1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'AYM itibar etmemeli'
'AYM itibar etmemeli'

'AYM itibar etmemeli'

Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, Adalet Bakanlığı'nın AYM'ye verdiği Roboski Katliamı ile ilgili görüşe tepki göstererek, Anayasa Mahkemesi'nin bu görüşe itibar etmeyeceğini, görüşü hukuki bulmayacağını söyledi.

A+A-
Elçi, “34 insanın savaş uçaklarıyla tümünün yok edilmesi hedeflenerek katledilmesi söz konusu. O insanların silahlı olmadığı, köylü oldukları gerçeği bir yana, silahlı bile olsaydılar, savaş uçaklarının tümünün hayatına son vermek üzere ağır bombardımana tabi tutması hukuka uygun değildir” dedi
 
Şırnak'ın Uludere İlçesi'ne bağlı Roboski köyünde (Ortasu) Türk F16- savaş uçaklarının 28 Aralık 2011 tarihinde yapmış olduğu bombardıman sonucu 34 kişi yaşamını yitirmişti.
 
Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Roboski Katliamı ile talep ettiği görüşü sundu. Bakanlığın yanıtında, “Daha sonra bir hata olduğunun anlaşılması, kullanılan gücü otomatik olarak haksız hale getirmez. Aksini düşünmek, devlete ve kanun adamlarına görevlerini yaparlarken, belki de kendilerinin ve diğerlerinin yaşamlarına zarar verebilecek gerçekçi olmayan bir külfet yüklemek olur. Bununla birlikte olayın içinde bulunduğu koşullar, güç kullanılmasını gerektiren makul bir inancın varlığını göstermelidir” ifadeleri yer aldı. Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, Bakanlığın sunduğu görüşü ANF'den Ali Barış Kurt'a yorumladı.
 
'Anayasa mahkemesi bu görüşe itibar etmemeli'
 
Elçi, Adalet Bakanlığı'nın askeri makamların ortaya koyduğu görüş ve yorumla paralel bir tutum aldığına dikkat çekerek, “Öteden beri zaten askeri makamların görüşünü, daha doğrusu böyle bir suç karşısındaki savunmalarını biliyoruz. Aslında hükümet, suçtan sorumlu olanların suçtan kurtulmak için ileri sürdüğü savunma argümanlarını görüş olarak mahkemeye sunmuş. Bu, hukuk devleti iddiasındaki bir devlete yakışmaz” dedi.
 
Elçi, Anayasa Mahkemesi'nin bu görüşe itibar etmeyeceğini, görüşü hukuki bulmayacağını belirterek, “34 insanın savaş uçaklarıyla tümünün yok edilmesi hedeflenerek katledilmesi söz konusu. O insanların silahlı olmadığı, köylü oldukları gerçeği bir yana, silahlı bile olsaydılar, savaş uçaklarının tümünün hayatına son vermek üzere ağır bombardımana tabi tutması hukuka uygun değildir. Silah kullanmanın esaslarına ve sınır ötesi olması nedeniyle de uluslararası güç kullanımı ilkelerine aykırıdır” diye konuştu.
 
'Bakanlık AİHS maddelerini çarpıtıyor mu?'
 
Elçi, Bakanlığın görüş yazısında yer alan, “(…)Güvenlik güçleri bir terör veya yakalama operasyonunda henüz fiili saldırıyla karşılaşmamış olsalar bile Sözleşme'nin 2. maddesi 2. fıkrasındaki amaçları gerçekleştirmek için güç kullanabilirler” ve “TSK'nın uluslararası hukuk çerçevesinde envanterlerinde bulunan tüm araç ve silahları kullanmasında hukuki bir engel bulunmadığı” yönündeki savunmaların 'çarpıtma' içerdiğini vurgulayarak, şu eleştirileri yaptı:
 
“Yurt içinde veya yurt dışında devletin silah kullanması elbette mümkün ama hukuka uygun davranma sorumluluğu var. Örneğin hiçbir koşul altında; savaşta, sıkıyönetimde bile yaşam hakkını keyfi şekilde ortadan kaldıramaz ve bunun üzerine operasyon icra edemez. Yaşam hakkını koruma amacıyla gerekli önlemleri, tedbirleri alma sorumluluğu var. Son çare olarak silah kullanmaya başlanırsa bile bunun ölçüsü, kademeliği var.
 
Oysa Roboski Katliamı örneğinde, bir grubun tümünün savaş uçaklarıyla bombalandığını görüyoruz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesinin ilk paragrafında, 'Herkesin yaşam hakkı yasanın koruması altındadır. Yasanın ölüm cezâsı ile cezâlandırdığı bir suçtan dolayı hakkında mahkemece hükmedilen bu cezânın yerine getirilmesi dışında hiç kimse kasten öldürülemez' deniyor.
 
Ayrıca AİHS'in 2. maddesinde öldürmenin, 'bir kimsenin yasadışı şiddete karşı korunması, usûlüne uygun olarak yakalamak için veya usûlüne uygun olarak tutuklu bulunan bir kişinin kaçmasını önlemek ve ayaklanma veya isyânın, yasaya uygun olarak bastırılması' gibi şartlarda hak ihlali olamayacağına vurgu yapılıyor. Henüz biriminize, başkalarının canına saldırı girişimi olmadan doğrudan silaha başvurmanız mümkün değil. Devletin yasadışı kabul ettiği örgüt üyesi bile olunsa, bu şartları gözetmemek hukuki değildir.”
 
'İdari para cezası verileceğine katliam yapıldı!'
 
Sınırı devlet yasalarına aykırı şekilde ihlal etmenin karşılığının idari para cezası olduğunu bildiren Elçi, “Hapis cezası bile değildir. Şimdi tümüyle silahsız, katırlarıyla sınırı geçmeye gelen bir grubu yok etmek üzere silaha başvurmak nasıl meşru olabilir? İdari para cezası verilecek herhangi bir 'suç'a karşı nasıl savaş uçaklarıyla bombalama yapılabilir mi? Ulusal ve uluslararası hukuka aykırıdır” diye ekledi.
Hacı ölmez cinayeti örneği
 
Elçi, 2003 yılında Hacı Ölmez (37) adlı köylünün Şırnak'ın Uludere ilçesine bağlı Andaç köyü yakınlarında 7 Nisan günü keçisini aradığı sırada askerler tarafından öldürüldüğünü hatırlattı. Jandarmaların, “Nivartepe'de Irak sınırını dürbünle gözetlerken iki kişinin sınırdan Türkiye'ye geçtiğini gördük. 'pkk' ya da kaçakçı olduklarını düşündük. Mevzilendik. 200-300 metre yaklaştıklarında 'dur' ihtarında bulunduk. Durmadılar ateş açtık” şeklinde savunma yaptığı Hacı Ölmez Cinayeti'nde de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) silah kullanıldığı için Türkiye'ye ceza verdiğine dikkat çeken Elçi, “Yani AİHM, bir kişi için bile 'sınırı geçtiği için silah kullanamazsınız' demişti. Henüz saldırıya yeltenmeden, silaha başvurmadan herhangi kimseyi öldüremezsiniz” dedi.
 
Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, Anayasa Mahkemesi'nin bu ağır suçun soruşturulmayarak takipsizlik kararıyla sonuçlanmasını Anayasa'ya aykırı bulacağına inandığını söyleyerek, “Er ya da geç, sorumlular hakkında dava açılacağından şüphem yok” diye konuştu.
 

HABERE YORUM KAT