SON DAKİKA:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

"1968'de de 'Kürtler dışarı' diye bağırıyorlardı"

19 Nisan 2010 Pazartesi 23:10

Diyarbakırspor'un ilk formasını giyen Şorik Weysi lakaplı Veysi Gönenç, 1960'lı yıllarda da ırkçılığa maruz kaldıklarını söyleyerek, "O zaman PKK yoktu. 'Kürtler dışarı' diye slogan atıyorlardı" dedi.

16 yaşında Diyarbakır'da Yıldız Kulübü'nde futbola başlayan ve daha sonra Dicle Gençlikspor'a geçen Gönenç, iki kulübün birleşmesiyle de Diyarbakırspor'un doğduğunu anlattı.

Oynadıkları dönemdeki seyirci profilinin daha kaliteli olduğunu belirterek birçok imkânsızlık ve zorluklarkla mücadele etmek zorunda kaldıklarını söyleyen Gönenç, unutamadı maçlar arasında, bir üçüncü lig takımı olarak birinci ligde oynayan iyi takımlardan İzmirspor'u eledikleri maçın ayrı bir yeri olduğunu ifade etti.

Veysi Gönenç, AKnews'ün o zamanki futbol koşulları, seyircisi ve yaşadıkları ile günümüzün futbol gerçekliği hakkındaki sorularını yanıtladı.

Futbola nasıl başladınız?

1957 yılında futbola başladım. Diyarbakır'daki Yıldız Kulübü'nde başladım. 59-60 sezonunda Dicle Gençlikspor Kulübü'ne geçtim. Askere gittim, orada Kayseri Hava Gücü'nde oynadım. Askerliği bitirdikten sonra tekrar Diyarbakır'a döndüm ve burada Diyarbakırspor'u kurduk.

Nasıl kurulduğunu anlatır mısınız?

Dicle Gençlikspor ile Yıldız Kulübü'nün birleşmesiyle bugünkü Diyarbakırspor doğdu. Her iki kulüp de Diyarbakır'ın en gözde kulüpleriydi. İkisi birleşmeseydi, Diyarbakırspor olmazdı. Dicle Gençlik yeşil beyaz renkliydi, onun yeşilini aldık. Yıldızspor ise sarı kırmızıydı, onun da kırmızısını aldık. Böylece yeşil kırmızı renkler ortaya çıkmış oldu.

Size o zaman Şorik Weysi mi diyorlardı?

Evet. Herkes öyle diyordu. Eskiler halen diyor.

Niye Şorik Weysi?

Kızdığım zaman, şorıkım (salya) akıyordu, onu kolumla siliyordum. O nedenle herkes bana Şorik Weysi diyordu. Hepimizin lakabı vardı. Lakapsız futbolcu pek nadirdi.

Hiç unutamadığınız sporcular var mı?

Boğa Emin, Xoşxoş Emin, Ceylan Emin, Beton İsmail, Altunkafa Recep'i hiç unutamıyorum. Kapo Cahit vardı. Zaten o bizim hocamızdı. Biz hepimiz onun talebesiydik. Epey emeği oldu Diyarbakırspor'a.

Kaç yıl futbol oynadınız?

Toplam 15 yıl oynadım. 16 yaşında futbola başlamıştım. 1968'de Diyarbakırspor'da profesyonel oynamaya başladım. O zaman Diyarbakır 3. ligdeydi. O dönemler fazla takım yoktu.

İlk formayı giyenlerdendiniz değil mi?

Evet. İlk formayı ben giymiştim. O günü hiç unutamıyorum. Çok heyecanlanmıştım. Hemen hemen hepimiz Diyarbakırlıydık. Canla, başla oynuyorduk. Parayı pek düşünmüyorduk, sanki halen amatördük, öyle oynuyorduk.

Deplasmana nasıl gidiyordunuz?

Trenle gidiyorduk. Hiçbir imkânımız yoktu. Bir ara deplasmana Tokat'a trenle gittik. Önce Sivas'a gittik. Ondan sonra oradan Tokat trenine bindik. Bayağı uzun bir yolculuktu. Trenin req-req sesini sabaha kadar dinlemek zorunda kalıyorduk.

Bu yolculuk ve ses sizin performansınızı etkilemiyor muydu?

Valla biz hiç anlamıyorduk. Amatör ruh vardı bizde. Biz Tokat maçına gittiğimizde, Pınarbaşı'nda 9 saat karda kalmıştık. Aynı gün saat 10.00'da Tokat'a yetiştik, 13.00'te de top oynadık, hem de yağmurlu bir havada oynadık. Biz bu işin ceremesini çok çektik.

O dönem Diyarbakır'dan deplasmana seyirci gidebiliyor muydu?

Pek nadir gidiyordu. Kırıkkale'ye gittiğimiz zaman İstanbul, Ankara'dan seyircilerimiz geliyordu. Hepsi o kadar. Onlar da bir elin parmağını geçmezdi.

O dönem ile bugünkü taraftarları karşılaştırdığımızda neler söylemek istersiniz?

Eskiden Diyarbakır bu kadar kalabalık değildi. Bugünkü taraftarlar ile o dönem taraftarları arasında çok fark var. O dönemki seyirciler hep kültürlüydü. Herkes bizi tanırdı, biz onları tanırdık. Şimdi tribüne gidiyoruz, kimseyi tanımıyoruz. Gitmek de istemiyoruz. 15-20 senedir maçlara gitmiyoruz. Seyircilerin yüzünden gitmiyoruz. Çok küfür ediliyor.

Eskiden seyirci profili nasıldı?

Kültürlü insanlardı, genelde fötr şapka takarlardı. İşadamları geliyordu, ağalar geliyordu maçlara. Hep tanınmış insanlardı.

Ekonomik imkânlarınız nasıldı?

Biz bir forma alıyorduk, hemen hemen bir sezonu bitiriyorduk. Bir eşortman, ayakkabıyı en az bir sezon giyiyorduk. O dönem her ay bugünün bin 500 TL'sini alıyorduk. Ben başka yerlere hiç transfer olmadım. Kayseri beni transfer etmek istedi, ama ben kabul etmedim. Kendi takımımızda kaldık. Ben orta saha oyuncusuydum.

O dönem unutamadığınız bir maç var mı?

Bir İzmir spor maçı vardı hiç unutamıyorum. Türkiye Kupası maçıydı. Onlar birinci ligdeydi, biz üçüncü ligdeydik. İzmirspor o dönem çok şöhretli bir takımdı, Türkiye'de bayağı mesafe kat eden, isminden söz ettiren bir takımdı. Biz onları kupada eledik. 3. lig takımı olarak 1. ligdeki takımı yenmiştik ve bu Türkiye'de büyük ses getirmişti. Rize maçı dönüşümüz var, hiç unutamıyorum. Dönüşte üç dört yerde kaza atlattık. Ölümden dönmüştük.

Meşhur Bursaspor - Diyarbakırspor maçına gelirsek, atılan ırkçı sloganları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz 68-69 yılında bile Kırıkkale'de aynı şeyi yine gördük. Kırıkkale maçında 4 saat sahada kaldık. O dönem PKK olmadığı halde, aynı bu sorunlar yine vardı. O maçta hoparlörlerle “Kürtler dışarı” diye bağırıyorlardı. O zaman bile bizi orada istemiyorlardı.

Diyarbakırlı ya da Kürt olmak niye böyle karşılanıyor?

Irkçılığı yapanlara bunu sormalı. Biz Diyarbakırlılar gelen yabancılara kendi halkımızdan daha iyi bakıyoruz, daha fazla kıymet veriyoruz. Ama onlar niye bize böyle yaklaşmıyor anlamıyorum. Gerçeği bilseler bu şekilde bize yaklaşmazlar. Kürt olmak onlara göre suç. Oysa bir ırktan olmak nasıl suç oluyor? Bu dili bize Allah vermiş, herkesi ayrı ayrı yaratmış. Ama biz Kürt olunca horlanıyoruz. Bu çok büyük bir ayıp.

Diyarbakırspor'a verilen ceza adil miydi?

Bursaspor maçında çok büyük olaylar oluyor. Başkanımızı idarecileri çağırıyorlar, orada kendi aralarında anlaşıyorlar. Sanki benle sen kavga etmişiz gibi bizi barıştırıyorlar, orada işi kapatıyorlar. Ama buraya geldiğinde onlar buradaki her şeyi yansıttı. Onların bir sahasını bile kapatmadılar. Bizim seyircilerimiz artık bıktı. Gittiğimiz her yerde “PKK dışarı” diye tezahürat yapılıyor, bize zülüm yapılıyor. Onlar da buraya gelip derslerini aldılar. Orada Bursaspor'a ceza verilseydi, buradaki olaylar olmazdı, bu kadar büyümezdi. Ceza verilmediği için, adalet yerine gelmediği için, seyirciler kendini kaybetti.

Diyarbakır'da niye bu olaylar oldu?

Görünüş olarak komploydu gibi.

Komployu kim kurdu?

Federasyon kurdu. Çünkü İkinci Başkanı, onların (Bursaspor) eski başkanlarıdır. Hemen çekip gitmeleri ne demektir? İnsan bir on-onbeş dakika bekler. Emniyet ve Valilik de iyi bir tedbir alsaydı bu olaylar olmazdı. O taşlar nereden geldi? Seyirci getirdiğine göre müsamaha gösterilmiş. İçeri girerken aranmıyor mu bu seyirciler? Kapalı ve açık tribüne bu taşlar nasıl sokuldu? O taşları kim soktu içeri? Onun araştırılması lazımdı.

Diyarbakırspor için kimileri “devletin takımı” kimileri ise “Kürtler'in takımı” diyor. Siz nasıl bakıyorsunuz?

Vallahi biz bir şey diyemeyiz. Devletin takımı olsaydı bu durumlara düşmezdik. Bizleri düşürmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Nasıl devletin takımı oluyor? Hakemler bizi düşürmek için elinden geleni yapıyor.

Kürtler bu takıma sahip çıkmalı mı?

Yöneticileri zaten hepsi Küt'tür. Kendi asıllarını inkâr ederlerse onu bilemem, ama hepsi Kürt. Herkes bu takıma sahip çıkmalı. Diyarbakırspor deplasmana gittiğinde, Siirtlisi, Mardinlisi, Batmanlısı, buraların bütün insanları ona destek vermeye geliyor.

Niye destekliyorlar?

Kürt olduğunu düşünen de var, Doğu takımı olduğunu düşünenler de var.

Diyarbakırspor'un geleceği için neler söylemek istersiniz?

Geleceği hiç parlak görünmüyor. Bir kulübün altyapısı yoksa, her yıl bir yönetim değişirse, bu iş olmaz.
 
Nasıl toparlanabilir?

Çok zor. İşadamları bu işe elini atmadıktan sonra, toparlanamaz. Akıbetimiz böyledir. Bu sene ligde kalsak bile, seneye yine düşeriz.

Eskiden Diyarbakırspor'da dışarıdan gelen futbolcular var mıydı?

Genelde futbolcuları Diyarbakırlıydı, Kürt'tü. Bir Ermeni de vardı. Ona Gavur Sami diyorlardı. Şimdi sadece iki kişi Diyarbakırlı. Keşke hepsi Diyarbakırlı olsa. İlerisi için de iyi olurdu. Daha genç çocuklar heves ederlerdi. Biz eskiden gittiğimiz yerlere, bizim bu tarafın sporcularını parmakla gösteriyorlardı. Formamızın hakkını veriyorduk. Mağlup olduğumuz zaman, gece sabaha kadar yatamıyorduk. Çarşıya çıkamazdık, utanırdık. Şimdi yenilgi kimsenin umurunda değil. Bizler öyle alışmıştık, bunlar da böyle alışmışlar. Biz mağlup olduğumuz zaman çarşıda yürüyemiyorduk, vicdan azabı çekiyorduk.

Diyarbakırspor gelecekte Kürtler'in Atletico Bilbao'su olabilir mi?

Çok isterim olsun ama zor. Çünkü o altyapı yok. Keşke olabilseydi, keşke hep buranın çocukları oynasaydı.

Diyarbakırspor yenildiği zaman ne hissediyorsunuz?

İçimiz yanıyor. Sonuçta o formayı giymişiz, memleketimizin takımıdır. İdareciler bile belki bizim kadar üzülmüyorlardır.

Geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?

Köy Hizmetleri'nden emekliyim. Hiçbir maddi sıkıntım yok. Her gün Nargileciler kahvehanesine geliyorum, burada arkadaşlarımla sohbet ediyorum. Evim toplu konutta olmasına rağmen, her gün buraya geliyorum. 50 yıldır bu kahvehaneye takılıyorum. Buranın ismi "Eski Borsa Halı"dır. Günde bir nargile içiyorum. Her bir nargile iki-üç saat sürüyor.

Buraya genelde kimler takılıyor?

Emekliler geliyor, müzisyenler geliyor. Ben, Boxe Emin ile Xoşxoş Emin buraya takılıyoruz. Geçmiş günleri yâd ediyoruz. Ben ile Boxe Emin sürekli beraberiz. Sohbetlerimiz genelde maç üzerine. Başka hiçbir yere takılmıyoruz.

Kürtçe ile aranız nasıl?

Kürtçeyi severim. Ama büyüklerimiz evde konuşmadığı için, biz tam öğrenemedik. Anlıyoruz ama konuşamıyoruz. Çocuklarım da aynen böyle. Bu durum sıkıyor beni, üzülüyorum. Keşke Kürtçe bilseydim, çocuklarıma da öğretebilseydim. İnsanın ana dilini bilmesi iyi bir şeydir. Faydası var, zararı olmaz.

Çocuklarınıza hiç “Kürtçe öğrenin” diyor musunuz?

Vallahi yalan söylemeyeyim, çocuklarıma söylemiyorum.

Eskiden tezahüratlar Kürtçe mi Türkçe mi yapılıyordu?

Türkçe yapılıyordu.

Kürtçe tezahüratların sahaya hakim olacağına inanıyor musunuz?

Fırsat vermezler. Radyolar, televizyonlar artık Kürtçe yayın yapıyor, Kürtçe tezahürat ta olursa iyi olur.

Diyarbakır dışındaki futbolcu arkadaşlarınızla halen görüşüyor musunuz?

Evet, şu an İstanbul'da, kuyumculuk yapan bir arkadaşım var. Halen birbirimizi arayıp, soruyoruz. Ben oraya gidiyorum, onlar buraya geliyor. Birbirimizi çok seviyoruz. Öyle birkaç arkadaş daha var, genelde birbirimizi soruyoruz.

Diyarbakır'da futbol anlamında en çok hangi eksiklik göze çarpıyor?

Kadın futbol takımının olmaması göze çarpıyor. Bu büyük bir eksiklik, muhakkak bir kadın futbol takımının kurulması gerekiyor.

ŞORİK WEYSİ / PORTRE

Gerçek ismi Veysi Gönenç olan Şorik Veysi, 1941 yılında Diyarbakır'da dünyaya geldi. İlk okulu bitirdikten sonra, 16 yaşında amatör futbol takımlarında spora başladı. 1968'de Dicle Gençlikspor ile Yıldızspor'un birleşmesi ile kurulan Diyarbakırspor'da oynadı. 15 yıl yeşil sahalarda top koşturan Şorik Weysi, evli ve 4 çocuk babası.

Maşallah Dekak / AKnews

Okunma Sayısı : 9070
YORUMLAR
A.bilbao
PISMAM Mustafa
Wala her kürdün gönlünde bu arzu geciyor. Ne yazikki müsade edilmiyor. Bu cocuklarin bu takimda oynayabilmesi icin önce yönetimin bu couklara layik insanlarin eline gecmesi lazim. Sonra bu koskoca cografyada bu formayi giyebilecek 20-30 kocayürek bulunur. Avrupada böyle bir takimda formaa giyecek onlarac Kürt genci vardir. Ne yazikki görünümün devlet takimi yansittgi icin fazla ilgi cekmiyor burda.
20 Nisan 2010 Salı 19:30
84.171.220.24

SON HAFTANIN SKORU

1
0
Turgutluspor
Diyarbakırspor


Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya