1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 'Azmetiriciler insan hakları mahkemelerinde yargılanmalıdır'
'Azmetiriciler insan hakları mahkemelerinde yargılanmalıdır'

'Azmetiriciler insan hakları mahkemelerinde yargılanmalıdır'

TK Genel Kurulu'nda konuşan DTK Eşbaşkanı Selma Irmak, PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik tecride dikkat çekerek, Öcalan olmadan hiç kimsenin Türkiye'de kalıcı bir barışı sağlayamayacağını söyledi.

A+A-

 DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle ise, Kobanê'ye yönelik saldırıya değinerek, "Grî Spî'nin özgürleştirilmesi Kobanê'yi Türkiye'nin rehineliğinden kurtardı. Bunu hazmedemeyenler Kobanê'ye dönük yeni bir saldırıda bulundu. 'YPG/YPJ DAİŞ'ten daha kötüdür' demek saldırılara azmettirmek değil de nedir? Türkiye, bu katliamın azmettirici suçunu işlemiştir. Bu katliamın azmettiricileri insan hakları mahkemelerinde yargılanmalıdır " diye belirtti.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), 6-7 Eylül tarihinde gerçekleştirdiği 7'nci Olağan Kongresi'nde kabul edilen "Demokratik toplumu ve özgür yaşamı inşa" sözleşmesinde karar altına aldığı 3 aylık Genel Kurul Toplantısı'na Diyarbakır Büyükşehir Konferans Salonu'nda başladı. DTK Eşbaşkanları Hatip Dicle, Selma Irmak ile 501 DTK delegesinin yanı sıra HDP ve DBP'li siyasetçilerin de katıldığı ve 2 gün sürecek olan kurul, saygı duruşuyla başladı. Kurulda ilk olarak konuşan DTK Eşbaşkanı Selma Irmak, 3 aylık genel kurullarını seçim süreci nedeniyle ertelediklerini söyledi. Yaklaşık 40 yıldır yürütülen Kürt özgürlük mücadelesinin Kürdistan'ın her parçasında yeni bir aşamaya geçtiğini kaydeden Irmak, "Yürütülen mücadele dünyanın her yerinde meşru görülüyor. Çünkü biz halkların sahip olması gereken hakların mücadelesini yürütüyoruz" dedi.

'Saldırıların nedeni Kürtlerin Ortadoğu'da çözüm merkezi haline gelmesidir'

Rojava devrimiyle beraber Kürtlerin önüne konulan duvarların yıkıldığını ifade eden Irmak, şunları aktardı: "Menfaatleri uğruna Kürdistan'ı tarumar eden güçlerin önü kesilmiştir. Kürtler Ortadoğu'da çözümün merkezi haline gelmiştir. Kürtlere dönük yapılan saldırılar nedenini buradan alıyor. Ortadoğu'da barış ve özgürlüğü istemeyen tüm kesimler, bunu Kürtlere saldırarak sağlamaya çalışıyor." 

'Rojava'da DAİŞ'in kuzeyde AKP'nin beli büküldü'

Kobanê zaferinin tüm Kürdistan'a güç ve moral verdiğini belirten Irmak, HDP'nin seçim zaferinin Rojava devriminin devamı olduğunu söyledi. "Nasıl ki Kobanê'ye DAİŞ'in eliyle saldırılar yöneltiliyorsa, Kuzey Kürdistan'da da Hür Dava Partisi gibi yapılanmaların eliyle saldırılar yönetildi" diyen Irmak, "Kuzeydeki bu saldırılar Diyadin, Diyarbakır gibi yerlerde karanlık güçlerin devreye sokulmasıyla devam etti. Kürtler, saldırılardan sonra gülmeyi bilmiştir. Kimse bizleri çocuk yerine koymasın. Bu saldırıların arkasında AKP'nin, DAİŞ'in ve İran'ın da bulunduğunu çok iyi biliyoruz" şeklinde konuştu. Rojava'da elde edilen zaferin DAİŞ'in belini büktüğü gibi kuzeyde HDP başarısının da AKP hükümetinin belini büktüğünü kaydeden Irmak, Kürt siyasetinin artık Türkiye ve Ortadoğu'da halklara dayalı değiştirici bir rol oynadığını dile getirdi. 

'Öcalan olmadan Türkiye'de kalıcı barış sağlanmaz'

PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın İmralı'da tutulmasına değinen Irmak, "Türkiye ve Kürdistan halkları için önemli kazanımların mimarı Sayın Öcalan halen tutuklu bulunuyor. Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için bir kampanya başlatıldı ancak bu çok yetersiz bir istektir. Bir tutuklunun avukatı ve ailesiyle görüşmesi en doğal hakkıdır zaten. Kalıcı bir barışın sağlanması için Sayın Öcalan'ın özgür olması gerekir. Mandela olmasaydı Afrika'da hiç kimse halklar arasında barışı sağlayamazdı. Aynı şekilde Abdullah Öcalan olmadan da hiç kimse Türkiye'de kalıcı bir barışı sağlayamaz" dedi.

'Ortadoğu ve Kürdistan halkları kavurucu bir ateşin içine atıldı'

Irmak'ın ardından konuşan DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, emperyalist güçlerin Kürtlerin tüm kazanımlarını yok etmek için her türlü saldırıyı meşru gördüğünü ancak Kürt savaşçılarının tüm bu saldırılar karşısında dünyanın hayranlıkla izlediği bir direniş sergilediğini söyledi. Ortadoğu halklarının çok kritik bir dönemden geçtiğini söyleyen Dicle, "Ortadoğu ve Kürdistan 1990'lı yıllardan bu yana 3'üncü dünya savaşı diye nitelendirdiğimiz kavurucu bir ateşin içine atıldı. Bu ateş 1 ve 2'inci dünya savaşlarında olduğu gibi 4-5 yıl içerisinde bitmeyecek. 25 yıldır devam eden bu savaşın 25 yıl daha devam edeceğini göz önünde bulundurmak zorundayız" şeklinde konuştu. 

'Ortadoğu'da ortaya çıkan yeni anlayış ve çizginin mimarı Öcalan'dır'

Birinci dünya savaşıyla ortaya çıkan ulus-devlet çizgisinin Ortadoğu'ya girerek burayı kan gölüne çevirdiğini belirten Dicle, şunları aktardı: "Kürdistan'da bu zihniyetten çok büyük zararı gördü. Zarar görmemiş halklar kalmadı. Araplar 22-23 devlete bölündü ve başına petrol şeyhleri konuldu. Buradan kan ve gözyaşı hiç eksik olmadı. Bunun ardından Peygamberler diyarı olan Ortadoğu'da yeni bir anlayış, yeni bir çizgi ön plana çıkmıştır. Bu çizginin mimarı Sayın Abdullah Öcalan'dır. Kuzey'de, Güney'de Batı'da Kürtlere saldırmalarının tek nedeni yeni bir çizgi olarak ortaya çıkan önderliğin paradigmasıdır. Bu paradigma emperyalist güçlerin istemi dışında gelişti ve halkların yaşama geçirdiği somut bir model haline geldi. Halklar bir araya gelerek ulus-devlet zihniyetinin panzehiri olan önderliğin modelini hayata geçirdiler. Bu kadar vahşi saldırıların nedeni budur. DAİŞ olmasaydı başka bir güçle saldırırlardı. Böyle bir güç yaratacaklardı." 

'Azmettiriciler insan hakları mahkemelerinde yargılanmalıdır'

Diyarbakır'da gerçekleştirilen "Kobanê'yi Yeniden İnşa Konferansı"nda kentin yeniden inşası için Mürşitpınar Sınır Kapısı'nın açılmasını ve inşa süreci için gerekli tüm malzemelerin buradan geçirilmesini istediklerini kaydeden Dicle, "Ancak Türkiye bu kapıyı açmadı. Çünkü Kobanê'nin yeniden inşa edilmesini istemiyor. İşte Grî Spî'nin özgürleştirilmesi Kobanê'yi Türkiye'nin rehineliğinden kurtardı. Bunu hazmedemeyenler Kobanê'ye dönük yeni bir saldırıda bulundu. 'YPG/YPJ DAİŞ'ten daha kötüdür' demek saldırılara azmettirmek değil de nedir? Sınırdan geçip geçmedikleri elbet ortaya çıkacak. Güneş balçıkla sıvanmaz. Ama şimdi kesin olan Türkiye, bu katliamın azmettirici suçunu işlemiştir. Bu katliamları kınamak yetmez. DAİŞ'e kim destek verdi, hangi ülkeler besliyor? Bunun ortaya çıkarılması gerekiyor. Bu katliamın azmettiricileri insan hakları mahkemelerinde yargılanmalıdır" diye belirtti.

'Devlet süreçte çark etti'

Dolmabahçe'de İmralı Heyeti ile gerçekleştirilen toplantıya değinen Dicle, "İlk defa Türkiye'de önderliği temsil eden bir heyetle bazı devlet yetkililerinin içerisinde bulunduğu bir fotoğrafla süreci yürütecek bir mekanizma ortaya çıktı. Ama gelin görün ki 5 Nisan'dan bu yana başta Erdoğan ve hükümet olmak üzere devlet çark etti. Türkiye halkları önderlik üzerindeki tecrit ilk başta kaldırılarak, önderliğin özgürlüğü için gerekli zemin hazırlanması ve önderliğin özgür bir şekilde barış çalışması yürütecek bir zemin bekliyor. Bugünkü durumla bu sürecin devam ettirilmesi mümkün değildir" dedi.

Konuşmasına Kobanê'deki saldırıyı kınayarak başlayan Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü Sabahat Tuncel ise, Rojava halkının tüm saldırılara rağmen halklara yeni bir umut vermeye devam edeceğini söyledi. 7 Haziran seçimlerinde yeni bir dönemin ortaya çıktığını ifade eden Tuncel, HDK'nin yeni dönemin ruhuna uygun bir şekilde şekilleneceğini aktardı. Ortadoğu'da Kürtler olmadan yeni bir denklemin kurulamayacağını söyleyen Tuncel, "Kürtlerin denklemin tam ortasında bulunması başta Erdoğan olmak üzere AKP hükümeti tarafından kabul edilmek istenmemiştir. O yüzdendir ki Kürtlere dönük bu saldırıların merkezinde AKP hükümeti yer almaktadır" dedi.

Ortadoğu ve Türkiye'de kalıcı bir barışın sağlanmasının yolunun Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünden geçtiğini söyleyen Tuncel, "Çünkü İmralı'da sadece Öcalan tutulmuyor. Sayın Öcalan'ın şahsında tüm Kürdistan halkları İmralı'da tutuluyor" dedi.

Kurul, delege üyeleri arasında yürütülen tartışmalarla devam edecek. 

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler