1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. AP heyeti: Halk silahların gölgesinde sandığa gitti
AP heyeti: Halk silahların gölgesinde sandığa gitti

AP heyeti: Halk silahların gölgesinde sandığa gitti

Seçim güvenliği için Avrupa’dan Diyarbakır ve bölgeye gelen heyetler de, asker, polis, korucu ve AKP’lilerin baskılarıyla karşı karşıya kaldığı iddia edildi.

A+A-

Avrupa Parlamentosu Birleşik Sol Grup üyesi parlamenter Martina Michels, seçim ihlallerine ilişkin birçok fotoğraf ve görüntü çektiklerini ve ellerindeki bu görüntüleri hem Avrupa kamuoyunda hem de Avrupa Parlamentosu'nda paylaşacaklarını belirtti. İsveç Sol Parti üyesi ve aynı zamanda İsveç Eğitim Bakanı Yardımcısı Benny Gustafsson de, devletin her bölgeye farklı bir seçim stratejisi uyguladığına dikkat çekerek, “Korku gereken yerde korku saldılar, gözaltı ve tutuklama gereken yerde gözaltı ve tutuklama yaptı. Ölüm gereken yerlerde de ölüm psikolojisi yarattılar” dedi.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP'nin talimatıyla devreye konulan savaşın gölgesinde gidilen 1 Kasım seçimlerinde Kürdistan'ın birçok merkezinde uygulanan sandık taşıma uygulamalarının yanı sıra hak ihlalleri, usulsüzlük, polis, asker ve korucuların halka yönelik baskı ve engellemeleri damga vurdu. HDP'nin çağrısı ile seçim güvenliği için Avrupa'dan Kürdistan'a gelen Uluslar arası Gözlemci Heyetler de, seçim boyunca estirilen uygulamalardan nasibini aldı.
 
Seçimi gözlemlemek için İngiltere'den gelen heyet, Diyarbakır'ın Çermik ilçesinde, AKP Diyarbakır Milletvekili Adayı Baran Çelik ve beraberindeki grubun tehditlerine maruz kaldı. Çelik, Çermik Anadolu Lisesi'nde gözlemlerde bulunan heyete, “Burası demokratik ülke ne istiyorsunuz? Buradan defolun gidin” diyerek tehdit etti.

 

Sur ilçesinin Karabaş köyünde ise Avrupa Parlamentosu milletvekillerinden oluşan bir heyet, AKP Milletvekili Adayı Şafak Yentürk ve akrabaları tarafından darp edilerek bölgeden uzaklaştırıldı. Heyete eşlik eden şoför, AKP'li aday ve akrabaları tarafından darp edildi. Yine Dicle ilçesinin Yokuşlu köyünde de ABD ve İtalya heyetine çevirmenlik yapan Ramazan Tunç gözaltına alınarak İlçe Jandarma Karakolu'na götürüldü.

 

Yenişehir'in Alangör köyünde askerler, Güney Kürdistanlı heyetin, üzerlerinde pasaportu olmadığı gerekçesiyle okullara girmesini engelledi. Köye gelen 6 kişilik Avrupalı heyette, yurttaşlarla selamlaştıkları gerekçesiyle askerler tarafından gözaltına alındı.
 
'Seçmenler korkudan oylarını özgürce kullanamadı'
 
1 Kasım seçimlerini gözlemlemek için bölgeye gelen Avrupa Parlamentosu Birleşik Sol Grup üyesi parlamenter Martina Michels, seçimin demokratik olmadığını belirterek, seçim günü okullarda çok sayıda zırhlı araç ve maskeli polis gördüklerini kaydetti. Bundan kaynaklı birçok yurttaşın korkudan oylarını özgür bir şekilde kullanamadığını aktaran Michels, seçim günü gittikleri Diyarbakır'ın Sur ilçesinde okulda gördükleri polislere, “Neden burada duruyorsunuz” diye sorduklarında ilk önce kendilerine tepki gösterildiğini ardından Avrupa Parlamentosu'ndan olduklarını öğrenince de okulu terk etmek zorunda kaldıklarını ifade etti.
 
Michels, ancak farklı bölgelerde olan arkadaşlarının daha fazla baskıya maruz kaldığını söyledi. Seçim ihlallerine ilişkin birçok fotoğraf ve görüntü çektiklerini belirten Michels, ellerindeki fotoğraf ve görüntüleri hem Avrupa kamuoyunda hem de Avrupa Parlamentosu'nda paylaşacaklarını dile getirdi.
 
“Partiler tekrar oy sayımı için baskı yapmalı”
 
Oyların kullanıldığı sınıflardan birinde AKP adaylarından birinin kendilerine “Biz, sizin gibi uluslararası heyet istemiyoruz. Burası Türkiye ve bizim bölgemizdir” dediğini aktaran Michels, “Bu tavır bile inanılmaz derece anti demokratik bir uygulamanın göstergesidir” dedi. Türkiye genelinde yüz binlerce oyun geçersiz sayılmasının kaygı verici olduğunun aktaran Michels, partilerin oyların yeniden sayımı için devlete baskı yapması gerektiğinin altını çizdi.
 
'Devlet, her bölgede farklı strateji uyguladı'
 
İsveç Sol Parti üyesi ve aynı zamanda İsveç Eğitim Bakanı Yardımcısı Benny Gustafsson de, seçim günü Muş'ta olduklarını ve gezdikleri birçok yerde polislerin kendilerinden haberdar olduğu için sıkıntı çıkartarak engellemeye çalıştığını söyledi. Devletin her bölgeye farklı bir seçim stratejisi uyguladığına dikkat çeken Gustafsson, “Korku gereken yerde korku saldılar, gözaltı ve tutuklama gereken yerde gözaltı ve tutuklama yaptı. Ölüm gereken yerlerde de ölüm psikolojisi yarattılar” şeklinde konuştu.
 
Gustafsson, özellikle kırsal kesimlerde insanların “Eğer oylarınızı bize vermezseniz yol yapmayacağız” şeklinde tehdit edildiğini belirterek, bunun gibi birçok kirli politikanın yürütüldüğünü aktardı.
 
'7 Haziran'da halkın coşkusu barajı yıktı'
 
7 Haziran'daki seçimlerde gözlemci olarak Adıyaman'da bulunduğunu belirten Gustafsson, 7 Haziran seçimlerinde halkın festival havasında sandığa gittiğini söyledi. O süreçte de seçim hukuksuzlukları ile karşı karşıya kaldıklarını kaydeden Gustafsson, ancak halkın seçim coşkusunun bu hukuksuzların önüne geçtiğini ve barajı coşkuyla yıktıklarını ifade etti.
 
HDP'nin 7 Haziran başarısının AKP tarafından hazmedilmediğini ve Kürt halkına yönelik başlatılan saldırılarla ülkenin seçime götürüldüğüne değinen Gustafsson, şunları aktardı: "Halk, savaşın gölgesinde seçime girdi. Bu seçim sonuçları ne olursa olsun, başarı halklarındır ve barışındır. Başarı, demokrasiye inanan insanlarındır."
 
'Bu kadar sükunet ve korkuyu görmedim'
 
İsveç Sol Parti üyesi Mats Lindström, 1 Kasım seçimlerinde fazla bir sükûnet havası olduğuna dikkat çekerek, "Bu kadar fazla sükûnetin altında büyük bir korku olduğunu hissettim. Diğer seçimlere de şahit oldum. Bu seçimlerde bu kadar sessiz ve korku ortamı olduğunu görmedim" dedi.
 
HDP'nin yüksek oy aldığı yerlerde sandık başkanlarının gereksiz yere jandarma veya polise haber verdiğini belirten Lindström, şöyle devam etti: "Bunun üzerine okula gelen jandarma ve polislerin sınıflara silahla girdiğine şahit olduk. Bir polisinde silahının özellikle koridordaki masaya bırakarak adeta provokasyona davetiye çıkartarak oradaki seçimlerin iptal edilmesi yönünde çaba sarf ettiğini gördük. Bu durum çok dikkat çekiciydi."
 
'Müşahitlerle oy sayımını izleyemedik'
 
Lindström, oy kullanım işlemini bittikten sonra müşahitlerin ve kendilerinin oy sayımını izlemek için sınıfa girdiklerini ancak polisler tarafından en demokratik hak olan seçimi izleme hakkının bile engellendiğini söyledi.
 
Katliamların ve silahların gölgesinde halkın seçime gittiğini belirten Lindström, seçim sonuçlarını AKP hükümetinin bir "Başarı" olarak gördüğünü ancka bunun bir "Başarı" olmadığını belirtti.
 
Lindström, "Demokratik bir sistemde bu başarı değildir. Eğer bu sözüm ona 'başarı' ise bu başarının içinde korku, ölüm, rant ve çıkar var" dedi. Seçim sonuçlarını değerlendiren Lindström, HDP'nin yenilmediğini aksine böyle bir savaş ortamında başarı kazandığını ifade etti.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler