1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Aktar: Diyarbakır'daki saldırılar iç savaş provasıydı
Aktar: Diyarbakır'daki saldırılar iç savaş provasıydı

Aktar: Diyarbakır'daki saldırılar iç savaş provasıydı

Diyarbakır'da HDP mitingine yönelik gerçekleştirilen bombalı saldırı sonrası Yeni İHYA-DER Başkanı Aytaç Baran'ın halen açığa çıkartılmayan kişilerce öldürülmesinin ardından 3 HDP'linin katledilmesinin "iç savaşın provası" olduğunu belirten Diyarbakır Barosu eski başkanı Mehmet Emin Aktar, Kürdistan'da sürekli çatışmalı bir ortamın olması durumunda ise halkın kendi öz savunmasını devreye koyacağına dikkat çekti.

A+A-

Diyarbakır'da HDP mitingine dönük gerçekleştirilen bombalı saldırı ve 7 Haziran genel seçimlerinin hemen ardından Yeni İHYA-DER Başkanı Aytaç Baran'ın Yenişehir ilçesi Şehitlik semtinde bulunan dernek binasının önünde öldürülmesi ve ardından 3 HDP'linin katledilmesinin perde arkasını ve hedeflerini, Diyarbakır Barosu eski başkanı Av. Mehmet Emin Aktar değerlendirdi.
 
Aktar, yaşanan olaylarla Kürdistan'da bir iç savaşın başlatılmak istendiğine dikkat çekti. Seçim atmosferini ve seçim süreci boyunca HDP'ye yönelik saldırıları hatırlatan Aktar, "Seçimler önemli mücadele alanlarından biri. Çözüm sürecine ilişkin tutum ve özellikle Cumhurbaşkanı'nın takındığı dil, AKP'ye oy veren önemli bir Kürt kitlesinin HDP'ye kaymasını sağladı. Tam da böyle bir ortamda seçime giderken, 30 yıllık savaşın toplumda oluşturduğu belli refleksler var. Toplumdaki bu refleksleri harekete geçirmek için HDP tabanını şiddet ortamına çekmeye çalıştılar.

Bunu yapmak içinde Diyadin'deki olay, HDP bürolarına saldırılar, linç girişimleri, Mersin ve Adana'daki bombalı saldırılar, Bingöl'de Hamdullah Öge isimli insanımızın hunharca katledilmesi, Erzurum'da HDP seçim aracında şoförün yakılmaya çalışılması ve en son Diyarbakır'daki bombalı saldırılar, aslında HDP tabanını, siyaset yürüten aktörlerin çok önemli bir şekilde kararlı duruşları ile şiddet zeminine çekilemedi. Seçim bitti ama oyunlar bitmedi, demek ki o zaman bir kaos planı var. Hükümetten mi kaynaklı, evet biliyoruz ki büyük oranda hükümet bundan sorumlu. İhya-Der başkanının öldürülmesi ve hemen sonrasında HDP'ye oy veren 4 kişinin katledilmesi bir iç savaşın provasıydı" diye değerlendirdi.
 
'Planlı bir olaydı'
 
Aktar, HDP'ye yönelik gerçekleştirilen saldırıları ve seçimin hemen ardından Şehitlik semtinde İhya-Der Başkanı Aytaç Baran'ın öldürülmesi ve ardından 3 HDP'linin Hizbullah üyeleri tarafından katledilmesinin planlı bir olay olduğunu söyleyerek, "Birilerinin bunda aracı olarak kullanıldığı çok açık olduğundan bunu kamuoyuna deşifre etmek, araç olarak kullanılanların da araç olarak kullanılmaktan vazgeçmesi gerekiyor" ifadesini kullandı.
 
'Sorumlusu devlettir'
 
Seçimlerin yaklaşması ile emniyet tarafından hem HDP'lilere, hem de diğer farklı çevrelere "tehdit" mesajı şeklinde yapılan "tebligatlara" da değinen Aktar, "Bunların bir kısmı gerçekten ciddi duyum da olabilir. Yani emniyet birimleri bu tür istihbaratlar almış da olabilir. Ama siz bu istihbaratı aldıysanız sizin göreviniz aslında önleyici kolluk görevi yapmak, bu yönlü saldırıyı önlemek. Peki, buna yönelik bir çaba var mı bu insanlar için? Hayır, sadece günde birkaç kez arandıklarını bir gelişme olup olmadığını emniyet tarafından kendilerine sunulduğunu söylüyorlar.

Emniyetin yapması gereken, kolluk biriminin yapması gereken o zaman bu konuda istihbarat bilgilerini nerden aldıklarını, bu istihbarat bilginin çerçevesi nedir, bunu yapacaklar kimlerdir, nasıl bir örgütlülük var, hangi taşeron örgütler kullanılıyor bu kentte ya da Kürdistan bölgesinde bunu ortaya çıkarmak ve yakalamaktır. Bunu yapmazsa bu işin siyasi sorumluluğu da, hukuki sorumluluğu da devletin boynundadır. Devlet çünkü bundan sorumludur" diye kaydetti.
 
'Bu halkı 90'lı yıllara çekemezsiniz'
 
90'lı yıllarda Kürdistan'da devlet ve kontra güçleri tarafından yaşanan vahşetin canlı tanıklarından biri olan Aktar, yaşanan olaylarla özellikle Kürdistan'da 90'lı yıllara bir dönüşün olmasını temenni edenlerin yanlış hesap yaptığını söyledi. Aktar, "90'lı yıllara döner miyiz? Toplum 90'lı yılların toplumu değil. Siyasi akım olarak da biz 90'lı yıllara ait akım değiliz. 90'lı yıllardaki hafızamız canlı o yaşadıklarımızdan çıkardığımız sonuçlar var. Bir korkuyla, bir-iki olayla bu kenti ya da bu toprakları terk etmek gibi bir şey bekleniyorsa bence hesabı yapanlar yanlış yapıyorlar. Bundan sonra insanlar kendi topraklarını terk etmeyecekler. Yetkililerin yapması gereken bu kentte bunu yapanların deşifre edilmesi, ortaya çıkarılmasıdır" diye kaydetti.
 
Hür Dava Partisi'nin kendi tabanına yönelik ciddi bir açıklama yapması gerektiğini dile getiren Aktar, "Gelinen nokta itibariyle 90'lardaki çatışma zeminini doğurabilecek bir davranıştan kaçınılması gerekiyor tabanının. Tabanının bundan uzak durması gerektiğini ve bu tür provakatif eylemler sonucunda muhtemel bir failden hareketle davranmamaları gerektiğini çok açık biçimde vurgulamalı ve uyarmalıdır" uyarısında bulundu.
 
'Halk kendi öz savunmasını oluşturur'
 
Kürdistan'da sürekli çatışmalı bir ortamın olması durumunda halkın kendi öz savunmasını devreye sokacağını belirten Aktar, "Tabi bunun devam etmesi durumunda 30 yıllık çatışma döneminin getirdiği refleks ve alışkanlıklar var. İnsanlar kendi bireysel korunmalarını sağlayacaklar ya da örgütlü biçimde mahallelerde öz savunmasını geliştirecek. Kendi mahallesini kendisini kontrol edecek. Polis güvenliği sağlayamıyorsa insanlar kendi güvenliklerini sağlayacaklar bu açıdan bakıldığında. O açıdan 90'lara dönmek zor. Toplum o bilincin çok üzerinde. Toplum bunu düşünebilir. Kendi öz savunmasını geliştirmek ve kendi örgütlülüğünü güçlendirecek. Siz bu topluma saldırıyorsunuz ve toplumun bir bütününü potansiyel hedef haline getiriyorsunuz. Bu toplum refleks olarak olsa da kendini savunacak. Öncelikle devletin ve hükümetin bu konuda çok ciddi düşünmesi gerekiyor. Çünkü bu olayların yaratacağı sonuçların çok vahim olabileceğini göz önünde bulundurmalıdır" şeklinde konuştu.
 
'Yeni bir çatışma sadece Kürtler için değil herkes için kayıp olacak'
 
Şehitlik semtinde yaşanan olayların ardından Hizbullah üyelerinin polislerin gözleri önünde sokaklarda ellerini kollarını sallayarak halkı silahlarla tehdit etmesini "Vahim" olarak değerlendiren Aktar, "Eğer polis bunu yapıyorsa, polis burada bir taraftır. Bu provokasyonu hazırlayan kesimdir, bu şekilde düşünülür. Bu yeni bir çatışmalı döneme davet etmek olur. Bugün yeniden bir çatışmaya girmek sadece Kürtler için kayıp değil, herkes için kayıptır.

Siz çatışmalı bir dönem başlattığınızda bu toplum bir defa derinden ayrışacak ve bundan sonrada birlikte yaşama zemini kaybolacak. Eğer bir arada yaşamayı beceremiyorsak, Kürtlerin bu elini ret ediyorsanız o zaman iyi komşu olmayı deneyin ve çocuklarımız iyi komşu olabilsinler. Eğer bu ağır bedeller sonucunda olacaksa o zaman herkes kaybedecektir. Çünkü sadece Kürtler kaybetmeyecek. Kürtlerin daha fazla kaybedeceği bir şey yok. Çünkü çok ağır bedeller ödediler. Kürtler üzerinde vahşet yaratmak isteyenler hiçbir zaman hatırlanmayacaktır" diye konuştu.

HABERE YORUM KAT