı olmadığı gibi olmasını düşünmek dahi doğru değildir, DAİŞ bir sentetik örgüttür bu gün var yarın yoktur,


*Bu bölgede bu bölgenin kadim halkları yaşamaya devam ederken, şu yüz yıllık tarih süreci kapanırken Kürtler üzerinde seküler ulusalcı tek tipçi bir devlet inşa edilerek T.C.devletinin yapamadığını bu sefer onunla yapmak isteyen bir haçlı zihniyeti devrededir,


*Anadolu insanının özgürlüğüne tahammül etmeyen bir akıl, istediği şekilde hayali bir algı oluşturarak vatandaşlarımızı yanlışa yönlendirebiliyor,


*Birilerinin dediği gibi Diyarbakır politize olmuş bir kent değil, öyle olsaydı sorgulayıcı bir mantıkla olayları değerlendirmeleri gerekirdi, Yazılanlardan çok söylenenlere dayalı kulaktan kulağa bir bilgiyle toplum galeyana getiriliyor,


*Anadil eğitimi dışında hemem hemen Kürtlerin tüm hakları verilmiştir, bu işin baş mimarı Reisicumhurumuz olmasına rağmen AK Parti bunu halka anlatamadı ve “katil Erdoğan” sloganlarıyla basın açıklamalarını nakışlayan bir siyasi cenah var, gençliğimize sahip çıkarak olur olmaz mesellerin peşine düşmemelerini, nitelikli birer vatandaş olarak hayata katkı sağlamalarına imkan vermemiz lazımdır. 


*Bu bölgede üç Lider var bunlar Recep Tayyip Erdoğan, Mesut Berzani ve Abdullah Öcalan’dır, bu liderler, aralarındaki irtibat sürdürerek bu soruna bir çare çözüm getirebilirler, Mesut Barzani’nin de katıldığı, Kürdistan bayraklarının dalgalandığı Kürtler ve Türkler arasında birlik beraberliğin nişanesi olan Diyarbakır Ak Parti mitingi Anadolu düşmanlarını deliye çevirdi ve Haçlı zihniyeti o gün bu gündür bölgemize musallat olmuş durumdadır.


*Diyarbakır’da bir kesim STÖ’ler PKK/KCK yanlış çıkışlarına ve HDP’nin yersiz politikalarına karşı sessiz kalıyor, tek taraflı sadece Hükümete dönük eleştirilerde ortak bir ses vermektedirler, KCK başkanı Cemil Bayık’ın son açıklamasına sivil ve özgür akıl tepkisiz kalabilir mi? Halkımız silahlanmalı, yer altına inmeli ne anlama geliyor?


*Diyarbakır’ın dinamikleri bir araya gelerek doğruya doğru, yanlışa yanlış deme cesaretinde bulunmaları lazım Hükümetlerin biri gelir biri gider fakat bu şehirde Diyarbakırlılar yaşayacaklardır, bunların yanlış gittiğini gören bir durum karşısında yek vücut olup ortak bir ses vermeleri gerekir, korkunun ecele faydası yoktur,


*Barış sürecinin silahlı paydaşı elbette ki PKK’dir ama barış sürecinin muhatabı bölgenin tüm halklarıdır, bütün Kürtlerdir.


Bu ve benzeri yararlı fikirlerin özgürce dile geldiği istişare toplantısında ben de DES İl Başkanı sıfatıyla şu düşünceleri dile getirdim.


1-Bu saldırının asıl amacı Türkiye’nin var olan yarasını kaşımak, kamu düzenini bozup hükümeti itibarsızlaşmaktır, öyleyse tam hızla barış sürecinin devam ettiği kararlığı ortaya koyup barış sürecinin ilerlemesini sağlamak gerekir,


2-Koalisyon sürecini sekteye uğratmak ve ülkeyi seçime sürükleyip bundan bir istikrarsızlık meydana getirmektir, dolayısıyla CHP yeni Türkiye ölçülerinde koalisyona evet derse ne ala, yoksa HDP’den bir grup ayrılarak 20-25 kişilik bir ekiple hükümete katkı vererek barış sürecini devam ettirmesi lazım.


3- Bu saldırılar ülkemizin yedi bölgesini de etkiliyen bir katliama neden oldu. milletimiz bir bütün olarak mahzun, malum bizde yas definden sonradır dolayısıyla eğer uygunsa bir gün yas ilan edilmesinde fayda mülahaza ediyorum(Benden önceki konuşmacılar da bunu dile getirmişlerdi)


4-Cumhurbaşkanımız açıktan açığa hükümetin sahasına müdahale etmeyi artık bırakmalı, yeri geldiğinde kendisine yöneltilen sorulara “Bu soruyu Başbakanımıza sorun bu Hükümetin alanına giriyor” demeye alışması lazım,


5- Okullara “değerler eğitimi” adı altında bir ders konularak;İman, edep, marifet, kardeşlik, dostluk, vatandaşlık… vb. konularda gençlerimizi bilgilendirmemiz gerekir.


Ayrıca bir yazıya sığmayacak kadar yararlı fikirler dile geldi, bu kadarı dahi bana heyecan verdi. Malum bir ülkenin yönetimi sadece Hükümetin omuzlarına yüklenemez. STÖ’ler, Basın, Bürokrasi.. gibi ana paydaşları var ve daima her paydaş üstüne düşen görevi yerine getirmelidir.


Unutmayalım bunlardan hiç biri diğerlerinin yerini dolduramaz. Ülke sorunlarıyla mücadelede her kesin sorumluluğu vardır. İşte şehrimiz bölgemiz ortada, bir kesim STK’lar bir tarafın yanlışlarına dur demedikleri/diyemedikleri için işler rayına oturamıyor. Neredeyse silahlı aktörler barış sürecinin baş aktörleri durumuna gelmiş vaziyetteler, halbuki barış sivil akılla gelir.


Barışçıl ve huzur dolu günleri yaşamak dileğiyle hep beraber.
  

 

Bu haber toplam 3320 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler