1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Akil'lerin gözünden 1 Kasım'dan sonra çözüm sürecinin akıbeti
Akil'lerin gözünden 1 Kasım'dan sonra çözüm sürecinin akıbeti

Akil'lerin gözünden 1 Kasım'dan sonra çözüm sürecinin akıbeti

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 1 Kasım seçimlerinde yüzde 50'ye yakın bir oy alarak yeniden tek başına iktidar olurken, Kürt sorununun silahsız çözümü için 2013 yılında başlatılan ve yaklaşık 2.5 yıldan sonra çatışma ve saldırıların başlaması ile hükümet tarafından dondurularak buzdolabına konulduğu belirtilen çözüm sürecine çevrildi.

A+A-

Akil insanlar heyetinden Muhsin Kızılkaya, "3 yıllık döneme tırnak içinde çözümün provası gibi bakmak gerekiyor. Bence öyle bakılacak, yeni dönemin her şeyi yeni olmak zorundadır" dedi.

Abdurahman Kurt ise, "Kamu güvenliği sağlanmadıkça, silahlı güçler sınır dışına çekilmedikçe çözüm süreci ve müzakereler başlayamaz" derken, Vahap Çoşkun ise, "PKK, 2013'teki gibi silahlı unsurlarını sınır dışına çekmeyi kabul ederse o zaman çözüm sürecinin dönülmesi ve sürecin hızlı bir şekilde ilerlemesi mümkün olabilir" dedi. Emin Ekmen de, "Çözüm sürecinde yeni bir ruh ve format ile yeniden yola devam edebileceğini söyleyebiliriz" diye konuştu.


Çözüm sürecinde Akil insanlar heyetinde yer alanlar, 1 Kasım seçimlerinden sonra çözüm sürecinin akıbeti konusunda değerlendirmelerde bulundu. Akil İnsanlar heyetinde yer alan AKP Mersi eski Milletvekili Muhsin Kızılkaya, Cumhurbaşkanı, hükümet ve başbakanın çözüm süreci konusunda bir temel ön koşulu olduğunu belirterek, "PKK'nın silah bırakması yada silah bırakacağını ilan etmesidir. Bunu yaptığı andan itibaren süreç Buzdolabından çıkar. Şimdiye kadar Başbakan'ın ağzından tek bir kez 'süreç bitti' lafını duymadık. Herkes bunu biliyor. Türkiye ve AKP 2023 hedeflerine ulaşmak istiyorsa mutlaka Kürt barışı meselesini kökten hal etmesi gerekir. Yoksa hem insani ve ekonomik anlamda kaynakları kurutacak.

Yüzde 50 oy almış iktidara düşen bu kapıyı açmaktır. Ben yeni bir başlangıç için umutluyum. Bu meselede ateşkes bozulduktan sonraki bir dehşet dengesini yaşadık. Dehşet dengesinde artık öyle örgüt açısından bakıldığında, devrimci halk savaşı, hendekler ve Suriye benzeri öz yönetimler ile Türkiye Kürtlerinin Türkiye'den kopup kendilerini isteyecekleri bir öz yönetime bağlanmayacağını gördüler. Devlet açısından bakıldığında ise, operasyonlar ve güvenlik tedbirleri ile belirli noktalarda belirli şeyler sağlanabilir ama nihai çözüm için yöntem bu değil. Sorunu kökten çözmenin yönteminin bu olmadığı belli artık. En önemli şey kamu düzenini sağlamak ve bazı pkk eylemlerini önüne geçmek ve sorunu siyasi yollarla çözmektir. O sayfa yeniden açılır" dedi.
 
"3 YILLIK DÖNEME ÇÖZÜM SÜRECİNİN PROVASI OLARAK BAKMAK GEREKİR"


Eski AKP’li Milletvekili Kızılkaya, silahla bırakmada Abdullah Öcalan'ın önemli bir faktör olduğunu ve mutlaka silah bırakmada yolun oradan geçtiğinin net olduğunu da belirterek, "Ama, Kürt meselesinin çözümü için süreç yeniden canlanacaksa devlet eskiden uyguladığı hiç bir yöntemi kullanmayacağını bilmemiz lazım. Yeni süreç, bir şey olacaksa her şeyi ile yeni olmak zorundadır. 3 yıllık döneme tırnak içinde çözümün provası gibi bakmak gerekiyor. Bence öyle bakılacak, yeni dönemin her şeyi yeni olmak zorundadır" diye konuştu.
 
"SURİYE'DEKİ DURUM ORTAYA ÇIKMASIYDA SÜREÇ BARIŞ İLE BİTECEKTİ"


Süreçte Akil insanlar heyetinde yer alan AKP Diyarbakır eski milletvekili Abdurahman Kurt ise, 1 Kasım sonuçları çözüm için tek ihtimal yolunun AKP olduğunu gösterdiğini, kamu güvenliği sağlanmadıkça, silahlı güçler sınır dışına çekilmedikçe çözüm süreci ve müzakereler başlayamayacağını söyledi. Geçmişte çözüm süreci devam ederken, PKK'nın bir taraftan devrimci halk savaşı ve hendek savaşları için hazırlık yaptığını gördüklerini belirterek, "Yani barışa değil, savaşa hazırlık yapıldığını kamuoyu gördü.

Çözüm süreci devam ederken de devlet, HDP ve PKK arasında ciddi bir güvensizlik oluşmuştur. Bunu görmezden gelerek kamuoyunda 'hadi barış hadi barış' denilerek bu iş olmaz. Gerçek barış istenirse silahlı güçlerin çekilmesi gerekir. Bu iş sadece artık Türkiye ile ilgili mesele değil, Suriye'deki durum ortaya çıkmamış olsaydı çözüm süreci barış ile sonuçlanmış olacaktı. Hükümetin de adım atma konusunda yavaş davranması konusunda eksikliği vardır. Çok fazla tartışıldı. Suriye savaşı çıktığında Kandil yeni ortaya çıkan duruma göre kendisine sunulan şartlara yönünü çevirdi.

Suriye stabil hale gelmeden barışı sağlamak zordur. Batı hiç bir zaman Türkler ve Kürtler barışı yapsın istemedi. Her iki tarafı kendileri altında edilgen etmek ve kendisi de bu işin içinde olmak istedi. İmralı süreci yürütüyor alması onların projesini bozuyordu. İmralı'nın yer yer gücü buna yetmedi. bazen esen rüzgara kendisi de savruldu. Buda kendisinin prestijini sarstı. Süreç artık Suriye'nin durumuna bağlıdır. Ben umutluyum ama ne kadar bedel ödeyeceğiz bilmiyoruz. Seçmen 7 Haziran'da AKPye, 1 Kasım'da ise muhalefete ve HPDP'ye ders verdi. Çözüm süreci PKK ve onun silah bırakması ile ilgili bir süreçti. Bu konudaki muhatap ta yine Öcalan'dır" diye konuştu.
 
"ÇÖZÜM SÜRECİNDE YENİ BİR RUH VE FORMAT İLE YOLA DEVAM EDİLEBİLİR"


Batman AKP eski milletvekili ve Akil insanlar heyeti üyesi Emin Ekmen de, çatışmaların en şiddetli döneminde dahil hükümetin ve Cumhurbaşkanının "çözüm süreci sona ermiştir" demekten kaçındığını gördüklerini söyledi. Ekmen, dolayısıyla çözüm sürecinde yeni bir ruh ve format ile yeniden yola devem edebileceğini ifade ederek, "Tabi burada bazen hükümet ve siyasetçilerin bile aklının karışık olduğunu görüyoruz. Oda Kürtlerin devlet ile olan barışı ile PKK'nın silahsızlandırılması zaman zaman karıştırılmaktadır.

Çözüm süreci PKK'nın silahsızlandırılması sürecidir. Biz silahsızlandırma sürecinde muhatap elinde silah olan örgüt olur. Süreçte 'muhatabımız bütün millettir' demek ancak bir bütün olarak Kürtlerin devlet ile barışı için kullanılabilir. Şimdi hükümetin önceki 3 yılda ağzının sütten yandığını anlaşılıyor. Gerek örgütün alan hakimiyeti, gerek şehirlere silah yığınağı yapması ve gerekse YDG-H'nin oluşturulması hükümette büyük bir tedirginlik yarattı. Daha temkinli, tedbirli dikkatli olarak yeni bir format geliştirmek isteyeceklerdir. Ancak, örgütün buna nasıl cevap vereceği önemlidir.

Örgüt cenahının son başlattıkları saldırı dalgasından sonra yeni bir değerlendirme yapıp yapmayacağını görmemiz gerekir. Öcalan'ın mesaj yayınlamasına izin verilip verilmeyeceği ve bu mesajın nasıl bir mesaj olacağını görmemiz gerekir. Formatı değişse bile hükümetin çözüm sürecini sürdürme iradesine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Çözüm süreci PKK'nın silahsızlandırılması içindi. Bu süreçte PKK, KCK, Öcalan ve HDP olmadan yürütülmesi imkansızdır" dedi.
 
"SÜRECİN TIKANMASINDA SURİYE'DEKİ GELİŞMELER DOĞRUDAN ETKİLİ OLDU"


Akil İnsanlar heyetinde yer alan Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Doç.Dr.Vahap Coşkun da, henüz PKK'nın tam anlamıyla tavrını belirleyen bir açıklama görmediklerini, Hükümetin sürecin ilerlemesi için iki temel şartı öne sürdüğünü söyledi. Doç.Dr.Coşkun, "Bunlardan birincisi, şehir yapılanmaların tasfiyesi ve kamu güvenliği tesisi ve PKK'nın silahlı unsurlarını sınır dışına çekmesini istiyor. PKK 2013'teki gibi silahlı unsurlarını sınır dışına çekmeyi kabul ederse o zaman çözüm sürecinin dönülmesi ve sürecin hızlı bir şekilde ilerlemesi mümkün olabilir. İkincisi süreç yürütülmesi sadece Türkiye'deki gelişmeler ile bağlı değil. Suriye'deki gelişmeler ile bağlantılıdır.

Sürecin tıkınmasında Suriye'deki gelişmeler doğrudan etkili oldu. Hükümet ile PKK arasında Suriye noktasında birlikte hareket etme noktasın bir zemin oluşursa çözüm sürecinde daha rahat hareket etmek mümkün olabilir. Türkiye'nin sürecin yeniden başlaması konusunda başka şansı yoktur. Cumhuriyet tarihinin en önemli projesidir. Süreci inkar etmesi kendisini inkar etmesi demektir. Kolayca gözden çıkarılacak bir süreç değildir" dedi.
 
"SEÇİM SONUÇLARI ÖCALAN'I KANDİL7E KARŞİ DAHA ÖNEMLİ KILDI"


Doç.Dr.Vahap Coşkun, 1 Kasım seçim sonuçlarının Abdullah Öcalan'ı daha ağırlıklı ve önemli kıldığını düşündüğünü de ifade ederek, "Bu çatışma sürecine rağmen HDP oy artırsaydı Kandil daha güçlü bir konuma gelecekti. Çatışma stratejisinin HDP'ye bir milyon oy kaybettirmesi hem HDP hem de Kandil'i durumu sorgulamaya itiyor. Öcalan'ın tekrar devreye girmesi söz konusu olabilir. Muhataplık konusunda karışık hale getirmeye gerek yok. Silahsızlanmanın muhatabı PKK'dır. Silahsızlanmayı PKK ile konuşacaksanız. PKK ile konuşurken HDP'den de yararlanabilirsiniz. Kürt meselesini tam anlamıyla çözmek, yönetim, ana dilde eğitim ve benzeri talipler konusunda ise muhatap bütün Kürtlerdir" dedi.

Bu haber toplam 1292 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler