1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 4 eşbaşkandan ortak açıklama: “Mücadele yükseltilecek”
4 eşbaşkandan ortak açıklama: “Mücadele yükseltilecek”

4 eşbaşkandan ortak açıklama: “Mücadele yükseltilecek”

1 Kasım seçimlerine ilişkin ortak bir metin yayımlayan Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Demokratik Kongresi eşbaşkan ve sözcüleri, 1 Kasım seçimlerinde tek başına iktidar olan AKP’nin “Seçim değil tehdit ve terör kampanyası” yürüttüğünü belirtti.

A+A-

Parlamentonun Kürt sorunu için inisiyatif almasına isteyen eşbaşkanlar, mücadelenin de yükseltileceğini vurguladı.
1 Kasım’da AKP’nin tek başına iktidar ipini göğüslediği, HDP’nin ise yüzde 10’luk seçim barajını kıl payı aştığı seçimler, ülke genelinde tartışıldığı gibi Kürt cephesinde de ele alınıyor, bu konuda kapsamlı değerlendirmeler yapılıyor.

Bu çerçevede HDP Eşgenel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, DBP Eşgenel Başkanları Emine Ayna ve Kamuran Yüksek, DTK Eşgenel Başkanları Hatip Dicle ve Selma Irmak ile HDK Eş Sözcüleri Ertuğrul Kürkçü ve Sebahat Tuncel, Ankara’da bir araya geldi. Kapsamlı değerlendirmeler yapan eş başkan ve sözcüler daha sonra da belirlemelerine yazılı bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu.


Açıklamada öncelikle sandığa gidip demokratik katılım hakkını kullanan yurttaşlara teşekkür eden eş başkan ve sözcüler, katliamlarda yaşamını yitirenleri de anarak “Sandığa giderek iradesini ortaya koyan tüm yurttaşlara teşekkürler edilen metinde, "Seçimlerde HDP'nin başarısı için canla başla çalışan herkesi kutluyoruz. 7 Haziran'dan bu yana AKP ve Saray işbirliği ile gerçekleşen saldırılarda yaşamını yitiren bütün arkadaşlarımıza bir kez daha minnet ve şükranlarımızı sunuyor, kendilerine Allahtan rahmet dileklerimizi tekrar paylaşıyoruz" dediler. 


1 Kasım seçimlerinin 7 Haziran'da düşürülmüş AKP hükümetinin, seçimlerden istediği sonucu almak için beş ay boyunca ülkede estirdiği hükümet terörü atmosferinde gerçekleştirildiğine işaret edilen açıklamada, 7 Haziran seçim sonuçlarının büyük baskı ve zulme rağmen ortaya çıkarılmış önemli bir halk iradesi olduğunu vurgulanarak şöyle denildi:


“AKP'nin tek başına iktidarı ve başkanlık hevesleri için ülke kan gölüne çevrilmiş, HDP'ye dönük hükümet merkezli saldırılar, katliamlar ve basın ambargoları gerçekleştirilmiş. HDP'nin seçim kampanyası yürütemeyeceği şekilde canlı bombalar HDP eşbaşkanlarının ve milletvekili adaylarının peşine salınmış, ülkede olağanüstü bir güvenlik korkusu yaratılarak seçmen adeta teslim alınmaya çalışılmıştır"


AKP'nin politikalarına onay verilmedi


AKP'nin, devletin ve örtülü ödeneğin bütün imkanlarını ahlâksız şekilde kullanmakla suçlandığı açıklamada, sadece seçim kampanyası değil, bir tür tehdit ve terör kampanyası yürütüldüğü, bunun neticesinde de gerçek halk iradesinin oluşmaması için kısa süreli ani şok stratejisi uygulayarak sonuca gittiği kaydedildi.


Sandıktan çıkan sonuçlarda, AKP'nin açık-gizli ajandasındaki hiçbir gerici politikaya toplum tarafından onay verilmediğini vurgulan açıklamada "Hiç şüphe yok ki bu seçimin sonuçlarına dayanarak Türkiye halklarının katliam, savaş, zulüm, hırsızlık, yolsuzluk, ahlâksızlık politikalarına onay verdiğini asla kabul etmeyeceğiz" denildi.


Olağanüstü direnişle barajı aştık


Açıklamada, "1 Kasım seçimlerinde HDP'nin tarihin en yoğun ve en ahlâksız siyasi, fiziki saldırıları karşısında öz gücüne dayanarak ve seçmeniyle kurduğu güçlü manevi bağlara dayanarak, olağanüstü bir direniş ve dik duruş ile barajı aşmayı ve parlamentonun üçüncü büyük grubu olmayı başardığına" denildi ve HDP'nin bu ağır saldırılar altında da kadınların gruptaki temsiliyetinden vazgeçmediğine ve TBMM'de kadın mücadelesinin en güçlü sesi olmayı hak ettiğine dikkat çekildi. Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:


Mücadele yükseltilecek
 
"MHP/AKP gizli ittifak ve işbirliğinin temel hedefi, HDP'yi baraj altında bırakarak güçlü bir AKP hükümeti kurdurmaktı. Ancak MHP'nin bu ucuz oyunu HDP'nin barajı aşmasıyla birlikte tam bir fiyasko ile sonuçlanmış MHP tam bir hezimet yaşayarak, yok saydığı HDP'nin çok altında bir temsiliyetle parlamentoya girmiştir. Bu noktadan sonra bizlere ve tüm demokrasi güçlerine düşen şey güçlü bir demokrasi bloku oluşturarak, parlamento içinde ve dışında mücadeleyi yükseltmek olmalıdır."


Çözümü AKP’nin insafına bırakmayacağız


Halkların, eşbaşkanlara verdiği görevin tam olarak ve layıkıyla yerine getirileceğinden kimsenin kuşkusunun olmaması gerektiği kaydedilerek "Türkiye toplumunun korkmasını ve geleceğe dair kaygılanmasını gerektirecek bir durum yoktur. Sadece mücadele birliğini kurmak bile önümüzdeki tehlikeleri alt etmek için yetecektir. Biz varız ve kendimize güveniyoruz. Faşizmi, gericiliği defalarca durdurduk, yine başaracağız.

Yeni dönem parlamentosu Kürt sorunu başta olmak üzere demokratik çözüm, müzakere ve diyalogu esas alan bir inisiyatif geliştirmelidir. Çözüm süreci sadece AKP'nin insafına terk edilemez. Parlamentoda kurulacak ortak bir komisyon çözüm sürecinin resmi muhatabı olarak öne çıkmalı ve savaşı durduracak bir demokrasi programı ile toplumun barış beklentisine cevap vermelidir. AKP, böylesi bir çözüm iradesine saygı duyarak barış sürecine geri dönmeyi ve yeni mekanizmalar ile birlikte çözüm sürecini parlamento zeminine emanet etmeyi kabul ederse bizler de bu yaklaşıma saygı duyacağız" denildi.


Öcalan’ın koşulları…..


PKK Lideri Abdullah Öcalan'a dönük Nisan ayından bu yana süren tecride karşı Öcalan'ın yeniden ve daha etkili bir şekilde rolünü oynayabileceği koşulların yaratılması ve parlamentonun çözüm sürecinin merkezi haline getirilmesi gerektiği belirtilen açıklamada şöyle devam edildi:


Demokratik, özgürlükçü anayasa


"Demokratik, sivil özgürlükçü bir anayasa ile birlikte ülkemiz hak ettiği kurumsal ve köklü demokrasi yolunda çok önemli adımları bu dönemde atabilir. Güvenlikçi politikalar derhal terk edilerek uzlaşma ve ortak akıl çerçevesinde hep birlikte geleceğin Türkiye’si adım adım inşa edilebilir"


Adım atmaya hazırız


Olumlu bir yaklaşım geliştirilmesi halinde her türlü doğru adımı birlikte atmaya hazır olduklarını belirtilen açıklamada "Halklarımızın ortak çıkarları doğrultusunda; kutuplaşma, gerilim ve kamplaşmaya son verecek dil ve üsluptan başlayarak yeni bir dönemin açılması için üstümüze düşen sorumluluğun gereğini yapacağımızdan kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Toplumun hepimizden temel beklentisi çözüm siyasetidir. Seçimin her türlü adaletsizliğine ve eşitsizliğine rağmen bizler sorumlu muhalefet ve sorumlu siyaset tarzımızla çözüm kapılarını aralamak istiyoruz" görüşleri dile getirildi.


Operasyonlar dursun, ateşkes sürsün


CHP'nin de ana muhalefet partisi olarak bu tarihi günlerde barış ve demokrasi adına üzerine düşen sorumluluğu cesaretle yerine getirmesi gerektiğine işaret edilen açıklamada, "Sorunlarımızın çözümünde parlamento içi ve dışı bütün demokrasi güçlerinin birlikte hareket ederek meclisi çözümün odağı haline getirebileceğine inanıyoruz. AKP'nin de bütün bu olup bitenlerden doğru sonuçlar çıkararak sağduyu ile hareket etmesini temenni ediyoruz. Hiç bir dayatma politikasına, savaş ve katliam politikasına onurlu tek bir yurttaşın boyun eğmediğinin ve eğmeyeceğinin görülmüş olduğunu umuyoruz. İçeride ve dışarıda savaşı büyütecek her türlü karardan dönülmesini ve uçurumun kıyısına gelmiş bu anlayışta daha fazla ısrar edilmemesi çağrısını yapıyoruz.

Yeni dönem parlamentosunun iradesini ortaya koyarak çözüm gücü haline gelebilmesi için bütün güçlere buna fırsat sunabilecekleri bir pozisyonda kalmaları çağrısı yapıyoruz. Bu çerçevede; KCK'nin ilan ettiği tek taraflı ateşkesin sürdürülmesi, hükümetin de bütün askeri ve polisiye operasyonları durdurarak ateşkesin karşılıklı hale gelmesi için irade ortaya koymasını bekliyoruz" denildi. Açıklamada son olarak, şu ifadelere yer verildi:


Gün, geri çekilme günü değildir


"Önümüzde bizleri zorlu bir mücadele dönemi bekliyor. Her türlü olasılığa her zaman hazır olabilmek için, moralle, inançla ve yüksek bir motivasyonla herkesi daha fazla örgütlenmeye, yan yana durmaya ve birlikte mücadeleye çağırıyoruz. Gün, geri çekilme günü değil, daha güçlü ileri atılma ve inisiyatif alma günüdür. Biz her zamankinden fazla kendimizi hazır ve heyecanlı hissediyoruz. Haklı ve meşru duruşumuzdan asla taviz vermeden herkesi mücadeleyi kararlılıkla yükseltmeye davet ediyoruz. Özgürlük, adalet ve barış mücadelesi kesinlikle kazanacaktır"

 

Bu haber toplam 1142 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler