Alçaklık...

Alçaklık...

17 Temmuz 2008 04:26

İnsanın kendini öfkeden ve acıdan kopartıp, sadece aklın çizgisinde yazı yazması çok zor böyle zamanlarda.

 

İnsanın kendini öfkeden ve acıdan kopartıp, sadece aklın çizgisinde yazı yazması çok zor böyle zamanlarda.

O küçük Aleyna’nın resmini görüp de soğukkanlılığını koruması pek mümkün değil.

Keder bütün ruhunuzu parçalayıp en altta saklı olana, o koyu ve mutlak vahşete ulaşıyor, intikam almak, o insanları öldüreni bulup ona acı çektirmek istiyorsunuz.

Çok insani bir ıstırap, nerdeyse hayvani bir şiddet tutkusuna dönüşebiliyor.

Bunu kendimden biliyorum.

Duygularımı anlatmaya kalksam ortaya çıkacak olan beni de, sizi de ürkütür.

Buna izin vermemem gerektiğini biliyorum.

Bu alçakça saldırıyı yapan her kimse, onun isteği de beni bir hayvana dönüştürmek zaten.

İtiraf edeyim ki dönüştürüyor da...

Bir hayvan gibi hissedip, bir insan gibi yazmaya uğraşıyorum.

Çünkü kendimi duygularıma bıraktığımda, bunu yapanları kendi ellerimle parçalama isteğime gem vuramadığımda, intikam isteğinden kurtulamadığımda, hayvani bir vahşetin esiri olduğumda, bir hayvan gibi güdüleceğimi, yönlendirileceğimi de hissedebiliyorum.

Amaç da bu herhalde.

Beni ve benim gibi hisseden milyonlarca insanı “bir hedefe” yönlendirmek, saldırtmak.

Bu öfkeyle, doğruyu yanlıştan ayırma ihtimalim çok da fazla değil.

Aklın o soğuk ama koruyucu limanına sığınmaya çabalıyorum.

Kim yaptı bunu, diye soruyorum.

Niye yaptı, diye soruyorum.

Güngören’deki o yoksul ve masum insanları öldürmesinin amacı neydi, diye soruyorum.

Gündemi değiştirmek istediklerinin farkındayım.

Türkiye’nin en büyük hukuki operasyonu olan Ergenekon’u bir anda kenara itti birileri.

Bunu insanları öldürerek yaptı.

Saldırının hemen ardından, saldırgan olarak PKK gösterildi.

gazetesi açıkça PKK’nın sorumlu olduğunu yazdı, İstanbul Valisi PKK’nın adını söyledi, polis PKK’dan kuşkulandığını ima etti, Başbakan isim vermeden PKK’yı gösterdi.

Hürriyet

Eğer bunu PKK yaptıysa, Kürt halkından bütün bağlarını kopartmış, Kürtler’i hedef göstermiş, etnik bir çatışmaya yol açacak bir adımı bilinçli olarak atmış demektir.

Bu yaptığı, insanlığa olduğu kadar Kürtler’e de ihanettir bence.

Ve, “derin devletin” emrinde olduğu yolundaki söylentileri doğrulamış olur.

Ama PKK’nın her sözcüsü, askerî ve sivil kanadı, ardı ardına açıklamalar yaparak, “biz yapmadık” diyor.

İnkâr edecekleri bir eylemi neden yapsınlar?

Bunun cevabını bilemiyorum.

Ama herkes ortaklaşa böyle bir yanılgı içinde olabilir mi, onu da kestiremiyorum.

Acaba PKK’nın içinde, derin devletle işbirliğine girmiş bağımsız bir grup var mı, ona da kesin bir cevap verecek bilgilere sahip değilim.

Kimin yaptığı konusunda bir fikrim yok.

Şu yaptı diyemeyeceğim gibi şu yapmadı da diyemem.

Ama kesin olarak bildiğim bir şey var.

Bunu her kim yaptıysa, yakalanmakta olan çetelere, derin devlet uzantılarına yardım etmek için yaptı.

Saldırının düzenlenmesindeki o soğukkanlı alçaklık, o korkunç planlama, yapanların “profesyonel” olduklarını gösteriyor.

Özel bir eğitimden geçirilmiş olmalılar.

Onları oraya, insanları öldürmeye gönderenler, büyük bir kargaşa, öfke ve toplumsal çatışma yaratma amacıyla göndermişler.

Böyle bir karmaşa kime yarar?

Demokrasiye yaramayacağı kesin.

Bu tür saldırılar, “otoriter” yönetimlerin yolunu açmak için gerçekleştirilir çünkü.

Bu saldırıyı düzenleyenlerin amacı da bu olmalı.

Demokrasiye doğru yol almaya çalışan Türkiye’yi demokrasiden uzaklaşacağı bir yere çekmek.

Böylesine derin bir keder ve öfke hissederken insanın savrulması, intikam alabilmek için her yolu mubah görmesi mümkündür.

Tabii, şu Amerika’daki ünlü Hudson Enstitüsü’nde yapılan toplantıda konuşulan senaryolardan birinde, “Beyoğlu’ndaki postanenin önünde bir bomba patlasa, elli kişi ölse, ne olur” sorusunun tartışıldığını da hatırlıyor insan.

O senaryonun içinde bazı suikastların yapılması da vardı.

Bilmiyorum, o hazır senaryolardan biri mi yürürlüğe kondu.

Arkasından suikastlar mı gelecek?

Büyük şehirlerin varoşlarında Türk-Kürt çatışmaları mı?

Sonra sınırötesi operasyonlar...

Ve otoriter bir yönetim mi?

Bu saldırıyı düzenleyenlerin bir planı olmalı.

Bunun ne olduğunu tahmin edip ona göre davranmalıyız.

Kendimizi sokaklara atıp intikam gösterileri yapmak yerine, belki doğru soruları sormalıyız kendimize.

Kimin çıkarı var o masum insanların ölümünde?

Böylesine öfke, acı, intikam isteği ve hayvani bir vahşetle doluyken bunlardan sıyrılıp aklın soğuk duvarları arasına sığınmak kolay değil, bunu kendimden biliyorum.

Ama o ölenlerin intikamını alacaksak, bunu yapanlara bunun bedelini ödeteceksek, bunu öfkeyle yapamayacağız.

Bunun için aklımız lazım bize.

O minicik Aleyna’nın hatırına, ben aklın, öfkemi hiç de yatıştırmayan yol göstericiliğine razı olacağım.

Ve, soracağım, kimin işine yarıyor bu ölümler?

Okunma Sayısı : 539
DİĞER HABER BAŞLIKLARI

PUAN DURUMU

1.Medipol Başakşehir1394031
2.Beşiktaş1385029
Detaylı Puan Tablosu>>
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya
<-- end Facebook video code--> <--end kaynak-->
Yukarı Çık