1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 'Artık hiçbir toplumsal sorun Ankara'dan çözülemez'
'Artık hiçbir toplumsal sorun Ankara'dan çözülemez'

'Artık hiçbir toplumsal sorun Ankara'dan çözülemez'

Diyarbakır’da konuşan DBP Genel Eş Başkanı Kamuran Yüksek, katı merkeziyetçi ve otoriter idari sistemlerin toplumların sorunlarını çözemediği ve yerel demokrasiye evrildiği bir yüzyılda tek çözümün özyönetim olduğunun söyledi.

A+A-

 Yüksek, artık hiçbir toplumsal sorunun Ankara'dan çözülemeyeceğini kaydetti.Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Genel Merkezi, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Kongreya Jinên Azad (KJA), politik bir iade beyanı olarak ortaya konulan "özyönetim" talebinin devlet tarafından şiddetle engellemek ve boğmak istenmesine karşı harekete geçti.

Bölge kentlerinde düzenlenecek toplantılar ile özyönetim, demokratik özerklik ve kentlerin geleceğinde kent dinamiklerinin nasıl rol oynayacakları bizzat yerellerde tartışılacak. DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, özyönetimin inşa sürecine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.


 'Toplumsal sorunların çözüm özyönetimdir'


 Uzun bir süredir demokratik özerlik, otonomi, özyönetimin demokrasi güçleri tarafından tartışıldığını belirten DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, birikmiş olan toplumsal sorunların çözümü açısından toplu, siyasi partiler olarak böyle bir arayış içerisinde olduklarını ifade etti.
 
Katı merkeziyetçi, otoriter idari sistemlerin toplumların sorunlarını çözemeyeceğinin altını çizen Yüksek, yerel demokrasiye evrilen bir yüzyılda çözümün özyönetim olacağını söyledi. Yüksek, "Toplumsal sorunlarının çözümü sosyal, kültürel, idari, ekonomik Kürt sorunun çözümü yerel demokrasiden, özyönetimden geçiyor. Toplumun hiçbir sorunu Ankara'dan merkezden çözülemez. Toplum bunu kabul etmiyor, biz bunu kabul etmiyoruz, edemeyiz. Sorunların özyönetimle çözüleceğine inanıyoruz" dedi.
 
'Özyönetim talebi şiddetle boğulmak isteniyor'
 
Yüksek, Kürt halkının iradesini ortaya koyarak ve sorunların kaynağı olan dikta yönetime karşı sorunlarını yerelden çözmek istediğini de vurguladı. Ancak, gayet meşru ve irade ortaya koyma biçimi olan bu istek devlet tarafından şiddetle engellemek ve boğmak isteniyor.


Devletin, özyönetim-özerklik denildiğinde toplum bundan korksun diye bir algı yaratılmaya çalıştığını kaydeden Yüksek, buna karşı özyönetimi daha fazla yaygınlaştırmaya çalışacaklarını vurguladı. 


'Özyönetim çalışmalarımızın esası olacak'


 Özyönetim ile beraber Kürt halkı özgürleşme ile birlikte her kesimden insanlarla eşit bir şekilde yaşayabileceği, başında ceberut sistemin olmadığı bir yönetim sisteminden bahsettiklerini dile getiren Yüksek, özyönetimle yeni bir başlangıçla, halkla birlikte ön açma bir yol olarak toplumun gündemini hep beraber tartışmak istediklerini söyledi. "Özyönetim bundan sonra yapacağımız çalışmaların esas amacı olacak" dedi.  


'Herkesin çıkarı özyönetimdedir' 


Yüksek'in vurguladığı bir diğer önemli nokta ise özyönetim talebi ile buna dair engelleme çabalarının özünde iki ideolojinin mücadelesi olması. Yüksek, bunu da şu sözlerle iade etti:


"İki çizginin kavgası söz konusu. Merkeziyetçilikte, tekçilikte ısrar eden ulus devlet zihniyetinde ısrar eden çizgi ile bizim demokratik ulus demokratik, özyönetim çizgimizin mücadelesi kavgası var. Ülkenin bütünlüğü için bir bölünme olmadan üniter bütünlük içerisinde bütün halkların inançlarını özgürce yaşacak. Herkesin çıkarının özyönetimde olduğunu düşünüyoruz. Toplumun özyönetimle beraber özerk ekonomi, belediyelerin ücretsiz eğitim, su, toplu taşımaya bedava binecek, konuta ücretsiz sahip olmanın imkanlarını sağlar. Böyle görmek lazım. Özyönetim ana dilinde özerklik demektir. Kendi kimliğini özgürce kullanabilmek, Ezidilerin, Süryanilerin, Ermenilerin yani herkesin özgür yaşaması demektir."  


'Her kentte yüz binlerce kişiyle sahiplenmeliyiz' 


Halkın özyönetimin içine girerek kendi geleceğini gördüğü andan itibaren devletin halka dönük saldırıların azaltılacağını ifade eden Yüksek, on binler, yüz binlerin sahiplendiği kentlere saldırının olamayacağını söyledi. Yüksek, "Eğer devlet bu kadar pervasızca kentlerimize saldırıyorsa bun da hepimizin payı var. Yani bu süreçleri izleyip ağlamak vahlamakla olmaz. Özyönetimi daha fazla sahiplenip daha fazla büyütmekle olabilecek" diye konuştu. 


'Komünler, kooperatifleri yaygınlaştırmaya dönük çalışmalarımız var'
 
Toplumun kendi kendine yetebilecek bir duruma getirmeye çalıştıklarını dile getiren Yüksek, bir mahallenin bir küçük kominin değil, artık toplumun tüm kesimin kendi kendine yetecek bir inşa aşamasını hedeflediklerini dile getirdi. Yüksek, "Komünler, kooperatifleri yaygınlaştırmaya dönük çalışmalarımız var. Bu çalışmalar sayesinde toplumda bir patlamanın olacağını düşünüyoruz. Bir kent bir kasaba kendi kendine yetebilmeli artık. Bu durumu gören kasabalar da örnek alabilir. Bunları yaptığımızda yeni bir aşamaya geleceğiz" dedi. 

Bu haber toplam 1260 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler