Annemi kurtarın

Annemi kurtarın

DAİŞ katliamının yol açtığı toplumsal acının derin izdüşümü: Ölmek isteyen anne ve onu hayatta tutmak isteyen oğlun çığlığı.

A+A-
DAİŞ çetelerinin saldırısının ardından Şengal'den Diyarbakır'a gelen Êzidî bir annenin yaşadıkları yürek burkuyor.
 
 
Bir kardeşi DAİŞ tarafından öldürülen, bir kardeşi Laleş'te kendini Êzidî halkı için kurban eden 64 yaşındaki Ferha Eli, geldiği Diyarbakır'da karşılaştığı uygulamalar hayattan bezdirdi. Travma yaşayan Eli, iki kere intihara kalkışırken son anda oğlu tarafından kurtarıldı. Sevdiği kadının DAİŞ çeteleri tarafından esir alınan Eli'nin oğlu Fadıl Eli, "Tek varlığım annemdir. Lütfen yardım edin" diyor.
 
DAİŞ'in saldırılarının ardından Şengal'de yaşanan insanlık dramı devam ediyor. Yerlerini yurtlarını terk ederek çevre ülkelere göç eden Êzidî halkının yaşadığı travma gittikleri yerlerde karşılaştıkları uygulamalar ile sürüyor.
 
 
Saldırılardan kaçıp canını kurtaran Êzidî ailelerin yaşadığı onca acı acı hafızalara kazınırken, bazılarının yaşadıkları ise yürek burkuyor. Bunlardan biri de 64 yaşındaki Ferha Eli ve çocuklarının yaşadıkları. DAİŞ'in Şegal saldırısının ardından evlerini terk eden Ferha Eli ile bir oğlu, uzun süren yaşam yolculuğunun ardından Roboskê üzerinden Diyarbakır'a ulaşmayı başardı. Ancak geride bıraktıkları bu yolculuğu bir ömür hafızalarında bırakacak türden.
 
'Hiçbir şey istemiyorum, sadece ölmek istiyorum'
 
Diyarbakır'ın Yenişehir İlçe Belediyesi piknik alanında oluşturulan kampta barınan Ferha Eli birlikte geldiği oğlu Fadıl eli ile birlikte yaşıyor. Bir kardeşi DAİŞ tarafından katledilen bir kardeşi de Laleş'te kendini Êzidî halkına kurban eden Ferha Eli, yaşadıklarından dolayı psikolojik travma yaşıyor. Kaldığı çadırda iki kere intihar girişiminde bulunan Ferha Eli, son anda oğlu tarafından kurtarıldı. Çadırdan dışarı çıkmayan ve tüm gününü çadırda geçiren Ferha Elî, yaşadığı travma nedeniyle saçını yolarken, elleri ve vücudunun bir bölümünü tırnaklarıyla deşti ve vücudu yara içinde. Defalarca sorduğumuz "Ne istiyorsun?" sorumuza tek yanıt veren Ferha Elî'nin cevabı "Ölmek..." oluyor. "Her şeyimizi bırakıp geldik. Şimdi buradayız. Hiçbir şey istemiyorum. Ölmek istiyorum. Keşke Allah canımı alsa da kurtulsam. Yaşarken ölmüşüm zaten. Artık yaşamak istemiyorum" diyen Elî konuşmakta zorlandığı için sözü 21 yaşındaki oğlu Fadıl Elî alıyor.
 
'Lütfen ona yardım edin'
 
Annesinin geldiğinden beri kimseyle konuşmadığını ifade eden Fadıl Elî, "Ölen babasını çağırıyor hep. 'Artık canımı al' diye dua ediyor. Her tarafını parçaladı, saçını kökünden kaldırdı. Bir şey yemiyor" dedi. Annesinin iki kere intihar girişiminde bulunduğunu kaydeden Elî, "Tek varlığım odur. İki kere çadırda intihara kalkıştı son anda kurtardık. Ona bir şey olmasını istemiyorum. Hayattaki tek varlığımdır" dedi. Babasının daha önce yaşamını yitirdiğini ve annesiyle yaşadığını belirten Fadıl, "Hayattaki tek varlığım annemdir. Lütfen ona yardım edin" dedi.
 
'Hastane, tedavi etmeden geri çevirdi'
 
Annesinin psikolojik hastalık dışında böbrek, ciğer ve kalp gibi konularda da rahatsızlığı olduğunu belirten Eli, tedavi için gittikleri hastaneden muayene yapmadan geri çevrildiklerini söylüyor. Fadıl Eli hastane ile ilgili yaşadıklarını şöyle anlatıyor: "Hastaneye götürdük. Ancak ilgilenmediler. Tedavi bile etmediler. Geri çevirdiler bizi. 10 kere hastaneye götürdük ama doktor neyi var diye hiç sormadı. Hiç ilgilenmediler. Ölüme terk ettiler onu. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Annem her gün gözlerimin önünde acı çekip can çekişiyor."
 
 
Fadıl Eli "Zamanını nasıl geçiriyor?" sorumuzu şöyle yanıtlıyor: "Yanı başında parmaklarıyla deştiği çadır aralığına parmağını koyuyor. Ve parmaklarıyla sıkıyor. Bundan dolayı parmakları kesiliyor. Engel olmaya çalışıyoruz ama yine de yapıyor.
 
 
Kız arkadaşı DAİŞ'e esir düştü
 
"DAİŞ köye girince son anda çıkıp kurtulduk" diyen Fadıl, "Herkesin bir yarası var. Herkesin psikolojisi bozuk. kiminin annesi kiminin babası kardeşi öldü yada esir düştü. Benim de kız arkadaşım esir düştü. Buraya geldikten sonra duydum ve elimden bir şey gelmedi. Psikolojim allak bullak oldu. Bir tarafta o bir tarafta annemin durumu ben de ne yapacağımı bilmiyorum" dedi. Fadıl Eli, DAİŞ'e esir düşen kız arkadaşından haber alamadığını söylüyor.
 
'Annesine oğlunun etini yedirdiler!'
 
Duyduğu ve çadır kentte çok konuşulan dehşet verici bir olayı anlatan Fadıl Eli şöyle devam ediyor: "Burada duyduk. Bir annenin oğlu DAİŞ'e esir düşüyor. Anne oğlunu kurtarmak için yola çıkıyor. Onları bulduğunda eve götürüp 'önce yemek yiyelim, sonra sana oğlunu veririz' diyorlar. Önüne gelen etli yemekten bir parça yiyen anne daha sonra 'oğlum nerde?' diye sorunca, 'az önce oğlunu yedin' diyorlar. O anneyi siz düşünün artık. Böyle bir vahşet görülmedi."
 
Gönüllü psikologlara ihtiyaç var
 
Çadır kentte kalan Ezîdiler için belediye ve yurttaşlar kısıtlı imkanlarına rağmen seferber olurken, en çok ihtiyaç duyulan konu psikolojik danışmanlık. Belediye bu konuda hizmet verse de sayının çokluğundan kaynaklı yetersiz kalıyor ve gönüllü psikologlara ihtiyaç duyuluyor.
 
'AFAD, politik bir yaklaşım içinde'
 
Konu ile ilgili görüştüğümüz Tabipler Odası Diyarbakır Şube Başkanı Cengiz Günay, hastanelere giden göçmenlerin yaşadıkları sorunlara dikkat çekiyor. Günay, daha önceden yoğun şekilde bu uygulama ile karşı karşıya kaldıklarını ve hastanelerin tedavi etmediğini, ilgilenmediğini söyledi. Yaptıkları girişimler sonucu yaklaşık 10 gündür bazı değişikliklerin olduğunu dile getiren Günay, "Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sıkıntılar var. Dicle Üniversitesi zaten almıyor. Başka hastaneden sevk edilince de ücretli bakıyorlar. Şuan birkaç hastaneye gönderebiliyoruz. İlaçlarını alamıyorlar. Bu konu ile ilgili görüşmelerimiz devam ediyor" dedi. AFAD'ın kurduğu çadır kentlerde kalmadıkları için bakılmadığını kaydeden Günay, "Politik bir yaklaşım içindeler.
 
 
Hastaneye götürüldüklerinde 'böyle bir karar bize tebliğ edilmedi, haberimiz yok' gibi gerekçeler gösteriyorlar. Kanunen bu tür durumlarda AFAD öder ama AFAD kendi kamplarında kalmadıkları için ödemiyor. İllerden illere fark ediyor" görüşünü dile getiriyor.
 
'Kapsamlı bir çalışma yürüteceğiz'
 
Yaşanan travma ile ilgili TİHV ile birlikte ortak bir çalışma içinde olduklarını dile getiren Günay, psikolojik tedavileri kendi imkanları ile yaptıklarını belirterek, "Eczacılar Odası, tüm üyelerinden topladığı ilaçları veriyor. İhtiyaç sahiplerine dağıtıyoruz. Kendi imkanlarımızla çalışıyoruz. Psikolojik tedavi ile ilgili TİHV ile birlikte çaışıyoruz. Şuan bir proje onaylandı ve Mayıs ayında kapsamlı bir çalışma yapacağız. TİHV'e bir kez daha bu çaba ve emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum." diyor.
 
 
(Özgür Haber)
Bu haber toplam 6252 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT