1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 5 Haziran katliamı dosyasında 9 aydır ilerleme yok
5 Haziran katliamı dosyasında 9 aydır ilerleme yok

5 Haziran katliamı dosyasında 9 aydır ilerleme yok

HDP'nin 5 Haziran'da Diyarbakır İstasyon Meydanı'ndaki mitingine yönelik gerçekleşen iki bombalı saldırının üzerinden 9 ay geçmesine rağmen iddianame hazırlanmadı.

A+A-

 Tek sanığın yargılandığı dosyada ilk icraat olarak alınan gizlilik kararını nedeniyle dosyaya ulaşamadıklarını söyleyen MHD Eş Genel Başkanı Serhat Eren, "Hedefte Kürtlerin ve dostlarının olduğu dosyalarda savcıların ciddi hiçbir çabası yok. Dolayısıyla toplumu bu kadar derinden etkileyen katliamlarda dava açılmamasından ötürü Kürtlerin yargıya güveni kalmıyor" dedi.

Türkiye'de bugüne kadar gerçekleştirilen ve devletin büyük sorumluluğunun olduğu katliamlarda ya failler hiç bulunamazken ya da tek bir fail gösterilip arkasındaki güçler korunmaya çalışılıyor. Katliamlardan sonra savcılık tarafından açılan soruşturma ya da dava dosyaları için ise, ilk elden gizlilik kararı alınıyor. Buna örnek katliamlardan biri de 7 Haziran seçimlerine iki gün kala Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından Diyarbakır İstasyon Meydanı'nda yaptığı ve yüz binlerce kişinin katıldığı mitingde gerçekleştirilen saldırı. İki ayrı şekilde gerçekleşen patlamada Ramazan Yıldız, Necati Kurul, Şehmuz Kaçan, Civan Arslan ve Ali Türkmen adlı yurttaşlar yaşamını yitirmiş, 400'ü aşkın kişi ise yaralanmıştı.

Katliamdan sonra soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, katliamın ertesi günün ilk mesai saatinde dosyaya ilişkin "gizlilik" kararı getirerek, avukatların bu yönde bilgi alınmasına izin vermedi. Katliamın üstünden 9 ayı aşkın süre geçmesine rağmen Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı iddianame hazırlamazken, soruşturmaya ilişkin katliamın tek faili olarak Adıyaman nüfusuna kayıtlı DAİŞ çete mensubu Orhan Gönder'i Antep'te tutukladı.

Katliam göz göre göre geldi

Katliamdan sonra ortaya çıkan her yeni bilgi, saldırının içerisinde devlet görevlilerinin yer aldığı yönündeki şüpheleri de giderek güçlendiriyor. Saldırının şu anki tek faili olarak tutuklanan Orhan Gönder, ailesinin Adıyaman Emniyet Müdürlüğü'ne yapılan kayıp başvurusunun yanı sıra saldırı için geldiği Diyarbakır'da, teknik takip altında iken 3 Haziran sabahı kaldığı otelde yoklama kaçağı olduğu gerekçesiyle hakkında tutanak tutulup ardından bırakılmıştı. Sonrasında ise Gönder, olay günü teknik takipten de çıkarılmıştı. DAİŞ çete mensubu Gönder'in, "PKK nitelikli kayıp şahıs" olarak aranmasına rağmen Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) işlenmediği onun yerine kardeşi Engin Gönder'in UYAP kayıtlarına geçirilmesi katliamın göz göre geldiğinin somut kanıtlarından birisi oldu.

'Dosya mağdurlardan gizleniyor'

Gizlilik kararının sürdüğü soruşturma dosyasını değerlendiren Mezopotamya Hukukçular Derneği Başkanı Av. Serhat Eren, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığın "gizlilik" kararı alarak dosyanın katliamın mağdurlardan sakladığını söyledi. Alınan karardan sonra dosya ile ilgili bilgi alamadıklarını ifade eden Eren, "Mağdurların avukatı olarak dosyanın hem akıbetini hem de katliamın aydınlatılması amacıyla yürütülen soruşturma dosyasına katkı sunmak için Savcı ile görüştüğümüzde bize dosyanın 'gizli' olduğunu ve bu yüzden kesinlikle bilgi vermeyeceğini söylüyor. Biz mağdur avukatları olarak şunu söylüyoruz; Bu dosya kimden saklanıyor ve bu dosya mağdurlardan niye saklanılıyor? Biz, soruşturma dosyasında parmağı ve ilişkisi olan kişilerin ortaya çıkarılmasını konusunda katkıda bulunmak istiyoruz" şeklinde tepki gösterdi. Eren, dosyadaki "gizlilik" kararının kaldırılması için talepte bulunduklarını ancak taleplerinin reddedildiğini aktardı.

'Devletin parmağı olduğu için dosyaya gizlilik getirildi'

Devlet içerisinde bir veya birden fazla gücün yapılan katliamla ilişkisi olabileceğini belirten Eren, dosyanın bundan ötürü gizlendiğini ve dosyanın akıbeti konusundan ciddi kaygılarının olduğunu söyledi. 5 Haziran katliamına ilişkin hala bir iddianame hazırlanmadığına dikkat çeken Eren, "Neredeyse bir yılı dolacak ancak iddianame hala hazır değil. Dosyada kaç şüphelinin bulunduğunu bile bilmiyoruz. Doğrusu tutuklanan şüphelinin durumunu da bilmiyoruz. Kürtler mağdur olduğu durumlarda Cumhuriyet Savcıları, soruşturma dosyalarını zamana yayarak toplumun hafızasından silmeye çalışıyorlar. Ancak devletin mağdur olduğu davalarda Savcılar, çok kısa süre içerisinde soruşturma dosyalarını tamamlayıp hemen iddianameyi mahkemeye sunmak suretiyle davalarını açmaktadırlar" şeklinde konuştu.

'Yargının tarafsız ve bağımsız olduğundan kuşkuluyuz'

Diyarbakır patlamasından 4 gün sonra yani 9 Haziran'da Yeni İHYA-DER Başkanı Aytaç Baran'ın öldürülmesini hatırlatan Eren, "Aytaç Baran olayı 5 Haziran patlamasından sonra olmasına rağmen iddianame hazırlandı, dava açıldı ve hatta dava bir hafta önce sonuçlandı. Ancak 5 Haziran patlamasında 5 kişi ölmesine ve yüzlerce yaralı olmasına rağmen iddianame bile hazır değil. Yani Aytaç Baran davasında olması gereken yapılmış. Ama diğer davalarda bu yapılmadığı için yargının tarafsız ve bağımsız olduğundan kuşku duyuyoruz" dedi.

'Mağdur Kürtler olunca Savcılar çaba sarfetmiyor'

Gerek Diyarbakır gerekse Suruç ve Ankara patlaması gibi kamuoyunu derinden etkileyen katliamlarda savcıların harekete geçmede yetersiz olduğunu belirten Eren, "Hedefte Kürtlerin ve dostlarının olduğu dosyalarda Savcıların ciddi bir çabası yok. Dolayısıyla toplumu bu kadar derinden etkileyen katliamlarda dava açılmamasından ötürü Kürtlerin yargıya güveni kalmıyor. Kamuoyu, yargı mekanizması karşısında Kürtlerin eşit olmadığı hissiyatını bu tarz dosyalarla taşıyor" dedi. 

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler