1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Amed'de bir de Diyarbakırspor var
Amed'de bir de Diyarbakırspor var

Amed'de bir de Diyarbakırspor var

Bu yıl dağlarına bahar bir başka geldi memleketin. İnsan acaba rüyada mıyım diyor ister istemez. Doğru mu bu yaşananlar? Gerçek mi?

A+A-

Sanırım gerçek. Gerçek olamayacak kadar güzel ama gerçek.

Diyarbakır meydanından yükselen ses tabii ki bir başlangıç. Hani yeni doğmuş bir bebeği kucağınıza alırsınız da, bir yerine bir şey olacak diye aklınız çıkar ya... Aynen öyle... Bir yandan da ürkmemek, halkların kardeşliğine giden yolun bir yerde tıkanmasından endişe duymamak elde değil. Olsun, biz bu ülkeyi hiç bu kadar sevmemiştik.

Bir yandan da hayat tuhaf. Hiçbir şey tesadüf değil. Amed semalarında üzerinde 'Happy Newroz' yazan irice balonların sallanmasından birkaç gün önce bir haber düştü ajanslara: 45 yıllık Diyarbakırspor amatör kümeye düşüyor.

3. Lig 3. Grup'ta mücadele eden takım tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. Zaten başında hocası, doğru düzgün bir yönetimi olmayan futbol takımı üst üste iki maça çıkamayınca üçüncü ligden ihraç edildi. Önümüzdeki yıl bölgesel ligde mücadele edecekler. 11 sezon birinci ligde oynama başarısı gösteren takım son üç yılda üç kez küme düşerek dibi bulmuştu. Şimdi artık yolun sonuna gelindi.

Diyarbakır şehri en coşkulu günlerindeyken kulübün bu hale düşmesi aslında tesadüf değil. Diyarbakırspor'un son 25 yılına kulüp yönetiminin nasıl bir değişim yaşadığını görebilirsiniz.

Devletin 'terörle mücadele' yöntemi olarak silahın yanına sosyolojik ve psikolojik faktörleri de eklemesi gerektiğine karar vermesinin ardından bölgede futbol potansiyel bir 'afyon' olarak sıkça kullanılmaya çalışıldı.

Genelkurmay Başkanlığı'ndan eski CHP lideri Deniz Baykal'a kadar kimler kimler Diyarbakırspor'un terörle mücadeledeki önemine atıfta bulunarak en üst ligde yer alabilmesi için en üst seviyede girişimlerde bulunmadı ki.

Sukiasta kurban giden polis şefi Gaffar Okkan'ın özel ilgi alanıydı Diyarbakırspor. Rahmetli yüzlerce polis memurunu kulübe üye yaparak yönetimde epey etkili bir hale gelmişti.

Devlet hep 'özel' olarak ilgilendi Diyarbakırspor'la. Devletin eli kulübün üzerinde ısrarla gezindikçe bölge halkının takıma ve tribüne olan ilgisi düştü haliyle. Bölgede yaşayanlar ambleminde, kırmızı ve yeşilin yanına bir türlü sarıyı ekleyemeyen Diyarbakırspor yerine önderleri Öcalan'ın fanatiklik derecesinde tutkunu olduğu ve sarı, kırmızısını sahanın zeminindeki yeşille tamamlayan Galatasaray'ı desteklemeyi tercih ettiler.

Diyarbakırspor'un yaşadığı bu arada kalma hali aslında epey trajik bir manzara sunuyordu, meseleye bir miktar sosyo-politik bakmak isteyen gözlere. Bütün deplasmanlarında 'PKK dışarı' diye yuhalanan takım içeride de 'caş' yani hain, yani devletin ideolojik aygıtlarından biri olarak görülüyordu.

Taraftarlar iç saha maçlarında İstiklal Marşı'ndan sonra Herne Peş marşını söylemek istiyor, çevik kuvvetin müdahaleleri sonrası ara bir formül geliştirerek kendi marşlarını sadece ıslıkla söyleme yolu seçiyordu.

Buna karşın deplasmanda kendilerine PKK'lı diye hakaret edenlere ceplerindeki nüfus cüzdanlarını çıkarıp İstiklal Marşı söyleyerek cevap verdikleri de oluyordu.

Ne İsa'ya yaranabildi Diyarbakırspor, ne Musa'ya...

Şimdi Amed'de en favori sözcük 'süreç'. Süreç Diyarbakırspor için olması gerektiği gibi işlemiyor ne yazık ki.

Fakat belli mi olur, bölgede dengeler değiştikçe Diyarbakır halkının kulübü sahiplenme isteğinde de bir değişiklik olabilir.

Olmalı da zaten.

Bir dönem devletin ısrarla elini üzerinde gezdirdiği kulübü sadece bu yüzden sahiplenmemek haksızlık değil mi?

O tacizkar günlerin travmalarını atlatmaya bir de buradan başlamak gerekmez mi?

Eray ÖZER / BİRGÜN

Bu haber toplam 13595 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT